yaratık ile cümle
yaratık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Tanrılar ve mitsel yaratıklar sihirli mücevherler için savaşıyorlar."E vorba de zei şi creaturi mitice care se luptă pentru bijuterii magice.
Tanrılar ve mitsel yaratıklar sihirli mücevherler için savaşıyorlar."Het zijn goden en mythische wezens die strijden om magische juwelen."
Tanrılar ve mitsel yaratıklar sihirli mücevherler için savaşıyorlar."Itu mengenai para dewa dan makhluk mitos yang memperebutkan perhiasan gaib."
Tanrılar ve mitsel yaratıklar sihirli mücevherler için savaşıyorlar."Jsou tam bohové a mytická stvoření, kteří bojují o magický prsten."
Tanrılar ve mitsel yaratıklar sihirli mücevherler için savaşıyorlar."그건 신들과 신화적인 생명체들이 마력의 보석을 놓고 싸우는것에 관한거야."
Tanrılar ve mitsel yaratıklar sihirli mücevherler için savaşıyorlar."Parla di dei e creature mitiche che si battono per dei gioielli magici".
Tanrılar ve mitsel yaratıklar sihirli mücevherler için savaşıyorlar.""São deuses e criaturas míticas "a lutar por joias mágicas."
Tanrılar ve mitsel yaratıklar sihirli mücevherler için savaşıyorlar."Son dioses y criaturas míticas luchando por joyas mágicas".
Tanrılar ve mitsel yaratıklar sihirli mücevherler için savaşıyorlar."Είναι θεοί και μυθικά πλάσματα που παλεύουν για μαγικά κοσμήματα."
Tanrılar ve mitsel yaratıklar sihirli mücevherler için savaşıyorlar."Това са Бог и митичните същества борещи се за магическите скъпоценности."
Tanrılar ve mitsel yaratıklar sihirli mücevherler için savaşıyorlar."Это боги и мистические создания сражаются за волшебные драгоценности".
Tanrılar ve mitsel yaratıklar sihirli mücevherler için savaşıyorlar."אלה הם אלים ויצורים מיתולוגיים הנלחמים על אבני חן קסומות."
Tanrılar ve mitsel yaratıklar sihirli mücevherler için savaşıyorlar."تعبر عن قتالٍ بين الاّلهة ومخلوقاتٍ غريبة من أجل بعض المجوهرات السحرية ".
Tanrılar ve mitsel yaratıklar sihirli mücevherler için savaşıyorlar."魔法の指輪を巡って戦う話だ」 これは興味深いことです
"Tanrının bu dünyada yarattığı en muhteşem yaratıklar" demesiydi."as criaturas mais esplêndidas que Deus colocou nesta terra".
"Tanrının bu dünyada yarattığı en muhteşem yaratıklar" demesiydi."cea mai spendidă creatură lasată de Dumnezeu pe acest pământ."
"Tanrının bu dünyada yarattığı en muhteşem yaratıklar" demesiydi."de meest fantastische wezens die God op de aarde heeft gezet."
"Tanrının bu dünyada yarattığı en muhteşem yaratıklar" demesiydi."..den mest praktfulla varelse som Gud satt till denna jord."
"Tanrının bu dünyada yarattığı en muhteşem yaratıklar" demesiydi."Det mest pragtfulde væsen som Gud har sat på denne jord."
"Tanrının bu dünyada yarattığı en muhteşem yaratıklar" demesiydi."신이 지상에 탄생시킨 가장 멋진 피조물"이라고 했던 겁니다.
"Tanrının bu dünyada yarattığı en muhteşem yaratıklar" demesiydi."La creatura più splendida che Dio abbia messo su questa Terra".
"Tanrının bu dünyada yarattığı en muhteşem yaratıklar" demesiydi."la plus belle des créatures que Dieu ait mise sur Terre"
"Tanrının bu dünyada yarattığı en muhteşem yaratıklar" demesiydi."Las criaturas más esplendidas que Dios puso sobre la faz de la tierra".
"Tanrının bu dünyada yarattığı en muhteşem yaratıklar" demesiydi."najbolj čudovito bitje, kar jih je bog postavil na Zemljo."
"Tanrının bu dünyada yarattığı en muhteşem yaratıklar" demesiydi."najúžasnejšieho tvora, ktorého Boh stvoril"
"Tanrının bu dünyada yarattığı en muhteşem yaratıklar" demesiydi."tím nejúžasnějším stvořením, kterým Bůh obdařil naši zemi."
"Tanrının bu dünyada yarattığı en muhteşem yaratıklar" demesiydi."τα πιο υπέροχα πλάσματα που έβαλε ο Θεός στη Γη."
"Tanrının bu dünyada yarattığı en muhteşem yaratıklar" demesiydi."найбільш досконале створіння, яке Бог послав на цю землю."
"Tanrının bu dünyada yarattığı en muhteşem yaratıklar" demesiydi."най-прекрасните същества които Господ е сложил на тази земя."
"Tanrının bu dünyada yarattığı en muhteşem yaratıklar" demesiydi."самое прекрасное создание, которое Господь послал на эту землю".
"Tanrının bu dünyada yarattığı en muhteşem yaratıklar" demesiydi.הנימה המעט-צורמת היחידה היתה כשג'פרי קצנברג אמר על סוסי-הפרא,
"Tanrının bu dünyada yarattığı en muhteşem yaratıklar" demesiydi.הנימה המעט-צורמת היחידה היתה כשג'פרי קצנברג אמר על סוסי-הפרא:
"Tanrının bu dünyada yarattığı en muhteşem yaratıklar" demesiydi."أجمل المخلوقات التي خلقها الله على الارض."
"Tanrının bu dünyada yarattığı en muhteşem yaratıklar" demesiydi.彼が言葉通りの意味で言ったわけでないことは もちろん皆さんご存じの通りですが
Tanrı, ‹‹Sular canlı yaratıklarla dolup taşsın, yeryüzünün üzerinde, gökte kuşlar uçuşsun›› diye buyurdu.Ja Jumala sanoi: "Viliskööt vedet eläviä olentoja, ja lentäkööt linnut maan päällä, taivaanvahvuuden alla".
Tanrı, ‹‹Sular canlı yaratıklarla dolup taşsın, yeryüzünün üzerinde, gökte kuşlar uçuşsun›› diye buyurdu.하나님이 가라사대 물들은 생물로 번성케 하라 땅위 하늘의 궁창에는 새가 날으라 하시고
Tanrı, ‹‹Sular canlı yaratıklarla dolup taşsın, yeryüzünün üzerinde, gökte kuşlar uçuşsun›› diye buyurdu.Og Gud sa: Det vrimle av liv i vannet, og fugler flyve over jorden under himmelhvelvingen!
Tanrı, ‹‹Sular canlı yaratıklarla dolup taşsın, yeryüzünün üzerinde, gökte kuşlar uçuşsun›› diye buyurdu.Řekl ještě Bůh: Vydejte vody hmyz duše živé v hojnosti, a
Tanrı, ‹‹Sular canlı yaratıklarla dolup taşsın, yeryüzünün üzerinde, gökte kuşlar uçuşsun›› diye buyurdu.ויאמר אלהים ישרצו המים שרץ נפש חיה ועוף יעופף על הארץ על פני רקיע השמים׃
Tanrı, ‹‹Sular canlı yaratıklarla dolup taşsın, yeryüzünün üzerinde, gökte kuşlar uçuşsun›› diye buyurdu.وقال الله لتفض المياه زحافات ذات نفس حية وليطر طير فوق الارض على وجه جلد السماء.
Tanrı, ‹‹Sular canlı yaratıklarla dolup taşsın, yeryüzünün üzerinde, gökte kuşlar uçuşsun›› diye buyurdu.神 說 、 水 要 多 多 滋 生 有 生 命 的 物 . 要 有 雀 鳥 飛 在 地 面 以 上 、 天 空 之 中
Tanrı, ‹‹Sular canlı yaratıklarla dolup taşsın, yeryüzünün üzerinde, gökte kuşlar uçuşsun›› diye buyurdu.神說 、 水 要 多多 滋生 有 生命 的 物 . 要有 雀鳥飛 在 地面 以上 、 天空 之中
Timsah, doğal olarak bir başka parça. Bu da, daha isimlendirmediğimiz korkunç bir yaratık.Coccodrilli, naturalmente, e questo è uno cattivo che non abbiamo ancora nominato.
Timsah, doğal olarak bir başka parça. Bu da, daha isimlendirmediğimiz korkunç bir yaratık.Cocodrilos; por supuesto, y ese es uno desagradable al que no le hemos dado nombre todavía.
Timsah, doğal olarak bir başka parça. Bu da, daha isimlendirmediğimiz korkunç bir yaratık.Crocodili, bineînţeles, ăsta e unul neprietenos pe care nu l-am numit încă.
Timsah, doğal olarak bir başka parça. Bu da, daha isimlendirmediğimiz korkunç bir yaratık.Des crocodiles, bien sûr, en voilà un méchant que nous n'avons pas encore nommé.
Timsah, doğal olarak bir başka parça. Bu da, daha isimlendirmediğimiz korkunç bir yaratık.Krokodile, natürlich, und das ist ein schwieriger, den wir noch nicht benannt haben.
Timsah, doğal olarak bir başka parça. Bu da, daha isimlendirmediğimiz korkunç bir yaratık.Krokodillen, natuurlijk, en dit is een gemene die we nog niet hebben benoemd.
Timsah, doğal olarak bir başka parça. Bu da, daha isimlendirmediğimiz korkunç bir yaratık.Krokodiller, selvfølgelig, og dette er en slem en vi ikke har navngivet endnu.
Timsah, doğal olarak bir başka parça. Bu da, daha isimlendirmediğimiz korkunç bir yaratık.Krokotiileja, luonnolisestikkin, ja tässä pahis, jota emme ole vielä nimenneet.
Timsah, doğal olarak bir başka parça. Bu da, daha isimlendirmediğimiz korkunç bir yaratık.Крокодили, разбира се, а това е един гаден, на който още не сме дали име.
Timsah, doğal olarak bir başka parça. Bu da, daha isimlendirmediğimiz korkunç bir yaratık.Крокодилы, конечно же, и вот этот злобный, которому мы ещё не придумали название.
Uzay Yolu, bende uzaylıları görme isteği uyandırdı başka dünyalara ait yaratıkları.A Star Trek piszkálta fel bennem a vágyat, hogy idegenekkel találkozzam, idegen lényekkel távoli világokból.
Uzay Yolu, bende uzaylıları görme isteği uyandırdı başka dünyalara ait yaratıkları.Door Star Trek wilde ik buitenaardse wezens leren kennen. Wezens uit een verre wereld.
Uzay Yolu, bende uzaylıları görme isteği uyandırdı başka dünyalara ait yaratıkları.이 영화를 보면서 외계 생명체를 보고 싶어 하게 되었죠 먼 곳에서 온 생명체를 말이죠
Uzay Yolu, bende uzaylıları görme isteği uyandırdı başka dünyalara ait yaratıkları.Kvůli Star Treku jsem chtěl spatřit mimozemská stvoření, stvoření ze vzdáleného světa.
Uzay Yolu, bende uzaylıları görme isteği uyandırdı başka dünyalara ait yaratıkları.O Caminho das Estrelas fez-me querer ver extraterrestres, criaturas de um mundo distante.
Uzay Yolu, bende uzaylıları görme isteği uyandırdı başka dünyalara ait yaratıkları.Przez Star Treka chciałem spotkać kosmitów, istoty z odległych światów.
Uzay Yolu, bende uzaylıları görme isteği uyandırdı başka dünyalara ait yaratıkları.Star Trek fick mig att vilja träffa utomjodringar varelser från en annan värld.
Uzay Yolu, bende uzaylıları görme isteği uyandırdı başka dünyalara ait yaratıkları.Star Trek ha fatto nascere in me la voglia di vedere creature aliene, creature da un mondo lontano.