yaratıcı ile cümle
yaratıcı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
11
ORT. KELİME
Bu alışılmadık yeniliklikçi fikrilere ve alışılmadık yaratıcılığa yol açan ortamlar nelerdir?Какви са средите, които водят до необичайни нива на иновации, необичайни нива на творчество?
Bu alışılmadık yeniliklikçi fikrilere ve alışılmadık yaratıcılığa yol açan ortamlar nelerdir?Яка обстановка і оточення є сприятливими для незвичайних рівнів інновацій, незвичайних рівнів творчості?
Bu alışılmadık yeniliklikçi fikrilere ve alışılmadık yaratıcılığa yol açan ortamlar nelerdir?מהן הסביבות המובילות לרמות יוצאות-דופן של חדשנות, לרמות יוצאות-דופן של יצירתיות?
Bu alışılmadık yeniliklikçi fikrilere ve alışılmadık yaratıcılığa yol açan ortamlar nelerdir?ماهي البيئات التي تقود إلى مُستويات غير مسبوقة من الإبتكار، إلى مُستويات غير مسبوقة من الإبداع؟
Bu alışılmadık yeniliklikçi fikrilere ve alışılmadık yaratıcılığa yol açan ortamlar nelerdir?たぐいまれな革新や たぐいまれな創造が生み出されるのか? 創造性をはぐくむ環境とか
Bu an, içinizdeki potansiyeli ve yaratıcılığınızı motive etme vaktidir.Acesta este momentul care trebuie să-ţi trezeşti potenţialul interior, creativitatea.
Bu an, içinizdeki potansiyeli ve yaratıcılığınızı motive etme vaktidir.C'est le moment de réveiller son potentiel caché, sa créativité.
Bu an, içinizdeki potansiyeli ve yaratıcılığınızı motive etme vaktidir.Das ist der Moment, in dem du dein inneres Potential motivieren musst, deine Kreativität.
Bu an, içinizdeki potansiyeli ve yaratıcılığınızı motive etme vaktidir.Det är tillfället du måste motivera din inre potential, din kreativitet.
Bu an, içinizdeki potansiyeli ve yaratıcılığınızı motive etme vaktidir.Đó là lúc bạn phải kích thích khả năng tiềm tàng bên trong bạn, những phát kiến của bạn.
Bu an, içinizdeki potansiyeli ve yaratıcılığınızı motive etme vaktidir.En ese momento uno tiene que motivar el potencial interno y la creatividad.
Bu an, içinizdeki potansiyeli ve yaratıcılığınızı motive etme vaktidir.É nesse momento que temos que motivar o nosso potencial interior, a nossa criatividade.
Bu an, içinizdeki potansiyeli ve yaratıcılığınızı motive etme vaktidir.Ez az a pillanat, amikor motíválnod kell a belső lehetőségeidet, a kreativitásodat.
Bu an, içinizdeki potansiyeli ve yaratıcılığınızı motive etme vaktidir.Je to okamžik, kdy musíte povzbudit svůj vnitřní potenciál, svou kreativitu.
Bu an, içinizdeki potansiyeli ve yaratıcılığınızı motive etme vaktidir.바로 그 순간이 당신 안의 잠재력과 창의력에 불을 지피는 순간입니다.
Bu an, içinizdeki potansiyeli ve yaratıcılığınızı motive etme vaktidir.Musisz zmobilizować swój wewnętrzny potencjał, kreatywność.
Bu an, içinizdeki potansiyeli ve yaratıcılığınızı motive etme vaktidir.Op dat moment moet je innerlijke potentieel motiveren, je creativiteit.
Bu an, içinizdeki potansiyeli ve yaratıcılığınızı motive etme vaktidir.Quello è il momento in cui devi motivare il tuo potenziale interiore, la tua creatività.
Bu an, içinizdeki potansiyeli ve yaratıcılığınızı motive etme vaktidir.To je chvíľa, keď musíte zmobilizovať svoj vnútorný potenciál, svoju kreativitu.
Bu an, içinizdeki potansiyeli ve yaratıcılığınızı motive etme vaktidir.В такие моменты вы обязаны использовать свои внутренние резервы, свою смекалку, изобретательность.
Bu an, içinizdeki potansiyeli ve yaratıcılığınızı motive etme vaktidir.Това е моментът, когато трябва да мотивираш вътрешния си потенциал, креативността си.
Bu an, içinizdeki potansiyeli ve yaratıcılığınızı motive etme vaktidir.זה הרגע שאתה צריך לדרבן את הפוטנציאל הפנימי שלך, את היצירתיות.
Bu an, içinizdeki potansiyeli ve yaratıcılığınızı motive etme vaktidir.وهذا هو الوقت الذي يتوجب عليك به ان تحفز طاقاتك الداخلية وابداعاتك
Bu an, içinizdeki potansiyeli ve yaratıcılığınızı motive etme vaktidir.可能性や 創造性を 動員するのです そういう時こそ 全てのバラストを捨て去り
Bu anlattığını duyunca, "hayret" dedim, benim yaratıcı sürecim de aynen böyle işliyor.Als ich das hörte dachte ich "das ist unheimlich - das ist genau, wie mein kreativer Prozess abläuft."
Bu anlattığını duyunca, "hayret" dedim, benim yaratıcı sürecim de aynen böyle işliyor.Amikor ezt hallottam elég hátborzongató volt, mert pontosan ez az, ahogyan a saját kreativitásom működik.
Bu anlattığını duyunca, "hayret" dedim, benim yaratıcı sürecim de aynen böyle işliyor.Así que cuando lo escuché pensé -- que extraño, así es exactamente mi proceso creativo.
Bu anlattığını duyunca, "hayret" dedim, benim yaratıcı sürecim de aynen böyle işliyor.Cand am auzit-o -- este supranatural, era exact cum functioneaza propriul meu proces creativ.
Bu anlattığını duyunca, "hayret" dedim, benim yaratıcı sürecim de aynen böyle işliyor.Così quando lo sentii pensai -- è pazzesco, è esattamente uguale al mio processo creativo.
Bu anlattığını duyunca, "hayret" dedim, benim yaratıcı sürecim de aynen böyle işliyor.Da jeg hørte det, tænkte jeg: mystisk, Det er præcis sådan min kreative process er.
Bu anlattığını duyunca, "hayret" dedim, benim yaratıcı sürecim de aynen böyle işliyor.Když jsem to slyšela, říkala jsem si -- jak je to zvláštní, přesně takový je i můj tvořivý proces.
Bu anlattığını duyunca, "hayret" dedim, benim yaratıcı sürecim de aynen böyle işliyor.Keď som to počula, myslela som si -- to je zvláštne, presne tak vyzerá aj môj tvorivý proces.
Bu anlattığını duyunca, "hayret" dedim, benim yaratıcı sürecim de aynen böyle işliyor.Ketika saya mendengarnya -- Luar biasa, seperti itulah proses kreatif saya.
Bu anlattığını duyunca, "hayret" dedim, benim yaratıcı sürecim de aynen böyle işliyor.저는 그 이야기를 들었을때 저는 그분의 창의적 과정이 어쩌면 저와 그렇게 똑같을까 하는 생각을 했지요.
Bu anlattığını duyunca, "hayret" dedim, benim yaratıcı sürecim de aynen böyle işliyor.Kun kuulin tuon ajattelin, että se on ällistyttävää, koska se on juuri kuten oma luova prosessini.
Bu anlattığını duyunca, "hayret" dedim, benim yaratıcı sürecim de aynen böyle işliyor.Quand j'ai entendu ça, j'ai pensé : comme c'est étrange, ça correspond exactement à mon processus de création.
Bu anlattığını duyunca, "hayret" dedim, benim yaratıcı sürecim de aynen böyle işliyor.Quando ouvi isto foi como — foi sinistro. Era exatamente como é o meu processo criativo.
Bu anlattığını duyunca, "hayret" dedim, benim yaratıcı sürecim de aynen böyle işliyor.Słuchając jej, myślałam: "To niesamowite, właśnie tak wygląda mój proces twórczy".
Bu anlattığını duyunca, "hayret" dedim, benim yaratıcı sürecim de aynen böyle işliyor.Toen ik dat hoorde, dacht ik -- wat toevallig, zo verloopt mijn creatieve proces ook!
Bu anlattığını duyunca, "hayret" dedim, benim yaratıcı sürecim de aynen böyle işliyor.Vad kusligt, tänkte jag när jag hörde det. Det är exakt så jag skapar också.
Bu anlattığını duyunca, "hayret" dedim, benim yaratıcı sürecim de aynen böyle işliyor.Μου είπε λοιπόν ότι ένιωθα -- είναι παράξενο, έτσι ακριβώς είναι και η δική μου η δημιουργική διαδικασία.
Bu anlattığını duyunca, "hayret" dedim, benim yaratıcı sürecim de aynen böyle işliyor.Когда я услышала это, я подумала: "Поразительно, мой творческий процесс выглядит в точности так".
Bu anlattığını duyunca, "hayret" dedim, benim yaratıcı sürecim de aynen böyle işliyor.Така че когато чух това, бях като... това е странно, творческият процес при мен протича точно по този начин.
Bu anlattığını duyunca, "hayret" dedim, benim yaratıcı sürecim de aynen böyle işliyor.Тому, коли я це почула - це було неймовірно, бо саме так відбувається мій творчий процес.
Bu anlattığını duyunca, "hayret" dedim, benim yaratıcı sürecim de aynen böyle işliyor.כששמעתי את זה הייתי - כמה מוזר, כזהו בדיוק תהליך היצירה שלי.
Bu anlattığını duyunca, "hayret" dedim, benim yaratıcı sürecim de aynen böyle işliyor.عندما سمعت ذلك كنت مثل -- ذلك خارق للطبيعة، ذلك بالضبط مثل عملية الإبداع خاصتي.
Bu anlattığını duyunca, "hayret" dedim, benim yaratıcı sürecim de aynen böyle işliyor.私のやり方とソックリだったので (会場 笑)
Bu bir çeşit kozmoloji, ve benim kendi evrenimde kozmoloji geliştirmem gerekti, evrenin bir yaratıcısı olarak.그것은 우주론과 같은것이고, 저는 우주의 창조자로서 제자신의 우주론을 발달시켜야 합니다.
Bu bir çeşit kozmoloji, ve benim kendi evrenimde kozmoloji geliştirmem gerekti, evrenin bir yaratıcısı olarak.Se on jonkinlaista kosmologiaa, ja oman universumini luojana, minun pitää kehittää sen kosmologia.
Bu bir çeşit kozmoloji, ve benim kendi evrenimde kozmoloji geliştirmem gerekti, evrenin bir yaratıcısı olarak.Це схоже на космологію, і мені, як творцеві, довелося винайти космологію створеного мною всесвіту.
Bu bir çeşit kozmoloji, ve benim kendi evrenimde kozmoloji geliştirmem gerekti, evrenin bir yaratıcısı olarak.Это похоже на космологию, и мне, творцу, пришлось изобрести космологию созданной мною вселенной.
Bu bir çeşit kozmoloji, ve benim kendi evrenimde kozmoloji geliştirmem gerekti, evrenin bir yaratıcısı olarak.זה מעין חקר היקום, ואני צריכה לפתח את חקר היקום לעולמי שלי, בתור היוצרת של העולם הזה.
Bu bir çeşit kozmoloji, ve benim kendi evrenimde kozmoloji geliştirmem gerekti, evrenin bir yaratıcısı olarak.انه نوع من الكونيات ,وانا لابد ان اطور كونيات خاصة بعالمي كصانعة لهذا العالم.
Bu bir çeşit kozmoloji, ve benim kendi evrenimde kozmoloji geliştirmem gerekti, evrenin bir yaratıcısı olarak.自分の宇宙の宇宙論を作り出さなければならない。 ご覧のように、何年にもわたって何度も何度も
Bu, bir engeli kabullenmenin yaratıcılığı ilerleteceği fikriyle ilk karşılaşmam oldu.A fost prima mea întâlnire cu ideea că însușindu-ţi limitările îți dezvolţi creativitatea.
Bu, bir engeli kabullenmenin yaratıcılığı ilerleteceği fikriyle ilk karşılaşmam oldu.C'était la première fois que l'idée m'est venue qu'assumer un handicap pouvait en fait stimuler la créativité.
Bu, bir engeli kabullenmenin yaratıcılığı ilerleteceği fikriyle ilk karşılaşmam oldu.Dit was mijn eerste aanraking met het idee dat een beperking omarmen zowaar creativiteit kon voortbrengen.
Bu, bir engeli kabullenmenin yaratıcılığı ilerleteceği fikriyle ilk karşılaşmam oldu.Először vontam le azt a következtetést, hogy a korlátok elfogadása kreativitást is szülhet.
Bu, bir engeli kabullenmenin yaratıcılığı ilerleteceği fikriyle ilk karşılaşmam oldu.Era la prima volta che mi imbattevo nell'idea che accettare una limitazione potesse portare alla creatività.
Bu, bir engeli kabullenmenin yaratıcılığı ilerleteceği fikriyle ilk karşılaşmam oldu.Esta fue la primera vez que vi que esta idea de adoptar una limitación podía impulsar la creatividad.