yararı ile cümle

yararı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Çünkü enstitünün yararına olan şey aslında şu:Porque eso es lo que gana la institución:
Çünkü enstitünün yararına olan şey aslında şu:Porque o que a instituição pode realmente ganhar é o seguinte:
Çünkü enstitünün yararına olan şey aslında şu:Tak naprawdę oto co zyskuje instytucja:
Çünkü enstitünün yararına olan şey aslında şu:To, co z toho instituce opravdu mají je tohle:
Çünkü enstitünün yararına olan şey aslında şu:Want er echt in zit voor de instelling is dit.
Çünkü enstitünün yararına olan şey aslında şu:Διότι να τι θέλει το ίδρυμα:
Çünkü enstitünün yararına olan şey aslında şu:Защото това, което има в институцията е това:
Çünkü enstitünün yararına olan şey aslında şu:Потому что настоящая выгода вот в чём.
Çünkü enstitünün yararına olan şey aslında şu:מפני שזה בעצם מה שיצא למוסד מזה:
Çünkü enstitünün yararına olan şey aslında şu:لأنّ ما هو حقّا في مصلحة المعهد هو هذا:
Çünkü enstitünün yararına olan şey aslında şu:なぜ人々はルーブルに行くのでしょう
Daha büyük küresel kamu yararı için... ...kendi çıkarlarını göz ardı etmezler.Eles têm interesses paroquiais. Não podem subordinar esses interesses a um superior bem público global.
Daha büyük küresel kamu yararı için... ...kendi çıkarlarını göz ardı etmezler.Hanno interessi locali.
Daha büyük küresel kamu yararı için... ...kendi çıkarlarını göz ardı etmezler.Họ có những mối quan tâm nhỏ hẹp.
Daha büyük küresel kamu yararı için... ...kendi çıkarlarını göz ardı etmezler.Ils ne peuvent subordonner leurs priorités à un plus grand intérêt public global.
Daha büyük küresel kamu yararı için... ...kendi çıkarlarını göz ardı etmezler.Kicsinyes érdekek vezérlik őket.
Daha büyük küresel kamu yararı için... ...kendi çıkarlarını göz ardı etmezler.그들은 편협한 이해를 가지고 있습니다. 그들은 보다 큰 글로벌한 공공의 선 보다
Daha büyük küresel kamu yararı için... ...kendi çıkarlarını göz ardı etmezler.Mają swoje własne, zaściankowe problemy.
Daha büyük küresel kamu yararı için... ...kendi çıkarlarını göz ardı etmezler.Majú miestne záujmy.
Daha büyük küresel kamu yararı için... ...kendi çıkarlarını göz ardı etmezler.Mereka memiliki kepentingan-kepentingan sempit.
Daha büyük küresel kamu yararı için... ...kendi çıkarlarını göz ardı etmezler.No pueden subordinar esos intereses al bien público más general.
Daha büyük küresel kamu yararı için... ...kendi çıkarlarını göz ardı etmezler.Nu pot subordona aceste interese binelui public global.
Daha büyük küresel kamu yararı için... ...kendi çıkarlarını göz ardı etmezler.Sie haben lokale Interessen.
Daha büyük küresel kamu yararı için... ...kendi çıkarlarını göz ardı etmezler.Ze kunnen deze belangen niet ondergeschikt maken aan het grotere, mondiale gemeengoed.
Daha büyük küresel kamu yararı için... ...kendi çıkarlarını göz ardı etmezler.Вони мають вузькі інтереси.
Daha büyük küresel kamu yararı için... ...kendi çıkarlarını göz ardı etmezler.Не могат да подчинят тези интереси на глобалното добруване.
Daha büyük küresel kamu yararı için... ...kendi çıkarlarını göz ardı etmezler.У них ограниченные интересы.
Daha büyük küresel kamu yararı için... ...kendi çıkarlarını göz ardı etmezler.המצביעים שלהם מקומיים. יש להו אינטרסים צרים. הן לא יכולות לוותר על האינטרסים האלה
Daha büyük küresel kamu yararı için... ...kendi çıkarlarını göz ardı etmezler.اهتمامتهم محدودة في اطر محلية لا يمكنهم اخضاع هذه الاهتمامات
Daha büyük küresel kamu yararı için... ...kendi çıkarlarını göz ardı etmezler.それらの関心をもっと規模の大きい 国際的な公益にすることが出来ません。
Daha da kötüsü, öğrendiklerinin pratik anlamda bir yararı bile yok.50年前なら実用的だったかもしれませんが
Daha da kötüsü, öğrendiklerinin pratik anlamda bir yararı bile yok.A čo je ešte horšie, to, čo sa tam učia, už ani nie je nápomocné v praxi.
Daha da kötüsü, öğrendiklerinin pratik anlamda bir yararı bile yok.A co je horší, učíme věci, které dnes už nemají praktické využití.
Daha da kötüsü, öğrendiklerinin pratik anlamda bir yararı bile yok.Dan yang lebih buruk lagi, apa yang mereka pelajari pada prakteknya tidak berguna lagi.
Daha da kötüsü, öğrendiklerinin pratik anlamda bir yararı bile yok.E o que é pior é que, o que elas estão a aprender lá já nem sequer é útil na prática.
Daha da kötüsü, öğrendiklerinin pratik anlamda bir yararı bile yok.E peggio ancora, quel che stanno imparando non è nemmeno più utile nella pratica.
Daha da kötüsü, öğrendiklerinin pratik anlamda bir yararı bile yok.Erger nog, wat ze leren is zelfs niet praktisch bruikbaar meer.
Daha da kötüsü, öğrendiklerinin pratik anlamda bir yararı bile yok.És ami a legrosszabb, ez ma már nem is hasznos.
Daha da kötüsü, öğrendiklerinin pratik anlamda bir yararı bile yok.또 더욱 안좋은 것은, 그들이 거기서 배우는 것은 더이상 실제적으로 유용하지 않다는 것입니다.
Daha da kötüsü, öğrendiklerinin pratik anlamda bir yararı bile yok.Pire, ce qu'ils apprennent là n'est pratiquement plus utile de nos jours.
Daha da kötüsü, öğrendiklerinin pratik anlamda bir yararı bile yok.Tệ hơn nữa, cái mà họ đang học ở đó không còn hữu dụng trong thực tế nữa.
Daha da kötüsü, öğrendiklerinin pratik anlamda bir yararı bile yok.To czego nauczamy nie już praktycznie użyteczne.
Daha da kötüsü, öğrendiklerinin pratik anlamda bir yararı bile yok.Und was noch schlimmer ist, was sie lernen nützt ihnen nichts.
Daha da kötüsü, öğrendiklerinin pratik anlamda bir yararı bile yok.Y lo peor es que lo que están aprendiendo ya no es útil en la práctica.
Daha da kötüsü, öğrendiklerinin pratik anlamda bir yararı bile yok.Και το χειρότερο είναι, αυτά που μαθαίνουν δεν είναι καν πρακτικά χρήσιμα πλέον.
Daha da kötüsü, öğrendiklerinin pratik anlamda bir yararı bile yok.И что еще хуже, то, что они изучают, практически бесполезно.
Daha da kötüsü, öğrendiklerinin pratik anlamda bir yararı bile yok.ומה שיותר גרוע, מה שהם לומדים שם, אפילו כבר חסר תועלת מעשית.
Daha da kötüsü, öğrendiklerinin pratik anlamda bir yararı bile yok.والاسوء من هذا .. ان الذي يتعلمونه هؤلاء الطلاب اليوم .. لم يعد يفيدهم اليوم
Demek ki, sadece genç kadınların yararına değil.Aşa că nu doar femeile tinere beneficiază.
Demek ki, sadece genç kadınların yararına değil.Dus dit helpt niet alleen jonge vrouwen.
Demek ki, sadece genç kadınların yararına değil.Jadi bukan hanya wanita muda yang diuntungkan.
Demek ki, sadece genç kadınların yararına değil.MBI는 젊은 여성에게만 이득이 되는 것은 아닙니다.
Demek ki, sadece genç kadınların yararına değil.Não são só as mulheres mais jovens que estão a beneficiar disto.
Demek ki, sadece genç kadınların yararına değil.Như vậy, không chỉ phụ nữ trẻ được hưởng lợi từ điều này.
Demek ki, sadece genç kadınların yararına değil.Quindi i vantaggi non ci sono solo per le donne giovani.
Demek ki, sadece genç kadınların yararına değil.Tehát nem csak a fiatal nők számára előnyös.
Demek ki, sadece genç kadınların yararına değil.Więc nie tylko młode kobiety na tym skorzystają.
Demek ki, sadece genç kadınların yararına değil. Yoğun meme dokusuna sahip yaşlı kadınlarda da işe yarıyor.Čiže nezískavajú len mladé ženy, ale aj staršie ženy s hustým tkanivom.
Demek ki, sadece genç kadınların yararına değil. Yoğun meme dokusuna sahip yaşlı kadınlarda da işe yarıyor.Das Verfahren nutzt also nicht nur jungen Frauen, sondern auch älteren Frauen mit dichtem Gewebe.
Demek ki, sadece genç kadınların yararına değil. Yoğun meme dokusuna sahip yaşlı kadınlarda da işe yarıyor.Takže nejen mladé ženy mají užitek, ale i starší ženy s hustou tkání.
İlgili Sayfalar