Ben kimseyi asla öldürmedim veya yaralamadım.I have never killed nor injured anybody.
Ona gerçekleri söylemedim çünkü duygularını yaralamaktan korktum.I didn't tell him the truth because I was afraid of hurting his feelings.
Birini yaralamadan önce Tom'u bulun.Find Tom before he hurts someone.
Kendini yaralamadan önce Tom'u durdurmamız gerekiyor.We need to stop Tom before he hurts himself.
Polis silahla yaralamayı soruşturuyor.The police are investigating the shooting.
Tom'un kendini yaralamadığından emin olmalısın.We must make sure that Tom doesn't hurt himself.
Tom ayak bileğini yaralamasaydı kazanırdı.Tom would've won if he hadn't injured his ankle.
O seni yaralamadı, değil mi?He hasn't injured you, has he?
Mahvetmek, yaralamak veya yıkmak bir insanın yapabileceği en kötü şeydir.To smash, injure, or destroy is the worst thing a human being can do.
Bu olayı, Otkell'in kazayla Gunnar'ı yaralaması takip eder.This is followed by Otkell accidentally wounding Gunnar.
Ancak onu yaralamayı başardı.He succeeds only in wounding it.
Darp, (Arapça: ضرب ) bir kişiyi veya bir grubu tamamen çıplak elle yaralamaya denir.They should be designated either with a clap or a wave of the hand.
Hastanın kendini yaralamamasına dikkat edilir.The main goal is to make sure that patients do not harm themselves.
22:25 İthaf edilmiş hayvanı yaralama Lev.22:25 Not to inflict wounds upon dedicated animals — Lev.
Ancak kişiyi kendi haline bırakmak kendini yaralamasına sebep olabilir.The consequence is that people will hurt themselves.
Kendini yaralama depresyon ile bağlantılı olduğunda antidepresan ilaçlar etkili olabilir.When self-harm is associated with depression, antidepressant drugs and therapy may be effective.
Her yerin morluk içinde. Kendini nasıl böyle yaralamayı başardın?How bad was the crash that you're so bruised?
Yaralar da kısastır (Her yaralama misli ile cezalandırılır).But if anyone remits the retaliation by way of charity, it shall be for him an expiation.
Malezya kıyılarında da Irukandji denizanası yaralamaları kaydedilmiştir.There have been sighting and recorded injuries in the waters of Malaysia.
Böyle bir örnek, Wolverine'in Adamantium pençelerinin The Thing'in yüzünü yaralamasıydı. [1]One such instance involved Wolverine's adamantium claws scarring The Thing's face.[76]
Ancak onu yaralamayı başardı.Es gelingt ihr ihn zu verletzen.
Argoda hafif yaralama olarak kullanılmaktadır.Die Atago hatte nur leichte Schäden erlitten.
Ancak onu yaralamayı başardı.Elle ne réussit qu'à le blesser.
Tell bu güç işi başarır ve oğlunu yaralamadan elmayı ikiye böler.Tell s'exécute et coupe le fruit en deux sans toucher l'enfant.
1978’de adam yaralama suçuyla ilk kez cezeviyle tanıştı.En 1978, il est une première fois arrêté dans le cadre d'une affaire de viol.
Bıçaklama, yaralama, vurma gibi öldürme teşebbüsleri de olmuştur.Klemahun — poignarder, blesser, projeter comme une lance.
Mahvetmek, yaralamak veya yıkmak bir insanın yapabileceği en kötü şeydir.Aplastar, herir, o destruir es lo peor que un ser humano puede hacer.
Blythe ölümle sonuçlanan kasıtlı adam yaralamaktan, beş ile on yıl arasında hapis yatabilirdi.Cometer cualquier crimen con un balisong está penado con entre 1 a 10 años de prisión.
22:25 İthaf edilmiş hayvanı yaralama Lev.22:25 343-97NV - Non causare ferite ad animali offerti in sacrificio. - Lev.
Ancak onu yaralamayı başardı.Тик-Така удалось только ранить.
Ancak kişiyi kendi haline bırakmak kendini yaralamasına sebep olabilir.Но если её обидеть, может навредить.
Yaralamak Tehlikeli hayvanlara bırakmak Taş atmak ya da silah ile ateş etmek.Sua técnica é cercar uma área para incendiar e abater animais em fuga com flechas ou armas de fogo.
Ancak onu yaralamayı başardı.Ele perguntou como ela se machucou.
Van Gogh'un kulağını keserek kendini yaralamasına giden olaylar silsilesi tam olarak bilinmemektedir.Não se sabe a exata sequência de eventos que levaram à mutilação da orelha esquerda de Van Gogh.
Ancak onu yaralamayı başardı.Detta gör att han blir skadad.
Avlarını yaralamak, yakalamak ve ezmek için bu organelleri kullanırlar.Au diferite mecanisme de a atragere, captura și omorî insectele.
Yasağın sebebi çok sayıda kaykaycının kendini yaralaması idi.A megtorlás miatt sok lakos elesett.
Ancak onu yaralamayı başardı.Σκοπός μου είναι να τον τραυματίσω.
Yaralamak Tehlikeli hayvanlara bırakmak Taş atmak ya da silah ile ateş etmek.Dette for å unngå skadeskyting av dyr og farlige situasjoner med våpen.
Kendini yaralama depresyon ile bağlantılı olduğunda antidepresan ilaçlar etkili olabilir.Jika penderita mengalami depresi, bisa diberikan obat anti depresi.
O bir döküm konulmuştur sol ayak bileği, yaralama, "Gee" bir performans sonrası düştü.Dia jatuh setelah penampilan "gee", melukai pergelangan kaki kirinya dan harus menggunakan gips.
Ancak onu yaralamayı başardı.Tằng Bố còn đâm ông bị thương.
Bıçaklama, yaralama, vurma gibi öldürme teşebbüsleri de olmuştur.ナイフを投げたり、斬りつけたりするなどのあくどい攻撃が得意。
Ancak onu yaralamayı başardı.但是仅仅使他受了伤。
Kasten yaralama ve taksirle yaralama olarak ikiye ayrılır.夫兩不相傷,故德交歸焉。
Mayınlar bir insanı öldürmekten çok üzerine basan kişiyi yaralamak amaçlıydı.因能殺傷喜歡殺害那類人而相當興奮。
Bu arada sayısız yaralama ve ruhsatsız silah taşıma yüzünden hapishaneye girdi.이에 일본 경찰이 무차별 사격과 매질을 가해 많은 부상자가 발생하였다.
Ancak onu yaralamayı başardı.לא חשוב, פגע בה.
Düelloda Puşkin tarafından omzundan yaralanan d'Anthès, Puşkin’i karnından yaralamayı başardı.Faustino "Doc" Santoro: ustrijeljen nekoliko puta u trbuh i lice.
Kasten yaralama ve taksirle yaralama olarak ikiye ayrılır.Izvemo tudi, da je bil ranjen in je ostal brez obeh nog.
Bu zamanlarda insan yaralamak için değil de daha fazla tarım ve avcılıkta kullanılıyordu.Tuo laikotarpiu, kada jis mirė, žmonės daugiau vertėsi ne medžiokle, bet žemdirbyste ir gyvulių auginimu.
Ancak onu yaralamayı başardı.Seejärel sai ta vigastada.
Mahvetmek, yaralamak veya yıkmak bir insanın yapabileceği en kötü şeydir.Nende korjamine, kahjustamine või tapmine on ebaseaduslik.
Anlıyorum. Demek bu yüzden bedensel tahrip seni yaralamadı.Ecco perché l'annientamento fisico non ha effetto su di te.
Anlıyorum. Demek bu yüzden bedensel tahrip seni yaralamadı.Por eso la destrucción corporal no te ha hecho daño.
Anlıyorum. Demek bu yüzden bedensel tahrip seni yaralamadı.Rozumiem już, dlaczego nie odnosisz ran.
Anlıyorum. Demek bu yüzden bedensel tahrip seni yaralamadı.Så det var därför du inte blev skadad...
Anlıyorum. Demek bu yüzden bedensel tahrip seni yaralamadı.Så det var derfor, du ikke kom til skade.
Anlıyorum. Demek bu yüzden bedensel tahrip seni yaralamadı.Για αυτό δεν σε τραυμάτισε η σωματική καταστροφή.
Anlıyorum. Demek bu yüzden bedensel tahrip seni yaralamadı.Так вот почему разрушение тела не причинило тебе вреда.