yaradılış ile cümle

yaradılış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
11
ORT. KELİME
Benim ismim, Marc Ecko. Yaradılışım itibariyle, bir sanatçıyım.저는 마크 에코입니다. 태생적으로 아티스트이죠
Bir birey ve yaradılışsal olarak kadınların kendisi bu etkilerin bir karışımını yapar.Azok a vegyes hatások érik, ugyanolyan egyedi és sajátos formában, mint a nőt magát.
Bir birey ve yaradılışsal olarak kadınların kendisi bu etkilerin bir karışımını yapar.Chúng là một chuỗi ảnh hưởng mang đặc tính cá nhân như bản thân của người phụ nữ.
Bir birey ve yaradılışsal olarak kadınların kendisi bu etkilerin bir karışımını yapar.De skaber en blanding af påvirkninger der er lige så individuelle og særegne som selve kvinden.
Bir birey ve yaradılışsal olarak kadınların kendisi bu etkilerin bir karışımını yapar.Es entsteht eine Mischung von Einflüssen, die so individuell und eigenartig sind, wie die Frau selbst.
Bir birey ve yaradılışsal olarak kadınların kendisi bu etkilerin bir karışımını yapar.Formam uma mistura de influências tão individual e idiossincrática como a própria mulher.
Bir birey ve yaradılışsal olarak kadınların kendisi bu etkilerin bir karışımını yapar.Formano un miscela di influenze tanto individuali ed idiosincratiche quanto la donna stessa.
Bir birey ve yaradılışsal olarak kadınların kendisi bu etkilerin bir karışımını yapar.Hal itu menciptakan berbagai pengaruh yang unik dan istimewa seperti wanita itu sendiri.
Bir birey ve yaradılışsal olarak kadınların kendisi bu etkilerin bir karışımını yapar.Jsou směsí podnětů individuálních a jedinečných jako žena sama.
Bir birey ve yaradılışsal olarak kadınların kendisi bu etkilerin bir karışımını yapar.이런 것들은 그녀 자신 만큼이나 개인적이고 특유한 여러 영향의 조합을 만들어 냅니다
Bir birey ve yaradılışsal olarak kadınların kendisi bu etkilerin bir karışımını yapar.Se formează un amestec de influenţe la fel de unice şi idiosincrasice ca femeia însăşi.
Bir birey ve yaradılışsal olarak kadınların kendisi bu etkilerin bir karışımını yapar.Skupaj sestavljajo mešanico vplivov, ki so tako edinstveni in posebni kot ženska sama.
Bir birey ve yaradılışsal olarak kadınların kendisi bu etkilerin bir karışımını yapar.Todo constituye una mezcla de influencias tan singulares e idiosincráticas como la mujer misma.
Bir birey ve yaradılışsal olarak kadınların kendisi bu etkilerin bir karışımını yapar.Vytvárajú celú zmes vplyvov, ktoré sú rovnako individuálne a osobité, ako samotná žena.
Bir birey ve yaradılışsal olarak kadınların kendisi bu etkilerin bir karışımını yapar.Wszystko to stanowi mieszaninę wpływów tak indywidualnych i specyficznych jak sama kobieta.
Bir birey ve yaradılışsal olarak kadınların kendisi bu etkilerin bir karışımını yapar.Ze vormen een mengeling van invloeden die even individueel en eigenaardig zijn als de vrouw zelf.
Bir birey ve yaradılışsal olarak kadınların kendisi bu etkilerin bir karışımını yapar.Αποτελούν ένα μίγμα επιρροών τόσο μοναδικό και ιδιοσυγκρασιακό όσο και η ίδια η γυναίκα.
Bir birey ve yaradılışsal olarak kadınların kendisi bu etkilerin bir karışımını yapar.Вони створюють суміш впливів настільки своєрідних та індивідуальних як сама жінка.
Bir birey ve yaradılışsal olarak kadınların kendisi bu etkilerin bir karışımını yapar.Те образуват смесица от влияния, толкова индивидуални и особени, колкото самата жена.
Bir birey ve yaradılışsal olarak kadınların kendisi bu etkilerin bir karışımını yapar.Это составляет набор воздействий, столь же индивидуальных и уникальных, как и сама женщина.
Bir birey ve yaradılışsal olarak kadınların kendisi bu etkilerin bir karışımını yapar.כל זה יוצר תערובת של השפעות שהיא אינדיבידואלית וייחודית כמו האם עצמה.
Bir birey ve yaradılışsal olarak kadınların kendisi bu etkilerin bir karışımını yapar.تشكل جميعها خليطا من التأثيرات بنفس القدر و الخصوصيّة التي تؤثر في المرأة نفسها.
Bir birey ve yaradılışsal olarak kadınların kendisi bu etkilerin bir karışımını yapar.その妊婦と同じくらい 個性的で特有なものです 胎児はこれらを全て
Birinci panelde yaradılış anını görüyoruz.Auf der ersten Tafel sehen wir den Augenblick der Schöpfung.
Birinci panelde yaradılış anını görüyoruz.Az első táblán a teremtés pillanatát látjuk.
Birinci panelde yaradılış anını görüyoruz.Dans le premier tableau, nous voyons le moment de la création.
Birinci panelde yaradılış anını görüyoruz.En el primer panel vemos el momento de la creación.
Birinci panelde yaradılış anını görüyoruz.Ensimmäisessä paneelissa näemme luomisen hetken.
Birinci panelde yaradılış anını görüyoruz.I det første panel ser man Skabelsen.
Birinci panelde yaradılış anını görüyoruz.In het eerste paneel zien we het moment van de schepping.
Birinci panelde yaradılış anını görüyoruz.În primul cadru vedem momentul creației.
Birinci panelde yaradılış anını görüyoruz.첫번째 그림은 창조의 순간을 묘사한 것입니다.
Birinci panelde yaradılış anını görüyoruz.Na pierwszym panelu widać moment stworzenia.
Birinci panelde yaradılış anını görüyoruz.Nel primo quadro, vediamo il momento della creazione.
Birinci panelde yaradılış anını görüyoruz.Pada panel pertama, kita menyaksikan saat-saat penciptaan.
Birinci panelde yaradılış anını görüyoruz.První část je svět krátce po stvoření.
Birinci panelde yaradılış anını görüyoruz.Trong bức đầu tiên, chúng ta thấy khoảnh khắc kiến tạo.
Birinci panelde yaradılış anını görüyoruz.Στο πρώτο πλάνο, βλέπουμε τη στιγμή της δημιουργίας.
Birinci panelde yaradılış anını görüyoruz.В първия панел виждаме момента на сътворението.
Birinci panelde yaradılış anını görüyoruz.На первой панели мы видим момент создания.
Birinci panelde yaradılış anını görüyoruz.בשיכבה הראשונה, אנו רואים את רגע היצירה.
Birinci panelde yaradılış anını görüyoruz.في أول جزء , نرى لحظة الخلق .
Birinci panelde yaradılış anını görüyoruz.調和のとれた美しい世界 人も動物も-
Bu benim gibi bir insan için yaradılış piramidinin tepesinde olmak --Ben profesörüm -- rahatlatıcı bir durum.Acest lucru e încurajator pentru cei ca mine - eu sunt profesor - ca acesta să fie acolo în vârful creaţiei.
Bu benim gibi bir insan için yaradılış piramidinin tepesinde olmak --Ben profesörüm -- rahatlatıcı bir durum.Confortante, per uno come me, un professore, ritrovarsi in cima alla piramide della creazione.
Bu benim gibi bir insan için yaradılış piramidinin tepesinde olmak --Ben profesörüm -- rahatlatıcı bir durum.Das ist sehr tröstlich für Leute wie mich -- ich bin Professor -- hier an der Spitze der Schöpfung zu stehen.
Bu benim gibi bir insan için yaradılış piramidinin tepesinde olmak --Ben profesörüm -- rahatlatıcı bir durum.Điều đó khá an ủi đối với những người như tôi.. Tôi là một giáo sư.. là ở chỗ kia trên đỉnh chóp của tạo hóa.
Bu benim gibi bir insan için yaradılış piramidinin tepesinde olmak --Ben profesörüm -- rahatlatıcı bir durum.Esto es muy reconfortante para personas como yo, soy profesor, estar allí en la cima de la creación.
Bu benim gibi bir insan için yaradılış piramidinin tepesinde olmak --Ben profesörüm -- rahatlatıcı bir durum.Ez rendkívül hízelgő rám nézve -- mivel professzor vagyok --, hogy mi vagyunk a teremtés csúcsa.
Bu benim gibi bir insan için yaradılış piramidinin tepesinde olmak --Ben profesörüm -- rahatlatıcı bir durum.Isto é bastante reconfortante para pessoas como eu — sou professor — estar ali no topo da criação.
Bu benim gibi bir insan için yaradılış piramidinin tepesinde olmak --Ben profesörüm -- rahatlatıcı bir durum.Je to docela potěšující pro lidi jako jsem já -- jsem profesor -- že je na samém vrcholu pyramidy.
Bu benim gibi bir insan için yaradılış piramidinin tepesinde olmak --Ben profesörüm -- rahatlatıcı bir durum.이것은 저같은 사람 - 교수 - 에게는 꽤 격려가 됩니다. 만물의 꼭대기에 있는 사람들 말이죠.
Bu benim gibi bir insan için yaradılış piramidinin tepesinde olmak --Ben profesörüm -- rahatlatıcı bir durum.On kovin lohduttavaa kaltaisilleni ihmisille -- olen professori -- olla luomakunnan huippuna.
Bu benim gibi bir insan için yaradılış piramidinin tepesinde olmak --Ben profesörüm -- rahatlatıcı bir durum.To je celkom upokojujúce pre ľudí ako som ja - som profesor - že sú na vrchole.
Bu benim gibi bir insan için yaradılış piramidinin tepesinde olmak --Ben profesörüm -- rahatlatıcı bir durum.To pocieszające dla profesorów jak ja, być na szczycie hierarchii.
Bu benim gibi bir insan için yaradılış piramidinin tepesinde olmak --Ben profesörüm -- rahatlatıcı bir durum.Довольно отрадно для таких людей как я, а я -- профессор, находится на вершине мироздания.
Bu benim gibi bir insan için yaradılış piramidinin tepesinde olmak --Ben profesörüm -- rahatlatıcı bir durum.Това е доста успокоително за хора като мен -- аз съм професор -- това да бъде там на върха на създаването.
Bu benim gibi bir insan için yaradılış piramidinin tepesinde olmak --Ben profesörüm -- rahatlatıcı bir durum.זה מאד מנחם עבור אנשים כמוני-- אני פרופסור-- להימצא שם למעלה בפסגת הבריאה.
Bu benim gibi bir insan için yaradılış piramidinin tepesinde olmak --Ben profesörüm -- rahatlatıcı bir durum.انه امرٌ مريح لبعض الاشخاص مثلي .. انا بروفسور هذا يعني أني على قمة هرم الكائنات الحية
Bu benim gibi bir insan için yaradılış piramidinin tepesinde olmak --Ben profesörüm -- rahatlatıcı bir durum.生物の頂点にいるのは とてもうれしいことです でもこれは全く間違っています

İlgili Sayfalar