yar ile cümle
yar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Açlıktan ölse bile yardım istemezdi.He didn't like to ask for help even if he was starving.
Yağmur yağsa bile, yarın başlayacağım.Even if it should rain, I will start tomorrow.
Yağmur yağsa bile, yarın sabah erkenden başlıyorum.Even if it rains, I will start early tomorrow morning.
Yağmur yağsa bile, yarın yüzmeye gideceğim.Even if it rains, I'll go swimming tomorrow.
Fakat yarın müvekkilim ile bir randevum var.But I have an appointment with my client tomorrow.
Güvercinler dünyadaki manyetik alanının yardımıyla evlerine dönebilirler.Pigeons can find their way home with the help of the Earth's magnetic field.
Bu sert oyunlarda oyuncular sıklıkla ciddi olarak yaralanır ve hatta bazen ölürdü.So, players were often seriously injured and sometimes even killed in these rough games.
Lütfen yarın onu geri getir.Please bring it back tomorrow.
Onlar ısınmana yardım edecek.They will help you to get warm.
O, yararlı bir bilgi parçası değil.That's not a useful piece of information.
Bu fark yaratır.It makes all the difference.
O bana büyük bir yardımdı.That was of great help to me.
Bu onlara hiç yardımcı olmadı.That didn't help them any.
Şu sana yardım etmeyecek.That won't help you.
Onu yarına bırakmalısın.You should leave it for tomorrow.
O, küçük bir fark yaratır.It makes little difference.
Sen çok yaramazsın.That's very naughty of you.
O işe yaramaz.That won't work.
Eğer onu göremediysen bir yarasa gibi kör olmalısın.You must be blind as a bat if you couldn't see it.
O işe yarar.That comes in handy.
Daha yarısını dinlemedin.You haven't heard the half of it yet.
Mesele yarına kadar bekleyebilir mi?Can the matter wait till tomorrow?
İlaç onun sağlığında mücizeler yarattı.The medicine did wonders for his health.
Sorunu yarına kadar bırakalım.Let's leave the problem until tomorrow.
Bu sorun, doğal olarak tartışma yarattı.That problem naturally invited debate.
Biz hedefe ulaşmak için karşılıklı yardımın gerekli olduğu sonucuna vardık.We concluded that mutual aid was essential for attaining the goal.
O kitaptan çok yararlandım.I got much benefit from that book.
Tom yarın çiti boyayacak.Tom will paint the fence tomorrow.
Duvar otuz yarda uzunluğunda.The wall is thirty yards long.
Çit yarın Tom tarafından boyanacak.The fence will be painted by Tom tomorrow.
Asker bacağından yaralanmıştı ve hareket edemiyordu.The soldier was wounded in the leg and couldn't move.
Asker bacağından yaralandı.The soldier was wounded in the leg.
Asker yerde yaralı yatıyordu.The soldier lay injured on the ground.
Asker yaralarını hafife aldı.The soldier made light of his wounds.
Yarası önemsizmiş gibi asker devam etti.The soldier carried on as if his wound was nothing.
Oda yarın boyanacak.The room will be painted tomorrow.
Uçağın yarın sabah Honolulu'ya varması planlanıyor.The airplane is scheduled to arrive at Honolulu tomorrow morning.
Uçak, kalkışa yardımcı olmak için bir roket motoru kullandı.The airplane used a rocket motor to assist with takeoff.
Trajedi zihnimde bir yara izi bıraktı.The tragedy left a scar on my mind.
Yargı her iki taraf için de çok adildir.The judgement is very fair to both parties.
O günden sonra, biz onun Japonca öğrenmesine yardımcı olduk.From that day on, we helped him learn Japanese.
Diktatörün tüm yardımcıları ile ilgili mutlak sadakatı vardı.The dictator had the absolute loyalty of all his aides.
O hayvanlar Kuzey yarımkürede görülebilir.Those animals can be seen in the Northern Hemisphere.
Ada halkı bizden yardım istedi.The islanders are asking us for help.
Mağaza yarın iş için açılıyor.The store opens for business tomorrow.
Kuş, kartalın yarısı kadardı.The bird was half as large as an eagle.
Kuş bir şahinin yarı büyüklüğündeydi.The bird was half the size of a hawk.
Deprem büyük bir deniz dalgası yarattı.The earthquake created a tremendous sea wave.
Haber büyük karışıklık yarattı.The news created a lot of confusion.
Haberin doğru ya da yanlış olup olmadığı küçük bir fark yaratır.Whether the news is true or false makes little difference.
O adam küçük bir kızın öldürülmesinden dolayı yargılanıyor.That man is on trial for the murder of a little girl.
Adam bu tür yarayı tedavi etmeye alışkındı.The man was used to treating this kind of wound.
Yargıç onun ömür boyu hapsedileceğini söylediğinde adam sinir krizine girdi.The man went to pieces when the judge said he would have to go to prison for life.
Adam ve karısı birbirlerine yardım etti.The man and his wife helped each other.
Gemi yarın 15:00'te Hong Kong'a yelken açacak.The ship will set sail for Hong Kong tomorrow at 3 p.m.
Gemi yarın Honolulu'ya denize açılacak.The ship sails for Honolulu tomorrow.
Savaşta çok sayıda asker yaralandı.Many soldiers were wounded in the battle.
Nehir karşıdan karşıya elli yardadır.The river is fifty yards across.
İyi tanımıyorsan, bir kişiyi yargılayamazsın.You can't judge a person if you don't know him well.
Eğer onu iyi tanımıyorsan, bir kişiyi yargılayamazsın.You cannot judge a person if you don't know him well.