yar ile cümle

yar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Ona yardım etmesi gerekiyor mu?Does he need to help her?
O ona yardımcı olur.He helps her.
Ona yardım etmek için elinden geleni yaptı.He did his best to help her.
O, hastaneler inşa etti ve Afrika halkının yaşamlarını iyileştirmeye yardımcı oldu.He built hospitals and helped the people of Africa improve their lives.
O, yoksullara yardım eli uzattı.He held out a helping hand to the poor.
O, bayanın arabaya binmesine yardımcı oldu.He helped the lady into the car.
O, babasına yardım etmedi.He didn't help his father.
Babasının mağazasında yardımcı olur.He helps out in his father's store.
Ev ödevimi yapmam için bana yardım etti.He helped me do my homework.
O, bir ayda yarım milyon yen kazanmaktadır.He earns half a million yen a month.
Hırsızlara yardım etmesi için baskı yapıldı.He was coerced into helping the thieves.
O, yarın meşgul olacak.He'll be busy tomorrow.
Onun yarın geleceğinden eminim.I'm sure he will come tomorrow.
O, yarın buradan ayrılacak.He will leave here tomorrow.
O yarın futbol oynayacak.He will play soccer tomorrow.
Yarın oraya gitmek zorunda.He must go there tomorrow.
Yarın size gelecek.He will come to you tomorrow.
Yarın tenis oynayacak.He will play tennis tomorrow.
Yarın bu vakitte onunla akşam yemeği yiyor olacak.He will be having dinner with her at this time tomorrow.
O, yarın öğleden sonra beni görmeye geliyor.He is coming to see me tomorrow afternoon.
Yarın öğleden sonra gelebilir.He may come tomorrow afternoon.
O, yarın öğleden sonra tenis oynuyor olacak.He will be playing tennis tomorrow afternoon.
O yarın öğleden sonra ayrılacak.He is going to leave tomorrow afternoon.
Yarın bu vakitte ailesiyle konuşuyor olacak.He will be talking with his family at this time tomorrow.
O, yarın bu vakitte Londra'da olacak.He will be in London at this time tomorrow.
O bana yarın sabah onda varacağını söyleyen bir mektup gönderdi.He sent me a letter saying that he'd arrive at ten tomorrow morning.
O, yarın Paris'e varacak.He will arrive in Paris tomorrow.
O, yarın evde olacak.He will be at home tomorrow.
O yarın boş olacak.He will be free tomorrow.
Yarın izinli olacak.He will be free tomorrow.
O muhtemelen yarın pikniğe gitmeyecek. Ben de gitmeyeceğim.He probably won't go on the picnic tomorrow. I won't either.
Yarın Peru'ya hareket ediyor, değil mi?He is leaving for Peru tomorrow, isn't he?
Yarına kadar ev ödevini bitirmiş olacak.He will have done his homework by tomorrow.
O yarın Avrupa yolculuğundan eve gelir.He comes home from his trip to Europe tomorrow.
Yarın raporunu teslim edebilecek.He will be able to hand in his report tomorrow.
O yarın okula gidecek.He is going to go to school tomorrow.
Yarın geri dönecek.He will be back tomorrow.
O yarın dönmeyecek.He will not be back tomorrow.
Yarın Kyoto'ya varacak.He will arrive in Kyoto tomorrow.
O yarın bana uğrayacak.He will call on me tomorrow.
O yarın bana uğrayacak mı?Will he call on me tomorrow?
O yarın başlayacak.He is going to start tomorrow.
Yarın Tokyo'ya gelmeyi planlıyor.He is scheduled to come up to Tokyo tomorrow.
Yarın erken kalkmak zorunda kalacak.He will have to get up early tomorrow.
O yarın mutfakta annesine yardım etmek zorunda olacak.He will have to help his mother in the kitchen tomorrow.
Onun yarın gelmesi bekleniyor.He is due to arrive tomorrow.
Yarın Tokyo'ya gidecek, değil mi?He will go to Tokyo tomorrow, won't he?
O, yarın Tokyo'ya hareket edecek.He leaves for Tokyo tomorrow.
Bu sabah o yarın Nara'ya gideceğini söyledi.This morning he said that he is leaving for Nara tomorrow.
O, yarın Paris'e uçuyor.He is flying to Paris tomorrow.
O yarın beyzbol oynayacak.He will play baseball tomorrow.
O, yarın gelecek.He will come tomorrow.
Onun yarın geleceğine inanıyorum.I believe he is coming tomorrow.
O rezil olmak istemediği için ona yardım etme önerimi reddetti.Because he didn't want to lose face, he refused my offer to help him.
O sözünün eridir, bu yüzden yardım edeceğini söylediyse edecektir.He is a man of his word, so if he said he'd help, he will.
O, arkadaşından yardım istedi.He turned to his friends for help.
O, yardım için arkadaşına başvurdu.He turned to his friend for help.
O enerjilerini arkadaşına yardım etmeye yoğunlaştırdı.He concentrated his energies on helping his friend.
O sadece gelmedi fakat aynı zamanda bana yardım etmeyi önerdi.Not only did he come but he also offered to help me.
Onun başı düşmeyle yaralandı.His head was hurt by the fall.

İlgili Sayfalar