Tom yarın bunu yapacağına söz verdi.Tom promised he'll do that tomorrow.
Tom yarın bunu yapmak zorunda kalmayacak.Tom won't have to do that tomorrow.
Tom bana bunu yarın yapacağını söyledi.Tom told me he'll do that tomorrow.
Tom, Mary'nin bunu yarın yapmayacağını düşündüğünü söyledi.Tom said he thought that Mary wouldn't do that tomorrow.
Yarın kiliseye gidiyor musun?Are you going to church tomorrow?
Bunu yarın yapmanın bir faydası yok.It's no use doing that tomorrow.
Tom bunu yarın yapmak zorunda kalacak.Tom will have to do that tomorrow.
Tom yarın Avustralya'ya gidiyor.Tom leaves for Australia tomorrow.
Tom, Mary'ye yarın saat 2.30'da orada olmasını söylemeli.Tom should tell Mary to be there tomorrow at 2:30.
Umarım yarın çok sıcak değildir.I hope tomorrow isn't too hot.
Bunu yarın yapsak nasıl olur?How about doing that tomorrow?
Bunu yarın yapmak zorunda mıyım?Do I have to do that tomorrow?
Tom yarın meşgul olacağını söylüyor.Tom says he'll be busy tomorrow.
Tom yarın Fransızca çalışabilir.Tom might study French tomorrow.
Tom, Mary'nin bunu yarın yapacağını düşünüyor.Tom thinks Mary will be doing that tomorrow.
Tom yarın bunu tekrar yapabilir.Tom can do that again tomorrow.
Yarın nerede olacaksın?Where will you be tomorrow?
Yarın bir toplantı yapacağız.We have a meeting tomorrow.
Lütfen bunu yarına kadar yapın.Please do that by tomorrow.
Bunu yarın da yapacağım.I'll do that tomorrow, too.
Bunu yarın yapmak istiyorum.I want to do that tomorrow.
Bunu yarın yapmalıyım.I need to do that tomorrow.
Bunu yarın yapmam lazım.I need to do that tomorrow.
Yarın burada olmam gerekiyor.I need to be here tomorrow.
Tom yarın beni göreceğini söyledi.Tom said he'd see me tomorrow.
Tom bunu yarın yapması gerekiyor.Tom needs to do that tomorrow.
Tom yarın Boston'a gidebilir.Tom may go to Boston tomorrow.
Tom, Mary'nin bunu yarın yapmak istediğini söyledi.Tom said Mary wanted to do that tomorrow.
Bunu yarın yapmalısın.You must do that tomorrow.
Bunu yarın yapar mısın?Will you do that tomorrow?
Tom, Mary'nin bunu yarın yapmayacağını düşünüyor.Tom thinks Mary won't do that tomorrow.
Tom, Mary'nin yarın burada olacağını düşünüyor.Tom thinks Mary will be here tomorrow.
Tom, Mary'nin bunu yarın yapması gerektiğini söyledi.Tom said Mary should do that tomorrow.
Bunu yarın yapmayacağım.I won't do that tomorrow.
Tom yarın bunu yapmak zorundadır.Tom has to do that tomorrow.
Tom yarın burada olmak zorunda.Tom has to be here tomorrow.
Tom, Mary'nin bunu yarın yapacağını söyledi.Tom said Mary would do that tomorrow.
Tom yarın burada olmayacak.Tom won't be here tomorrow.
Tom yarın meşgul olmayacak.Tom won't be busy tomorrow.
Bunu yarın yapabilir misin?Can you do that tomorrow?
Tom yarın bunu Mary ile yapacak.Tom will do that with Mary tomorrow.
Bunu yarın yapabiliriz.We may do that tomorrow.
Yarın daha sıcak olacak.Tomorrow will be warmer.
Yarın daha serin olacak.Tomorrow will be cooler.
Lütfen bunu yarın yapın.Please do that tomorrow.
Tom, Mary'nin beni yarın göreceğini söyledi.Tom said Mary would see me tomorrow.
Tom Mary'nin bunu yarın yapacağını söyledi.Tom said Mary will do that tomorrow.
Tom yarın bunu yapamaz.Tom can't do that tomorrow.
Yarın yüzecek misin?Will you swim tomorrow?
Sanırım Tom yarın Mary'ye yardım edebilir.I think Tom can help Mary tomorrow.
Bunu yarın yapabilir miyim?May I do that tomorrow?
Onları yarın göreceğim.I'll see them tomorrow.
Bunu yarın yapabilirim.I may do that tomorrow.
Onu yarın yapabilir miyim?Can I do that tomorrow?
Yarın gelebilirsin.You may come tomorrow.
Yarın geleceğiz.We'll arrive tomorrow.
Tom onu yarın yapabilir.Tom can do that tomorrow.
Yarına kadar kalmayı düşünüyoruz.We're planning to stay until tomorrow.
Yarın ikimiz de bunu yapacağız.Both of us will do that tomorrow.
Yarın meşgul olup olmayacağımızı merak ediyorum.I wonder whether we'll be busy tomorrow.