Hoşça kal, yarın geri geleceğim.Goodbye, I'll come back tomorrow.
Yarın nasıl hissedeceğimi göreceğim.I'll see how I feel tomorrow.
Yarın evi temizlemek zorundayım.We have to clean the house tomorrow.
Yarın nasıl hissedeceğime bir bakayım.Let me see how I feel tomorrow.
Yarın ikimiz için de yoğun bir gün olacak.Tomorrow will be a busy day for us both.
Yarın bütün gün meşgul olacağım.I'll be busy all day tomorrow.
Tom'un yarın okulu var.Tom has school tomorrow.
Yarın Boston'a gidebilirim.I may go to Boston tomorrow.
Yarın bir kitap satışı olacak.There's going to be a book sale tomorrow.
Tom yarın ona yardım etmemi istiyor.Tom wants me to help him tomorrow.
Yarın yağmur yağacağa benziyor.It looks like it's going to rain tomorrow.
Yarın bir uçak bileti almak istiyorum.I want to buy a plane ticket tomorrow.
Yarın bir uçak bileti satın almak istiyorum.I want to buy a plane ticket tomorrow.
Yarın 2.30'a kadar Boston'da olmak zorundayım.I have to be in Boston by 2:30 tomorrow.
Kaybedecek hiç zaman yok: benim testim yarın.There is no time to lose: my test is tomorrow.
Kaybedecek hiç zamanım yok: Yarın sınavıma giriyorum.I have no time to lose: I am taking my exam tomorrow.
İspanyolca dersi yarın devam edecek.The Spanish class will resume tomorrow.
Yarın yüzeceğiz.We'll swim tomorrow.
Yarından itibaren bu e-posta adresi artık geçerli olmayacaktır.Starting tomorrow, this e-mail address will no longer be valid.
O ve kız kardeşi yarın bizi ziyarete geliyorlar.She and her sister are coming to visit tomorrow.
Yarın daha güçlü dene.Try harder tomorrow.
Yarın bazı arkadaşlarım sinemaya gidecekler.Some of my friends are going to the movies tomorrow.
Yarın akşam sinemaya gitmek istiyor musun?Do you want to go to the movies tomorrow night?
Yarın gece sinemaya gitmek istiyor musun?Do you want to go to the movies tomorrow night?
Yarın sinemaya gitmek ister misin?Do you want to go to the movies tomorrow?
Yarın sinemaya gidebilir miyim?Can I go to the movies tomorrow?
Kamp yarın sona eriyor.Camp ends tomorrow.
Konferans yarın sona eriyor.The conference ends tomorrow.
Hissediyorum: yarın hava değişecek, zaten dışarıda hava basık.I feel it: tomorrow the weather will change, it's already stuffy outside.
Yarın yağmur yağacağına dair yüksek bir olasılık var.Tomorrow there's a high probability it will rain.
Hava tahminine göre yarın kar yağacak.According to the weather forecast, it'll snow tomorrow.
Yarın saat 2.30'da Tom'un bizi burada karşılamasını isteyeceğim.I'll ask Tom to meet us here tomorrow at 2:30.
Tom'un büyük ihtimalle yarın burada olmayacağını düşünüyorum.I think Tom will very likely not be here tomorrow.
Tom'un yarın burada olmayı planlamadığını biliyorum.I know Tom isn't planning to be here tomorrow.
Tom yarın evine gelmemi istedi.Tom has asked me to come to his house tomorrow.
Yarın Tom'un ahırı boyamasına yardım etmeyi planlıyoruz.We plan to help Tom paint the barn tomorrow.
Tom onu yarın saat 2.30'da ofisinde karşılamamı istedi.Tom has asked me to meet him at his office tomorrow at 2:30.
Tom yarın sabah erken kalkması gerektiğini söyledi.Tom said he needed to get up early tomorrow morning.
Yarın üzüm hasat edeceğim.Tomorrow I will harvest grapes.
Tom yarın gelmene gerek olmayabilir diyor.Tom says you may not need to come tomorrow.
Yarın üzüm toplayacağım.Tomorrow I will pick grapes.
Tom bana yarın 2.30'a kadar burada olmamı söyledi.Tom told me to be here by 2:30 tomorrow.
Tom yarın okula yürüyecek.Tom will walk to school tomorrow.
Ben de yarın iyi olacağım.It'll be fine tomorrow, too.
Bu tartışmaya yarın devam edelim.Let's continue this discussion tomorrow.
Muhtemelen yarın kar yağacak.It'll probably snow tomorrow.
Parti yarın.The party's tomorrow.
Tom yarın gelmeyi tercih ettiğini söyledi.Tom said that he'd rather come tomorrow.
Yarın büyük bir oyunumuz var.We have a big game tomorrow.
Tom yarın beyzbol oynayacak.Tom will play baseball tomorrow.
Dün cumaydı; yarından sonra pazartesidir.Yesterday was Friday; the day after tomorrow is Monday.
Yarın yağmur yağmayacak.It will not rain tomorrow.
Tom yarın dönmeyecek.Tom won't be back tomorrow.
Biz onu yarın yapacağız.We're going to do that tomorrow.
Muhtemelen yarın yağmur yağmayacak.It probably won't rain tomorrow.
Eğer bugün ölürsem, yarın ölü olacağım.If i die today, I will be dead tomorrow.
Onların hepsi yarın akşam derse katılmak için Pekin Üniversitesine gidecekler.Tomorrow night, they will all go to Beijing University to attend class.
Yarın yağmur bekleniyor.It's supposed to rain tomorrow.
Tom'un yarın geleceğini umuyorum.I hope Tom comes tomorrow.
Şimdi hiçbir şekilde hasta olmama izin verilmiyor. Yarın benim tatilim.I am, by no means, allowed to become ill now, tomorrow is my holiday.