Barış antlaşması yarın imzalanacak.The peace treaty will be signed tomorrow.
Bugün zamanım yoktu. Yarın gideceğim.I didn't have time today. I'll go tomorrow.
Yarına kadar bir şey bilmek istemiyorum.I don't want to know anything until tomorrow.
Yarın sana anlatacağım.I will tell you tomorrow.
Yarın beni ara.Call me tomorrow.
Tom yarın Mary'nin onu ofisinde karşılamasın istedi.Tom has asked Mary to meet him at his office tomorrow.
Yarın saat üçte Tom'un seni karşılamasını isteyeceğim.I'll ask Tom to meet you tomorrow at three o'clock.
Tom'dan yarın Mary'yi getirmesini iste.Ask Tom to bring Mary tomorrow.
Yarın buraya mı geliyorlar?Are they coming here tomorrow?
Yarın buraya geliyorlar mı?Are they coming here tomorrow?
Tom'un yarın gelmesini iste.Ask Tom to come tomorrow.
Yarın testimi geçmeyeceğimden eminim.I'm sure that I would not get through my test tomorrow.
Hava iyi olursa yarın yola çıkacağız.We'll leave tomorrow, weather permitting.
Yarın sinemaya gitmeyeceğim.I'm not going to the movies tomorrow.
Bütün sahipsiz mal yarın gün ortasında atılacak.All unclaimed property will be disposed of at midday tomorrow.
Keşke gerçekten yarın seninle tenis oynayabilsem.I really wish I could play tennis with you tomorrow.
Gerçekten yarın seninle tenis oynayabilmeyi diliyorum.I really wish I could play tennis with you tomorrow.
Yarın bir kar tahmini var.Tomorrow there is a forecast of snow.
Yarın ziyarete gelen bir arkadaşım var.I have a friend coming over to visit tomorrow.
Yarın bir kriket maçım var. Bana şans dile.Tomorrow I have a cricket match. Wish me luck.
Bugün cumartesi ve yarın pazar.Today is Saturday and tomorrow is Sunday.
Bugün hava bulutlu. Neden yarın plaja gitmiyoruz?It's cloudy today. Why don't we go to the beach tomorrow?
Ev arkadaşımın doğum günü partisi yarın olduğu için heyecanlıyım.I'm excited for my housemate's birthday party tomorrow.
Yarın misafirlerimiz olacak.We will have guests tomorrow.
Yarın o en azından bir şey içebilecek.Tomorrow he'll at least be able to drink something.
Yarın yağmur yağsa da gideceğim.I'll go, even if it rains tomorrow.
Yarın beni aramayı unutma.Don't forget to call me up tomorrow.
Şimdi yola çıkarsan yarın akşama kadar Boston'da olursun.If you leave now, you'll be in Boston by tomorrow evening.
Yarın hiç vaktim yok.I have no time tomorrow.
Yarın geri geliyor musun?Are you coming back tomorrow?
Sanırım Honda yarın gelecek.I think Honda will come tomorrow.
Yarına kadar o rapora ihtiyacımız var.We need that report by tomorrow.
Yarın daha erken döneceğim.I will return earlier tomorrow.
Chris yarın işe gelemeyecek.Chris can't come to work tomorrow.
Yarın golf oynamaya ne dersin?How about playing golf tomorrow?
Yarın hastanede annemi ziyaret edeceğim.Tomorrow I'm going to visit my mother in the hospital.
Yarın direksiyon sınavım var.I will have a driving test tomorrow.
Yarın yaklaşık olarak bu saatte Londra'da olacağız.About this time tomorrow, we will be in London.
Sanırım yarın yağmur yağacak.I think tomorrow is going to rain.
Yarın partiye geliyor musun?Are you coming to the party tomorrow?
Yarın çamaşır günü.Tomorrow's laundry day.
Her zaman yarın vardır.There's always tomorrow.
Tom yarınki sınavı için tekrar yapıyor.Tom is revising for his exam of tomorrow.
Yarın diyete başlıyorum.Tomorrow, I start the diet.
İyi geceler Tatoeba. Yarın görüşürüz.Good night, Tatoeba. See you tomorrow.
Sandalyeler yarın burada olacak.The chairs will be here tomorrow.
Yarın benimle irtibat kur.Contact me tomorrow.
Yarın benimle bağlantı kur.Contact me tomorrow.
Yarın ne olacak? Başlangıç veya bitiş?What will tomorrow be? The beginning or the end?
Dünün ahlak bozuklukları yarının adetleridir.Yesterday's vices are tomorrow's customs.
Yarın sabah yedide gideceğim.I will go tomorrow morning at seven.
Kutlarım! Yarın ölebiliriz!Celebrate! Tomorrow we may die!
İklimbilimcilerine göre, yarından itibaren hava çok sıcak olacak.According to climatologists, from tomorrow on the weather will be very hot.
Yarın yedide görüşürüz.See you at seven tomorrow.
Yarın göreve hazır değilim.I am not on call tomorrow.
Yarın öğleden sonra öncesinde değil.Not before tomorrow afternoon.
Yarın hava güzel olursa ormana gideceğiz.If it is fine tomorrow, we'll go to the forest.
Yarın gelmezsen bana telefonla bildir.If you don't come tomorrow, notify me by phone.
Onun ebeveynlerinin yarın gelip gelmeyeceklerini bilmiyorum.We don't know if her parents will come tomorrow or not.
Yarın sabah ilk iş paketi gönderemeyeceğiz.We will not be able to send the package first thing tomorrow morning.