yaptırma ile cümle

yaptırma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Tom'a bunu yaptırmaya çalışmakla aptallık ettin.It was foolish of you to try to get Tom to do that.
Bir otel rezervasyonu yaptırmak istiyorum.I'd like a hotel reservation.
Bazı aileler çocuklarına aşı yaptırmayı reddediyor.Some parents refuse to have their children vaccinated.
Ben bu hafta sonu rezervasyon yaptırmak istiyorum.I'd like to make a reservation for this weekend.
Onu Tom'a yaptırmamız gerek.We need to make Tom do that.
HIV testi yaptırmak ister misiniz?Would you like to be tested for HIV?
Sağlık sigortası yaptırmam lazım.I need to get health insurance.
Lukas ötanazi yaptırmayı seçti.Lukas chose to get euthanized.
Bir rinoplasti yaptırmadım fakat çevremdeki her bekar kız bunu yaptı.I didn't get a nose job, and every single girl around me did.
Prokopia, başlangıçta isteklerini yaptırmak konusunda kardeşini ikna edemedi.Prokopia failed to persuade her brother to go along with her wishes at first.
Bu nedenle yabancı misafirlerini ağırlayacağı gösterişli bir otel yaptırmak niyetindeydi.He wanted to build an extravagant hotel that would cater to foreign guests.
Annesi bir kuafördür ve sık sık annesine saçlarını yaptırmaktadır.His mother is a hairdresser and she often styles his hair.
Astım ve KOAH hastalarının grip mevsiminden önce grip aşısı yaptırması önerilir.It is recommended that asthmatics and COPD patients be vaccinated against flu before the flu season.
Seni başkan yaptırmayacağız.I am not President.
Her doğan çocuğa, zamanı geldiğinde aşı yaptırmalıdır.Every child safety seat will have an expiration date on it.
İlk tesisi İstanbul'da Darülaceze için bir pavyon yaptırmak oldu.Now it mainly serves as a sightseeing steamboat in Prague.
Ancak benim hala endişelerim vardı. Bu yüzden doktora bu işlemi yaptırmak istemediğimi söyledim.But I was still concerned, so I said, "You know what, I'm not going to do it."
Ama yine de bu işlemi yaptırmamaya karar verdim.But I decided not to have this treatment.
Bu terbiyesiz herif!<br />Şimdi bana ne yaptırmak istiyor?This rude bastard! What does he want to make me do now?
Psikologlar her şeyi teşvikle yaptırmanın olumsuz sonuçlarını 30 yıldır biliyorlar.Psychologists have known about the negative consequences of incentivizing everything for 30 years.
Aynı portreden çok defa yaptırmak çok nadirdir! eflatun elbise giyen bir kadın mı?Few would request a same portrait many times! Is it a woman wearing a purple dress?
İnsanlara bu işi yaptırmak çok zor.It's extremely hard to attract people into this industry.
Ev ya da bahçe işlerini yaptırmak için bir buton yok.There is not a button to push to do yard work or house work.
Yani, anne babanın, istedikleri şeyi sana yaptırmaları için.To get you to do what your parents wanted you to do.'
Spyfishe manevra yaptırmak wireless uzaktan kumandayla çok kolay.Maneuvering the Spyfish is simple with the wireless remote control.
Yani, müşteri segmentinin neyi yaptırmak istediğini bulalım.That is, what is the customer segment trying to get done?
Oh evet,bugün babam ve ahjussi hastahaneye chek-up yaptırmaya gidecek.Oh yeah, today Dad and Ahjushi went to get a check-up at the hospital.
Ben.. "Lütfen bana bunu yaptırma.""Please, don't make me do this."
Hepinizin bildiği gibi kanserli herkes bu kontrol taramalarını yaptırmak zorundadır.And as you all know, anybody with cancer has to get follow-up scans.
-Dişlerini yaptırmadan önceki mi, sonraki mi?Lizzy Mcquire, before or after she got her teeth done? Bree: After!
Çocuğuna Çocuk Felci aşısı yaptırmayacakmış. Kesinlikle.She wasn't going to vaccinate her kid against polio, no way.
Vücudumun mahrem bir yerine Marilyn Manson'un yüzü ya da onun gibi bir şey yaptırmadım.I didn't tattoo Marilyn Manson's face on some indiscreet part of myself or something.
Bugün tahlil yaptırmayacaksın gibi görünüyor.It seems like you're not getting tested today.
Bu küçük çocuk her gün iğne olmak,tahlil yaptırmak ve acı ilaçlardan içmek zorunda.That little kid has to get shots, take tests, and eat bitter medicine everyday.
Ve gerçekten de birkaç kaza testi yaptırmaya çalıştık.So we actually tried to commission some crash tests.
Pekiştireçler, size bir şeyi ileride tekrar yaptırırken, cezalar ise daha az yaptırmaktadır.Reinforcers make it more likely that you'll do something again, while punishers make it less likely.
Lütfen o dansı yap. En son, kumandana kasılmalı dansı yaptırmayı deneyeceğim. 2.By the end, I'm gonna try to get the commander to do the jerk. man #2:
Ve bir yerde şu seçeneklerden birini işaretlemem bekleniyordu: A. Hiç genetik test yaptırmadım, B.A. I have never had a genetic test;
Babalık testi yaptırmaktan memnuniyet duyarım.I'd be happy to participate in one.
Test yaptırmaktan mutluluk duyarım, ve gerçekleşmesini isterim.Happy to take a paternity test, and would love to see it happen.
Ha bu arada hatırlamışken, evliliğinizin kütük kaydını da yaptırmamız lazım.Oh that's right! We have to register your marriage!
"Bir uçuşa çıkmak için rezervasyon yaptırmak istiyorum" deyip rezervasyon yaptım.I made a booking, said I'd like to make a booking to come out for a flight.
"Uçağa taksi yaptırmak ister misin?" diye sordu.He said, "Would you like to have a go at taxiing?"
Ona daha iyi bir şey yaptırmayı dene.See if you can inspire him to do any better.
Oxfam, Save the Children hastane ve okul yaptırmak için para alamayacaklarından endişe duyuyorlar.Oxfam, Save the Children wouldn't get the money to build their hospitals and schools.
Yani yöneticilere büyük duyurular yaptırmak yerine, takım kendi kendini yönetiyor aslında.So instead of having executives issue grand proclamations, the team in effect manages itself.
Velileriniz kayıt yaptırmalı.Now, then...
Ben de yaptırmalıyım.I should get it done, too.
Hayatta yaptırmam.I would never do it.
Gitmeyeceğim dese bile, perma yaptırması konusunda ikna ettim O'nu.After he said he wouldn't go, I forced him to go and get a perm.
İki yaşında biri için bu, dövme yaptırmak gibi bir şey.For a two-year-old, that is like a tattoo.
Karıncalara bunu yaptırmak çok vakit alırdı.It took so long to get these ants to do this.
Biz kayıt yaptırmak istiyoruz.We would like to register.
Süleyman RAB adına bir tapınak, kendisi için de bir saray yaptırmaya karar verdi.Now Solomon purposed to build a house for the name of Yahweh, and a house for his kingdom.
Kayıt Yaptırma GirdileriCheck-in Entries
Çok geçmeden, farklı siyasi partilere kayıt yaptırma olanağı sağlandı.Before long, legislation allowed different political parties to register.
Bu dilimin dışında kalanlarsa, test yaptırmadığından virüsü taşıdığının farkına varmıyor.The others do not take tests and remain unaware that they are infected.
Tek başına bu bile insanları test yaptırmaktan alıkoyan en önemli sebeplerden biri.This in itself is a major disincentive to get tested.
Aynı zamanda, anahtar teslimi bir ev yaptırmak metrekaresi 300 ila 500 avroya mal oluyor.At the same time, building a house for immediate possession costs 300 to 500 euros per square metre.
Alice'in oyuncu olmak isteyen küçük kızı Lydia ise testi yaptırmamaya karar verir.Alice's younger daughter Lydia, an aspiring actress, decides not to be tested.
İlgili Sayfalar