Başını ben yaptım. Vücudunu onlar geliştirdi.Я створив голову, вони створили тіло.
Başını ben yaptım. Vücudunu onlar geliştirdi.אני בניתי את הראש. הם בנו את הגוף.
Başını ben yaptım. Vücudunu onlar geliştirdi.قمت ببناء الرأس. وقاموا ببناء الجسد.
Başını ben yaptım. Vücudunu onlar geliştirdi.研究の目的は 機械に感受性をもたせることです
Başını ben yaptım.Yo hice la cabeza.
Başını ben yaptım.Εγώ έχτισα το κεφάλι.
Başını ben yaptım.Аз направих главата.
Başka bir şey daha yaptım.Zrobiłem jeszcze coś innego.
Başka bir şey daha yaptım.Έτσι έκανα κάτι άλλο.
Başka bir şey daha yaptım.Sen gjorde jag en annan sak.
Başka bir şey daha yaptım.Tein jotain muutakin.
Başka bir şey daha yaptım.Végül mást tettem.
Başka bir şey daha yaptım.55兆のリンクと言うのは人間の脳にある
Başka bir şey daha yaptım.Entonces hice algo mas.
Başka bir şey daha yaptım.Ho fatto di più.
Başka bir şey daha yaptım.Ich habe noch etwas anderes gemacht.
Başka bir şey daha yaptım.다른 계산도 해봤습니다. 하루 클릭 수 천억 회
Başka bir şey daha yaptım.Până la urmă am făcut altceva.
Başka bir şey daha yaptım.И я сделал кое-то ещё.
Başka bir şey daha yaptım.אז עשיתי משהו אחר. חישבתי ש-100 מיליארד קליקים מדי יום
Başka bir şey daha yaptım.لذا عملت شئ آخر. عرفت أن 100 بليون نقرة في اليوم،
Başlangıcımı Abidjan Havalimanı'nda, ağır bir Fildişi Sahili sabahıyla yaptım.A minha primeira introdução foi no aeroporto de Abidjan numa suada manhã da Costa do Marfim.
Başlangıcımı Abidjan Havalimanı'nda, ağır bir Fildişi Sahili sabahıyla yaptım.Az első bemutatkozásom az Abidjan repülőtéren volt egy fülledt elefántcsontparti reggelen.
Başlangıcımı Abidjan Havalimanı'nda, ağır bir Fildişi Sahili sabahıyla yaptım.Il primo contatto avvenne all'aeroporto di Abidjan, in Costa d'Avorio, un'afosa mattina.
Başlangıcımı Abidjan Havalimanı'nda, ağır bir Fildişi Sahili sabahıyla yaptım.제 첫 아프리카 경험은 땀이 나는 어느 아침의 코트디부아르(상아해안)의 아비장 공항이였습니다.
Başlangıcımı Abidjan Havalimanı'nda, ağır bir Fildişi Sahili sabahıyla yaptım.La première fois, c'était à l'aéroport d'Abidjan par une chaude matinée de Côte d'Ivoire.
Başlangıcımı Abidjan Havalimanı'nda, ağır bir Fildişi Sahili sabahıyla yaptım.Meinen Anfang machte ich in Abidjan am Flughafen an einem schwülen ivorischen Morgen.
Başlangıcımı Abidjan Havalimanı'nda, ağır bir Fildişi Sahili sabahıyla yaptım.Mijn eerste introductie vond plaats op de luchthaven van Abidjan, op een zweterige ochtend in Ivoorkust.
Başlangıcımı Abidjan Havalimanı'nda, ağır bir Fildişi Sahili sabahıyla yaptım.Min første introduktion var i lufthavnen i Abidjan på en svedig, Elfenbenskyst-morgen.
Başlangıcımı Abidjan Havalimanı'nda, ağır bir Fildişi Sahili sabahıyla yaptım.Mi primera introducción fue en el aeropuerto de Abiyán una calurosa mañana en la Costa de Marfil.
Başlangıcımı Abidjan Havalimanı'nda, ağır bir Fildişi Sahili sabahıyla yaptım.Moje prvé zoznámenie sa s Afrikou bolo na abidjanskom letisku jedného vlhkého rána na Pobreží Slonoviny.
Başlangıcımı Abidjan Havalimanı'nda, ağır bir Fildişi Sahili sabahıyla yaptım.Mój pierwszy pobyt rozpoczął się na lotnisku w Abidjan na Wybrzeżu Kości Słoniowej.
Başlangıcımı Abidjan Havalimanı'nda, ağır bir Fildişi Sahili sabahıyla yaptım.Prima mea iniţiere a fost la aeroportul Abidjan într-o dulce dimineaţă pe Coasta de Fildeş.
Başlangıcımı Abidjan Havalimanı'nda, ağır bir Fildişi Sahili sabahıyla yaptım.Пристигнах на летището в Абиджан през едно горещо утро на Брега на слоновата кост.
Başlangıcımı Abidjan Havalimanı'nda, ağır bir Fildişi Sahili sabahıyla yaptım.Я впервые познакомилась с континентом в аэропорту Абиджана одним душным кот-д'ивуарским утром.
Başlangıcımı Abidjan Havalimanı'nda, ağır bir Fildişi Sahili sabahıyla yaptım.ההיכרות הראשונית שלי היתה בשדה התעופה באבידג'אן, בבוקר מיוזע בחוף השנהב.
Başlangıcımı Abidjan Havalimanı'nda, ağır bir Fildişi Sahili sabahıyla yaptım.أول قدومي كان في مطار ابيدجان في صباح جميل في ساحل العاج.
Başlangıcımı Abidjan Havalimanı'nda, ağır bir Fildişi Sahili sabahıyla yaptım.ウォールストリートを辞め 髪はマーガレット・ミード風にして
Bataryayı tamamen sıvı yaptım, her iki elektrot için sıvı metaller ve elektrolit için ergimiş tuz.Am făcut bateria complet lichidă: metale lichide pentru ambii electrozi şi sare topită ca electrolit.
Bataryayı tamamen sıvı yaptım, her iki elektrot için sıvı metaller ve elektrolit için ergimiş tuz.Fiz a bateria completamente líquida — metais líquidos para ambos os elétrodos e sal fundido para o eletrólito.
Bataryayı tamamen sıvı yaptım, her iki elektrot için sıvı metaller ve elektrolit için ergimiş tuz.Jeg lavede hele batteriet flydende -- flydende metal for begge elektroder og smeltet salt som elektrolyt.
Bataryayı tamamen sıvı yaptım, her iki elektrot için sıvı metaller ve elektrolit için ergimiş tuz.저는 배터리를 완전 액체로 만들었습니다. -- 전극으로 액체금속을 사용하고, 전해질로 녹인 소금을 사용했죠.
Bataryayı tamamen sıvı yaptım, her iki elektrot için sıvı metaller ve elektrolit için ergimiş tuz.Saya membuat baterai semua cairan - cairan logam untuk kedua elektroda dan garam cair untuk elektrolitnya.
Bataryayı tamamen sıvı yaptım, her iki elektrot için sıvı metaller ve elektrolit için ergimiş tuz.Spravil som batériu celú tekutú -- tekuté kovy ako obe elektródy a roztavená soľ ako elektrolyt.
Bataryayı tamamen sıvı yaptım, her iki elektrot için sıvı metaller ve elektrolit için ergimiş tuz.Vytvořil jsem tu baterii, v které jsou obě elektrody z tekutého kovu a elektrolyt je roztavená sůl.
Bataryayı tamamen sıvı yaptım, her iki elektrot için sıvı metaller ve elektrolit için ergimiş tuz.Направих батерията изцяло течна - течен метал за двата електрода и разтопена сол за електролита.
Bataryayı tamamen sıvı yaptım, her iki elektrot için sıvı metaller ve elektrolit için ergimiş tuz.יצרתי את המצבר הנוזלי כולו -- מתכת נוזלית לשתי האלקטרודות ומלח מותך כאלקטרוליט.
Bataryayı tamamen sıvı yaptım, her iki elektrot için sıvı metaller ve elektrolit için ergimiş tuz.قمت بصناعة بطارية بمكونات سائلة -- معادن سائلة لكلا القطبين الكهربائيين و ملح مذاب للمحلول الكهربائي.
Bataryayı tamamen sıvı yaptım, her iki elektrot için sıvı metaller ve elektrolit için ergimiş tuz.電解質の融解塩から成る 完全な液体電池を作ったのです どのように反応するのかお話します
Batılılara anlatmanın önemli olduğu düşüncesiyle bu filmi yaptım.서부인들에게 국가로써 역사를 전하는 것이 중요하다고 생각했기에 제작했습니다.
Batılılara anlatmanın önemli olduğu düşüncesiyle bu filmi yaptım.- сказати мешканцям Заходу про нашу історію, як країни.
Batılılara anlatmanın önemli olduğu düşüncesiyle bu filmi yaptım.כי הרגשתי שחשוב שהוא ידבר למערביים על ההיסטוריה שלנו כמדינה.
Batılılara anlatmanın önemli olduğu düşüncesiyle bu filmi yaptım.لأنني شعرت أنه من المهم التحدث الى الغربيين حول تاريخنا كدولة.
Batılılara anlatmanın önemli olduğu düşüncesiyle bu filmi yaptım.歴史を伝えることの 重要性から映画制作を決めました イスラム革命以降のイランについては
Bayanlar baylar, ben farklı bir tercih yaptım.Damas y caballeros, yo elegí otra cosa.
Bayanlar baylar, ben farklı bir tercih yaptım.Dames en heren, ik maakte een andere keuze.
Bayanlar baylar, ben farklı bir tercih yaptım.Dámy a pánové, já jsem udělal jinou volbu.
Bayanlar baylar, ben farklı bir tercih yaptım.Doamnelor și domnilor, eu am făcut altă alegere.
Bayanlar baylar, ben farklı bir tercih yaptım.Hölgyeim és uraim, én egy másik utat járok be.
Bayanlar baylar, ben farklı bir tercih yaptım.여러분, 저는 다른 선택을 했습니다.