Pazarlık yaptık.We made a bargain.
İstediğini yaptık.We did what you asked.
Şu ana kadar yaptıkları için Tom'u bir daha asla affetmeyeceğim.I'll never ever forgive Tom for what he did.
Sen ve ben bir pazarlık yaptık.You and I made a bargain.
Yapabileceğimiz her şeyi yaptık.We've done everything we can do.
Sen ona yaptıklarını ödeyeceksin.You'll pay for what you did to her.
Bana yaptıklarınız için para ödeyeceksiniz.You'll pay for what you did to me.
Onu nasıl yaptıklarını biliyorum.I know how they did it.
Bunu sadece eğlencesine yaptık.We did that just for fun.
Tom yaptıklarının yasa dışı olduğunu biliyordu.Tom knew that what they were doing was illegal.
Bunu nasıl yaptık bilmiyorum.I don't know how we did it.
Ben onların bunu nasıl yaptıklarını bilmiyorum.I don't know how they did it.
Tüm yaptıkların için minnettarım.I'm grateful for all you've done.
Tom yaptıklarından dolayı cezalandırılmalı.Tom must be punished for what he did.
Tom ve Mary ne yaptıklarını biliyor gibi görünüyorlar.Tom and Mary seem to know what they're doing.
Burada çalışan insanlar ne yaptıklarını biliyor gibi görünüyorlar.The people working here seem to know what they're doing.
Arabanda çalışan çocuklar ne yaptıklarını biliyor gibi görünmüyorlar.The guys working on your car don't seem to know what they're doing.
Olacak şeye Tom'u hazırlamak için elimizden geleni yaptık.We did our best to prepare Tom for what was going to happen.
Benim için yaptıklarından dolayı sana teşekkür etmek istiyorum.I want to thank you for what you've done for me.
Geçen hafta bizim için yaptıklarından dolayı sana teşekkür etmek istiyorum.I want to thank you for what you did for us last week.
Tüm yaptıkların için sana teşekkür etmek istiyorum.I want to thank you for all you've done.
Ödevimizi yaptık.We did our homework.
Bende geriye bakmak ve yaptıklarım için pişman olmak eğilimi yoktur.I don't tend to look back and regret what I've done.
Tom için zaten çok şey yaptık.We've already done a lot for Tom.
Yapabileceğimiz her şeyi önceden yaptık.We've already done everything we can do.
Tom, yaptıklarının sonuçlarını yaşamak durumunda.Tom had to live with the consequences of his actions.
İnsanların çoğu, hata yapmaktan çok, yaptıkları hatayla yüzleşmekten korkar.Most people are rather afraid of facing their mistakes, than of making mistakes.
Oldukça iyi ödeme yaptıklarını duydum.I hear they pay pretty well.
Biz bu konuşmayı bir milyon kez yaptık.We've had this conversation a million times.
Tom'un yaptıklarını nasıl açıklayacaksın?How do you explain what Tom did?
Biz onu nasıl yaptık?How did we do that?
Yaptıkları için Tom'u hiç affetmedim.I've never forgiven Tom for what he did.
Tom Mary'yi yaptıkları için hiç affetmedi.Tom never forgave Mary for what she did.
Tom onun ve John'un yaptıkları şeyler hakkında her şeyi Mary'ye söylemeli.Tom ought to tell Mary all about what he and John did.
Tom Mary'nin yaptıkları için John'u affetmesini istedi.Tom wanted Mary to forgive John for what he had done.
Tom yaptıkları için çok üzgündü.Tom was very sorry for what he had done.
Tom yaptıklarından pişman olmuş gibi görünüyordu.Tom seemed to regret what he had done.
Tüm yaptıkların için teşekkürler.Thank you for all you've done.
Biz iyi yaptık.We've done well.
Az önce ne yaptık?What've we just done?
Birbirimize ne yaptık?What did we do to each other?
Sanırım iyi bir izlenim yaptık.We made a good impression, I think.
Biz gerçekten onu yaptık mı?Did we actually do that?
Öyle şeyler yaptıklarını bilmiyordum.I didn't know that they did things like that.
Herhangi bir ilerleme yaptık mı?Have we made any progress?
Biz ilerleme yaptık.We've made progress.
Ağacı kesmesi için birine ödeme yaptık.We paid someone to cut the tree down.
Onların ne yaptıklarına bak.Look what they're doing.
Onlar yaptıklarında çok iyi değiller.They're not very good at what they do.
Başka herkesin yaptığı gibi aynı şeyi yaptık.We did the same thing as everybody else did.
Onların bir şey yaptıklarını sanmıyorum.I don't think they would've done anything.
Ertesi sabah, biz birlikte kahvaltı yaptık.The next morning, we ate breakfast together.
Onlara işkence yaptık.We tortured them.
Ona ne yaptıklarını biliyordum.I knew what they did to him.
Daha önce onların onu yaptıklarını gördüm.I've seen them do it before.
Onlara bir teklif yaptık.We made them an offer.
Ona yardım etmek için elimizden geleni yaptık.We tried our best to help them.
Her şeyi onlar için yaptık.We did everything for them.
Onlar için elimizden geleni yaptık.We've done what we can for them.
Biz onun için elimizden geleni yaptık.We've done what we can for him.