Gerçekten iş yapmazlar, sadece her şeyin yolunda gittiğinden emin olmak isterler ki bu da rahatsız etmektir.V resnici ne delajo, zato morajo poskrbeti, da delajo drugi, to pa je motnja.
Gerçekten iş yapmazlar, sadece her şeyin yolunda gittiğinden emin olmak isterler ki bu da rahatsız etmektir.V skutočnosti vlastne nepracujú, takže kontrolujú, či tí ostatní pracujú, a tým ich vyrušujú.
Gerçekten iş yapmazlar, sadece her şeyin yolunda gittiğinden emin olmak isterler ki bu da rahatsız etmektir.Ze doen niet zelf het werk, dus moeten ze zeker weten de anderen het werk doen, wat een verstoring is.
Gerçekten iş yapmazlar, sadece her şeyin yolunda gittiğinden emin olmak isterler ki bu da rahatsız etmektir.Вони самі нічого не роблять, їх справа — слідкувати за тим, щоб інші виконували свою роботу, що і є завадою.
Gerçekten iş yapmazlar, sadece her şeyin yolunda gittiğinden emin olmak isterler ki bu da rahatsız etmektir.Не вършат конкретна работа, затова трябва да се уверят, че всички останали го правят, което е прекъсване.
Gerçekten iş yapmazlar, sadece her şeyin yolunda gittiğinden emin olmak isterler ki bu da rahatsız etmektir.הם לא באמת עושים את העבודה, אז הם חייבים לוודא שכל האחרים עושים את העבודה, שזה למעשה להפריע להם.
Gerçekten iş yapmazlar, sadece her şeyin yolunda gittiğinden emin olmak isterler ki bu da rahatsız etmektir.هم لا يقومون بعمل حقيقي لذلك يتوجب عليهم التأكد من ان الآخرين قاموا بالعمل , وهو المقاطعه
Gerçekten iş yapmazlar, sadece her şeyin yolunda gittiğinden emin olmak isterler ki bu da rahatsız etmektir.他の仕事を確認しに来ます。これが妨害となります 世界中にはたくさんのマネージャーがいます
- Her zaman böyle gürültü yapmazlar.Ce n'est pas toujours aussi bruyant. Je sais, juste les jeudis.
- Her zaman böyle gürültü yapmazlar.Er is niet altijd zoveel lawaai.
- Her zaman böyle gürültü yapmazlar.Nem mindig ilyen zajos. Tudom, csak csütörtökönként.
- Her zaman böyle gürültü yapmazlar.No siempre hay tanto ruido. Ya lo sé, sólo los jueves.
- Her zaman böyle gürültü yapmazlar.- Nu fac mereu atâta gălăgie. - Ştiu, doar joia.
- Her zaman böyle gürültü yapmazlar.Здесь не всегда так шумно. Я знаю, только по четвергам.
- Her zaman böyle gürültü yapmazlar..לא תמיד רועש כל כך .אני יודע, רק בימי חמישי
- Her zaman böyle gürültü yapmazlar.إنهم لا يحدثون هذه الضوضاء دائما أعرف، فقط أيام الخميس
Hiçbir şey yapmazlarDe gøre ikke noget.
Hiçbir şey yapmazlarEles não fazem nada.
Hiçbir şey yapmazlarEllos no hacen nada.
Hiçbir şey yapmazlar그것들은 어떤 것도 하지 않습니다.
Hiçbir şey yapmazlarNebudou tedy vůbec reagovat.
Hiçbir şey yapmazlarNie są reaktywne.
Hiçbir şey yapmazlarSie tun nicht alles.
Hiçbir şey yapmazlarВони нічого не роблять.
Küçük başlarlar, diğer insanların topraklarını alırlar. Bunu davetiye aldıkları için yapmazlar.Empezaron más pequeñas y tomaron las tierras de otra gente y no la tomaron por invitación.
N: Ama bunlar kendiliğinden kan süzme ya da böbreklerin yaptığı işlemleri yapmazlar.Ale samy o sobě nefiltrují krev ani nemají žádnou jinou důležitou funkci, kterou zastávají ledviny.
N: Ama bunlar kendiliğinden kan süzme ya da böbreklerin yaptığı işlemleri yapmazlar.Mas elas não filtram o sangue ou exercem qualquer outra função dos rins.
N: Ama bunlar kendiliğinden kan süzme ya da böbreklerin yaptığı işlemleri yapmazlar.N : 그러나 그들이 그 자체로 피를 여과하거나 혹은 신장의 주요한 기능을 수행할 수는 없습니다.
N: Ama bunlar kendiliğinden kan süzme ya da böbreklerin yaptığı işlemleri yapmazlar.N: pero no per se, filtran la sangre o realice una de las principales funciones de los riñones.
N: Ama bunlar kendiliğinden kan süzme ya da böbreklerin yaptığı işlemleri yapmazlar.N: tapi mereka tidak, menyaring darah atau apapun yg terkait fungsi utama ginjal.
N: Ama bunlar kendiliğinden kan süzme ya da böbreklerin yaptığı işlemleri yapmazlar.N: لكنهم لا في حد ذاتها، وتصفية الدم أو القيام بأي من المهام الرئيسية للكلى.
Temel varsayım nedir? insanlar bir şey yapmazlarsa, ertelemeye devam ederlerse, kutucukları işaretlemezlerseCare este poziţia iniţială dacă oamenii nu fac nimic, dacă insistă în a amâna, dacă nu bifează căsuţele?
Temel varsayım nedir? insanlar bir şey yapmazlarsa, ertelemeye devam ederlerse, kutucukları işaretlemezlerseGdy ludzie są bezczynni, ociągają się i nie wybierają, czym jest zastosowanie "wyboru domyślnego"?
Temel varsayım nedir? insanlar bir şey yapmazlarsa, ertelemeye devam ederlerse, kutucukları işaretlemezlerse만일 사람들이 아무것도 하지 않는다면, 만일 사람들이 계속 미루고, 박스에 체크하지 않는다면, 무엇이 초기 기본 설정이 될까요?
Temel varsayım nedir? insanlar bir şey yapmazlarsa, ertelemeye devam ederlerse, kutucukları işaretlemezlerseQuale sarà la situazione se la gente non fa niente, se continua a procrastinare, se non barra le caselle?
Temel varsayım nedir? insanlar bir şey yapmazlarsa, ertelemeye devam ederlerse, kutucukları işaretlemezlerse¿Qué sucede por defecto si la gente no hace nada, si continúan sin hacer nada, si no marcan las opciones?
Temel varsayım nedir? insanlar bir şey yapmazlarsa, ertelemeye devam ederlerse, kutucukları işaretlemezlerseSự mặc định là gì nếu con người không làm gì cả, nếu họ cứ trì hoãn, nếu họ không đánh dấu?
Temel varsayım nedir? insanlar bir şey yapmazlarsa, ertelemeye devam ederlerse, kutucukları işaretlemezlerseWat is de standaardinstelling als mensen niks doen, als ze blijven uitstellen, als ze geen vakje aankruisen?
Temel varsayım nedir? insanlar bir şey yapmazlarsa, ertelemeye devam ederlerse, kutucukları işaretlemezlerseמהי ברירת המחדל אם אנשים לא עושים דבר, אם הם ממשיכים להשתהות, אם הם לא מסמנים את התיבה?
Temel varsayım nedir? insanlar bir şey yapmazlarsa, ertelemeye devam ederlerse, kutucukları işaretlemezlerseما هو الإعداد المبرمج تلقائيا إنه أن لا يفعل الناس أي شيء، إذا يواصلون التسويف ولا يضعون علامات في المربعات؟
Temel varsayım nedir? insanlar bir şey yapmazlarsa, ertelemeye devam ederlerse, kutucukları işaretlemezlerse人が何もしない時 決断を遅らせたり チェックを入れない時 それは非常に強力です 決断を遅らせたり チェックを入れない時 それは非常に強力です
Vay, bunu lisansüstü okullarında yapmazlar, sanmıyorum.Azt hiszem ezt nem sok egyetemen teszik meg.
Vay, bunu lisansüstü okullarında yapmazlar, sanmıyorum.Je ne crois pas qu'ils fassent cela dans les Universités.
Vay, bunu lisansüstü okullarında yapmazlar, sanmıyorum.와우. 제 생각에 대학원은 그렇게까지 해주지 않을 겁니다.
Vay, bunu lisansüstü okullarında yapmazlar, sanmıyorum.Uau, acho que eles não fazem isto em faculdades.
Vay, bunu lisansüstü okullarında yapmazlar, sanmıyorum.Uau, nu cred că așa se procedează de obicei în școlile postuniversitare.
Vay, bunu lisansüstü okullarında yapmazlar, sanmıyorum.Uf, takhle to myslím na vysokých školách obvykle nedělají.
Vay, bunu lisansüstü okullarında yapmazlar, sanmıyorum.Wow, dat doen ze normaal niet op universiteiten, geloof ik.
Vay, bunu lisansüstü okullarında yapmazlar, sanmıyorum.Wow, esto no lo hacen en escuelas de posgrado, no creo.
Vay, bunu lisansüstü okullarında yapmazlar, sanmıyorum.Wow, jag trodde inte att sådant hände på forskarskolor.
Vay, bunu lisansüstü okullarında yapmazlar, sanmıyorum.Wow, nemyslím, že to na vysokých školách takto robia bežne.
Vay, bunu lisansüstü okullarında yapmazlar, sanmıyorum.Wow, nie robią tego w szkołach wyższych, nie sądzę.
Vay, bunu lisansüstü okullarında yapmazlar, sanmıyorum.Wow, non penso che di solito nelle università funzioni così.
Vay, bunu lisansüstü okullarında yapmazlar, sanmıyorum.Wow, so etwas passiert einem nicht an jeder Uni, denke ich.
Vay, bunu lisansüstü okullarında yapmazlar, sanmıyorum.Wow, tôi nghĩ là họ không thường làm vậy ở những trường sau đại học.
Vay, bunu lisansüstü okullarında yapmazlar, sanmıyorum.Не правят такива неща в училище.
Vay, bunu lisansüstü okullarında yapmazlar, sanmıyorum.Ого... Я не думаю, что они делают так в аспирантуре.
Vay, bunu lisansüstü okullarında yapmazlar, sanmıyorum.וואו, אני לא חושב שעושים את זה באוניברסטיאות, אני לא חושב.
Vay, bunu lisansüstü okullarında yapmazlar, sanmıyorum.رائع، إنهم لا يتصرّفون هكذا في المعاهد العليا، لا أعتقد ذلك.
Vay, bunu lisansüstü okullarında yapmazlar, sanmıyorum.この話をしたのは、彼らが本当に私のことを助けたがっていたからです