Ana içeriğe geç
Sözlük

yapmaz ile cümle

yapmaz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Bir ekonomist asla bunu yapmazdı.ان الاقتصادين لن يقوموا بذلك على الاطلاق
Bir ekonomist asla bunu yapmazdı.私なら二つの期間に分けてみます
Bir hikaye size bu gece olacak ki kesinlikle suç ödeme yapmaz gösterir şehir çoklu modda otel이야기 당신이 오늘 밤엔 그 분명히 범죄가 지불하지 않습니다 보여줍니다 시내 멀티 모드로 호텔
Bir hikaye size bu gece olacak ki kesinlikle suç ödeme yapmaz gösterir şehir çoklu modda otelסיפור שאתה יהיה שלך הלילה בהחלט מראה פשע שאינו משלם במלון במצב של ריבוי מרכז העיר
Bir hikaye size bu gece olacak ki kesinlikle suç ödeme yapmaz gösterir şehir çoklu modda otelقصة الليلة التي سوف الخاص بك تؤكد بلا شك أن جريمة لا يدفع في الفندق في وضع متعدد وسط المدينة
Bir hikaye size bu gece olacak ki kesinlikle suç ödeme yapmaz gösterir şehir çoklu modda otelダウンタウンマルチモードのホテルで 男または女が踊っている
Birincisi, Tanrı asla hava atmak için bir mucize yapmaz.Az első, hogy Isten soha nem azért tesz csodát, hogy felvágjon.
Birincisi, Tanrı asla hava atmak için bir mucize yapmaz.Číslo jedna, Boh nikdy nerobí zázraky, aby sa predvádzal.
Birincisi, Tanrı asla hava atmak için bir mucize yapmaz.Číslo jedna, Bůh nikdy nedělá zázraky, aby se předvedl.
Birincisi, Tanrı asla hava atmak için bir mucize yapmaz.Eén: God verricht geen wonder om zomaar te pronken.
Birincisi, Tanrı asla hava atmak için bir mucize yapmaz.Erstens, Gott tut nie ein Wunder, um anzugeben.
Birincisi, Tanrı asla hava atmak için bir mucize yapmaz.첫번째는 하나님께서 기적을 일으키는 건 결코 자랑하기 위해서가 아니죠.
Birincisi, Tanrı asla hava atmak için bir mucize yapmaz.Numărul unu, Dumnezeu nu face niciodată un miracol pentru a face pe grozavul.
Birincisi, Tanrı asla hava atmak için bir mucize yapmaz.Po pierwsze, Bóg nigdy nie sprawia cudów by pokazać się.
Birincisi, Tanrı asla hava atmak için bir mucize yapmaz.Premièrement, Dieu ne fait jamais de miracles pour faire le fier.
Birincisi, Tanrı asla hava atmak için bir mucize yapmaz.Primeramente, Dios nunca hace un milagro para lucirse.
Birincisi, Tanrı asla hava atmak için bir mucize yapmaz.Primo: Dio non fa mai miracoli per mettersi in mostra.
Birincisi, Tanrı asla hava atmak için bir mucize yapmaz.Thứ nhất, Chúa không bao giờ tạo ra những phép mầu để khoe mẽ.
Birincisi, Tanrı asla hava atmak için bir mucize yapmaz.Yang pertama, Tuhan tidak pernah melakukan mukjizat hanya untuk pamer.
Birincisi, Tanrı asla hava atmak için bir mucize yapmaz.Πρώτον, ο Θεός δεν κάνει ένα θαύμα για να επιδειχτεί.
Birincisi, Tanrı asla hava atmak için bir mucize yapmaz.Номер едно, Бог никога не прави чудо за да се покаже.
Birincisi, Tanrı asla hava atmak için bir mucize yapmaz.Перша: Бог ніколи не робить див, просто щоб показати себе.
Birincisi, Tanrı asla hava atmak için bir mucize yapmaz.דבר ראשון, אלוהים לעולם לא עושה נס כדי להשוויץ.
Birincisi, Tanrı asla hava atmak için bir mucize yapmaz.رقم واحد، الخالق لا يقوم بمعجزات من أجل التباهي.
Birincisi, Tanrı asla hava atmak için bir mucize yapmaz.「なんてすごいんだ」ではありません
birisi, istediğini yapmazsanız sizi resmi görevlilere bildirmek ile tehdit ediyorsaalguien le amenaza con denunciarle a las autoridades si no hace lo que le pide
birisi, istediğini yapmazsanız sizi resmi görevlilere bildirmek ile tehdit ediyorsajoku uhkaa ilmiantaa sinut viranomaisille, jos et tee niin kuin hän haluaa
birisi, istediğini yapmazsanız sizi resmi görevlilere bildirmek ile tehdit ediyorsanågon hotar med att ange dig till myndigheter om du inte gör som hen säger
birisi, istediğini yapmazsanız sizi resmi görevlilere bildirmek ile tehdit ediyorsaquelqu'un menace de vous dénoncer aux autorités si vous n’agissez pas comme il le veut
birisi, istediğini yapmazsanız sizi resmi görevlilere bildirmek ile tehdit ediyorsaвас принуждают к чему-либо под угрозой выдачи властям
birisi, istediğini yapmazsanız sizi resmi görevlilere bildirmek ile tehdit ediyorsaقام شخص معين بتهديدك بالإبلاغ عنك إلى السلطات، إذا لم تُنفذ ما يريد
Bir ona şöyle dedim " Biliyor musun, ben senin yaşındayken, böyle şeyler yapmazdım.Așa că am întrebat-o într-o zi, "Știi, când eram de vârsta ta, eu nu făceam din astea.
Bir ona şöyle dedim " Biliyor musun, ben senin yaşındayken, böyle şeyler yapmazdım.Così un giorno le ho chiesto, "Sai, quando io avevo la tua età, non li facevo.
Bir ona şöyle dedim " Biliyor musun, ben senin yaşındayken, böyle şeyler yapmazdım.Egyszer megkérdeztem tőle: "Én annak idején" "nem csináltam ilyeneket."
Bir ona şöyle dedim " Biliyor musun, ben senin yaşındayken, böyle şeyler yapmazdım.Então perguntei-lhe um dia, "Sabes, quando tinha a tua idade, Eu não fazia isso.
Bir ona şöyle dedim " Biliyor musun, ben senin yaşındayken, böyle şeyler yapmazdım.Ich habe sie also eines Tages gefragt, "Weißt du, als ich so alt war wie du, habe ich so etwas nicht gemacht.
Bir ona şöyle dedim " Biliyor musun, ben senin yaşındayken, böyle şeyler yapmazdım.Jadi, suatu hari, saya bertanya ,"Tahukah kamu, pada saat saya seumurmu, saya tidak membuat barang ini.
Bir ona şöyle dedim " Biliyor musun, ben senin yaşındayken, böyle şeyler yapmazdım.그래서 제가 그녀에게 하루는 물었지요, "있잖아, 내게 너만할 때엔, 나는 이런 것들을 만들지 않았단다.
Bir ona şöyle dedim " Biliyor musun, ben senin yaşındayken, böyle şeyler yapmazdım.Powiedziałem jej kiedyś, że gdy byłem w jej wieku nie robiłem laptopów z papieru.
Bir ona şöyle dedim " Biliyor musun, ben senin yaşındayken, böyle şeyler yapmazdım."Sabes, cuando tenía tu edad, no hacía esos dibujos.
Bir ona şöyle dedim " Biliyor musun, ben senin yaşındayken, böyle şeyler yapmazdım.Tak som sa jej raz spýtal, "Vieš, keď som bol v tvojom veku, tak som také nerobil.
Bir ona şöyle dedim " Biliyor musun, ben senin yaşındayken, böyle şeyler yapmazdım.Thế là một hôm tôi hỏi nó, "Con biết không, khi ba cỡ tuổi con, Ba đâu có làm mấy thứ này.
Bir ona şöyle dedim " Biliyor musun, ben senin yaşındayken, böyle şeyler yapmazdım."Toen ik zo oud was als jij maakte ik die niet.
Bir ona şöyle dedim " Biliyor musun, ben senin yaşındayken, böyle şeyler yapmazdım.Un jour je lui ai dit "tu sais, quand j'avais ton âge, je n'en faisais pas.
Bir ona şöyle dedim " Biliyor musun, ben senin yaşındayken, böyle şeyler yapmazdım.Της είπα μια μέρα, "Όταν ήμουνα στην ηλικία σου, δεν έκανα τέτοιες ζωγραφιές.
Bir ona şöyle dedim " Biliyor musun, ben senin yaşındayken, böyle şeyler yapmazdım.Знаеш ли защо?"
Bir ona şöyle dedim " Biliyor musun, ben senin yaşındayken, böyle şeyler yapmazdım.Я как-то говорю ей: "Когда я был в твоем возрасте, Я не делал таких вещей.
Bir ona şöyle dedim " Biliyor musun, ben senin yaşındayken, böyle şeyler yapmazdım.אז שאלתי אותה יום אחד, "את יודעת שכאשר הייתי בגילך, לא עשיתי דברים כאלה.
Bir ona şöyle dedim " Biliyor musun, ben senin yaşındayken, böyle şeyler yapmazdım.ولقد سألتها ذات يوم " اتعلمين عندما كنت في عمرك لم اكن اصنع مثل هذه الامور ..
Bir ona şöyle dedim " Biliyor musun, ben senin yaşındayken, böyle şeyler yapmazdım.作らなかったけど それはなぜかと 娘に尋ねてみたら
Bir şey olmaz. Birazcık şarap bir şey yapmaz.Não, não, não, um copo de vinho não me vai fazer mal, além disso o mais importante... ...é ele querer ver-me.
Bir şey olmaz. Birazcık şarap bir şey yapmaz.لا، لا بأس قليل من النبيذ لن يؤذيني
Bir şey yapmazsak kan kaybından öleceksin.Sanguinerai a morte se non facciamo qualcosa.
Bir şey yapmazsak kan kaybından öleceksin. -Winry! -Biliyorum.- Ya lo sé.
Bir şey yapmazsak kan kaybından öleceksin.Wykrwawisz się, jeśli czegoś nie zrobimy.
Bir şey yapmazsak kan kaybından öleceksin.Ты истечёшь кровью, если мы ничего не сделаем.
Bir şey yapmazsan, kan kaybından ölecek.Hän vuotaa kuiviin, jos et tee jotain.
Bir şey yapmazsan, kan kaybından ölecek.Hvis du ikke gør noget, forbløder hun snart.
Bir şey yapmazsan, kan kaybından ölecek.Jeśli czegoś nie zrobisz, wykrwawi się na śmierć.
Bir şey yapmazsan, kan kaybından ölecek.Om du inte gör nåt så förblöder hon snart.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod