Toby açıklama yapmaz fakat oğulları için yaptığını söyler.Dawson did not give one, but he did talk about his son.
İş yapmaz, tek yaptığı şey televizyon izlemektir.When not practicing, he watches TV or goes on the internet.
O da zararlıysa, onu da yapmaz.He should, if need be, harm himself.
Kapıkulu Askerleri gibi barış zamanında da askerlik yapmazlardı.Naturally, there were no holiday visitors as in peacetime.
Kim onları takıntı yapmaz ki?Who would not weep at this?
Bir yıl kadar hiçbir iş yapmaz.I didn't do anything for a year.
Alfa dişisi hiçbir zaman bu işi yapmaz.Miles Davis would never do that.
Asla geri ya da ileri hareket yapmazlar.They sin and sin again.
Gizlenmesi için bir şey yapmaz çünkü görünmez olabilir.So, you could argue that it doesn't exist because it's invisible, but of course it does.
Erkekler genel olarak doğum veya yumurtlama yapmazlar.Overall, women do not prepare much for birth.
Bu yüzden zombiler hiçbir şey yapmaz.In other words, vampires did not exist.
Ancak hayaletler bir şey yapmaz.There's no ghosts.
Tarantino oyuncu seçimine ilişkin olarak, ''Bu film (büyük film yıldızları olmadan) iş yapmazdı.Regarding the cast, Tarantino has said, "This is a movie where wouldn't work.
Sperm bağışlamak sizi baba yapmaz.Actually, the Despot did not father any children.
Shakespeare Bunu Asla Yapmazdı (Shakespeare Never Did This), Charles Bukowski'nin bir eseridir.Rostenkowski did, and an embarrassed Albert never forgave him.
Pop kültüründen nefret etmek kimseyi havalı yapmaz.By refusing beauty, we refuse civilization.
İslam hukuku, her ikisi de zımmi statüsündeki Yahudiler ile Hristiyanlar arasında bir ayrım yapmaz.Islamic law does not differentiate between Jews and Christians in their status as dhimmis.
Sonraları pişman olsa da özür dilemeyi kendisine yakışık bulmadığından bunu yapmaz.But he complains that those he considers to be unworthy also receive rewards while he does not.
Yuva yapmazlar.No accommodation.
Açıkçası, aksiyon bilgisayar oyunlarına gelince, ekran süresi görme yetinizi daha kötü yapmaz.Clearly, when it comes to action video games, screen time doesn't make your eyesight worse.
Bu onu tanımsız yapmaz.It doesn't make it undefined.
Yani eğer sen hiçbirşey yapmazsan Hani ve o cool çocuk çıkmaya başlayabilirler.So if you don't do something, Ha Ni and that guy might get together...
Böyle yaparsanız hata yapmazsınız.Let's see, 1/r.
Ama çarpmada bu hiçbir değişiklik yapmaz.But it doesn't make a difference on the order that you're multiplying.
Nothin 'diye yapmazdı th' off 'flirtin' onun uğruna o 'showin' kuyruğu tüyler.There's nothin' he wouldn't do for th' sake o' showin' off an' flirtin' his tail- feathers.
Öğretmenimiz Herr Schtof hiç ayrımcılık yapmazdı.The teacher, Herr Schtopf, he never discriminated.
Lee Tae Ik, Hallyu stari, ailesine cok duskun, o boyle bir saka yapmaz.Lee Tae Ik, the Hallyu star, thinks so much of his family, he wouldn't play a joke like that.
Vay, bunu lisansüstü okullarında yapmazlar, sanmıyorum.Wow, they don't do that in graduate schools, I don't think.
Bir eğitimci olsaydın, insanların kendini... ...ezik hissetmesi için elinden geleni yapmazdın.Because what if someone like you who has so much to give, became a teacher?
Eğer yapmazsanız, biri onu sizden çalabilir.And if you don't, someone can steal it from you.
- Her zaman böyle gürültü yapmazlar.It's not always this noisy. I know, just on Thursdays.
Bunu yapar yapmaz insanların davranışları değişti.And the minute they did that, the behavior in those daycare centers changed.
Başka hiçbir hayvan bunu yapmaz.No other animal does it.
Eğer şimdi yapmazsak, bir daha yapma şansımız yok.If we don't do it now we could lose control, and we may never get it back.
Sadece dalgalar girişim deseni yapar, parçacıklar yapmaz.Only waves make interference patterns, particles don't.
Bunlara sahip olursun fakat bu şeyler hayatını daha fazla mutlu yapmaz.You get them, but these are not the real things which are going to make your life blissful.
Yapmazsanız, hayatınıza mal olacaktır.If you don't, you will end up losing your life.
Ve bunu NASA yapmazsa, Çin yapabilir veya bu odadaki herhangi birinin de şansı var.And if NASA doesn't do it, China might, or somebody in this room might write a big check.
Sen gene bildiğini yapmaz mısın ?Wanna be a good guy now?
Ve bu konuda bir şeyler yapmazsak, kanser tüm hücrelerine ulaşıp öldürecek.And if we don't do something about it, the cancer will end up killing it.
Biliyorum, biliyorum, fakat böyle yapmazsam, Hae Ra'ya olan aşkımı itiraf etme şansını yitireceğim.I know, I know, but if not for this method I will miss the chance to confess to Hae Ra.
Beklenildiği gibi. Düşündüm ki Seung Jo, bunu yapmazmıydı?I thought that if it were Seung Jo, would not do that
Başlangıçta zararlı hiçbirşey yapmaz.It doesn't do anything harmful -- not at first.
Senden bekleneni yapmazsan, cezalandırılırsın.You step out of line, you get punished.
Doğal durumda, bağ yapmazlar bile.In a neutral state, they won't bind at all.
Yani hiç bir iş yapmazlar.So they don't do any work.
Bu yüzden küçük kızlar matematik yapmazlar.That's why little girls don't do math.
Aynı karınca hayatı boyunca tekrar tekrar aynı görevi yapmaz.The same ant doesn't do the same task over and over its whole life.
Bunu kendi ülkelerimizde asla yapmazdık.We would never do that in our own countries.
"Eğer o burada olmasaydı bu konuşmayı yapmazdım, çünkü arkamı kolladığını biliyorum." dedi."You know, I wouldn't have this conversation if she weren't here, because I know she has my back."
Hiçbir şey yapmazlarThey don't do anything.
Böylece gelecekte de düzgün fiyatlama yapmaz ve gereksiz risk almaya devam ediyor olabilirsiniz.So you won't properly price and risk in the future.
Eğer onlara da barut yapmazsak bizi pataklayacaklarını söylediler.They said they were going to beat us up if we didn't make some gunpowder for them.
Bugün bir değişiklik yapmazsak, yarın nasıl olur?So, if we make no changes today, what does tomorrow look like?
"Tekrar gözden geçirirsek daha iyisini yapmaz mısın?"(Laughter) I said, "And when we review this, won't you do better?"
Ve bilirsiniz ki en çetin öğrenciler hiç gelmemezlik yapmazlar.(Laughter) And you know your toughest kids are never absent.
Eğer gençken bir fil öldürürken Canlı çeşitliliğini yok ettiğimi bilseydim yapmazdım.If I know when I was young, that [by] killing an elephant, I'm destroying biodiversity,
Peki hiçbir şey yapmaz mıydım?So would I do nothing?
Ama bu onları sert yapmaz.But that's not to say that it's not hard.
Gördüğünüz üzere bazı ikilemler var. seçim yapmazdım. "There are some dilemmas you see. I am used to no choice."