Onu yapmayacaklar.They won't make it.
Onlar onu yapmayacaklar.They won't do it.
Bugün sendika üyeleri iş yavaşlatma eylemi yapıp yapmayacaklarını oylayacak.Union members will vote today on whether to take industrial action.
Onlar muhtemelen istediğimiz şeyi yapmayacaklar.They probably won't do what we ask.
Ben onu yapmayacaklarını düşündüm.I thought they weren't going to make it.
Tom ve Mary bugün bunu yapmayacaklar.Tom and Mary aren't going to do that today.
Tom ve Mary bunu sensiz yapmayacaklar.Tom and Mary won't do that without you.
Tom ve Mary'nin muhtemelen bunu birlikte yapmayacaklar.Tom and Mary aren't very likely to do that together.
Tom ve Mary bu hafta bunu yapmayacaklar.Tom and Mary aren't going to do that this week.
Tom ve Mary onu muhtemelen yapmayacaklarını söylediler.Tom and Mary said that they probably wouldn't do that.
Natsu ile aralarında didişme olsa da birbiri için yapmayacakları şey yoktur.Males have white spots on their sides, while females do not.
Bana kaza yapmayacaklarını söyleyin.Tell me they're not going to have accidents.
İkisi de oyun sinyalleri verilmemiş olsa yapmayacakları bir şeyi yapmaya başlıyorlar.They are beginning to do something that neither would have done without the play signals.
O bana, ben onun için yapmayacakları şey olduğunu hissettirdi.She made me feel that there was nothing I wouldn't do for her.
Ve onlar yapmayacakları şeyleri söylerler.And they say what they do not do,
Ve gerçekten onlar, yapmayacakları şeyleri söylüyorlar.And they say what they do not do,
"Şimdi gerçeği bildirdin" deyip sığırı boğazladılar; az kalsın bunu yapmayacaklardı."Now have you brought us the truth," they said; and then, after wavering, they sacrificed the cow.
Dediler ki: "İşte şimdi gerçeği getirdin." Ve ardından onu boğazladılar, az kalsın yapmayacaklardı."Now have you brought us the truth," they said; and then, after wavering, they sacrificed the cow.
Ve onlar, yapmayacakları şeyleri söyleyip dururlar.And they say what they do not do,
Nihayet onu bulup boğazladılar. Az kaldı yapmayacaklardı."Now have you brought us the truth," they said; and then, after wavering, they sacrificed the cow.
"İşte şimdi gerçeği getirdin" deyip ineği boğazladılar; az daha yapmayacaklardı.Then they slaughtered her, and they were wellnigh not doing it.
Böylece ineği kestiler; ama neredeyse (bunu) yapmayacaklardı.Then they slaughtered her, and they were wellnigh not doing it.
Ve ardından onu boğazladılar, az kalsın yapmayacaklardı.Then they slaughtered her, and they were wellnigh not doing it.
Özellikle Güney Afrika'ya gidenler [kötü] hiçbir şey yapmayacaklar.Especially those travelling to South Africa are not going to do anything [bad].
Natsu ile aralarında didişme olsa da birbiri için yapmayacakları şey yoktur.Marie en effet a choisi la bonne part, qui ne lui sera point ôtée ».
Onu yapmayacaklar.Ellos no lo harán.
Natsu ile aralarında didişme olsa da birbiri için yapmayacakları şey yoktur.ما يعنيه بولس بـ "المسيح" و"ابن الله" لا يمكن معرفته على وجه اليقين.
Tom ve Mary'nin bunu bir daha yapmayacaklarını sanıyordum.Ik dacht dat Tom en Mary dat niet nog eens zouden doen.
Natsu ile aralarında didişme olsa da birbiri için yapmayacakları şey yoktur.Na-ru-to wo to-ru-na (なるとを取るな) -Nu lua naruto-ul (o mâncare).
Dışarı çıktıklarında kendi aralarında artık çakallık yapmayacaklarına dair birbirlerine söz verirler.Двамата се скарват жестоко и обявяват, че няма да работят повече заедно.
Ama okul iţini salladýn içeride. Seni çavuţ bile yapmayacaklar, biliyorsun deđil mi?Ξέρεις, χθες ο Κατμάνογλου έπαιξε εδώ γκολφ.
Ama okul iţini salladýn içeride. Seni çavuţ bile yapmayacaklar, biliyorsun deđil mi?Знаеш ли, че вчера Катманоолу игра голф тук.
Bana kaza yapmayacaklarını söyleyin.Bild mig ikke ind, at der ikke vil ske et uheld.
Bana kaza yapmayacaklarını söyleyin.Decidme que no va a haber accidentes.
Bana kaza yapmayacaklarını söyleyin.Ditemi che non succederà mai un incidente.
Bana kaza yapmayacaklarını söyleyin.Dites-moi qu'ils ne vont pas avoir d'accidents.
Bana kaza yapmayacaklarını söyleyin.사고가 나지 않을 거라 말씀하실 수 있나요?
Bana kaza yapmayacaklarını söyleyin.Kommer de aldrig att vara med om någon olycka?
Bana kaza yapmayacaklarını söyleyin.Können Sie mir sagen, dass es keine Unfälle geben wird.
Bana kaza yapmayacaklarını söyleyin.Maak me niet wijs dat die geen ongelukken zullen krijgen.
Bana kaza yapmayacaklarını söyleyin.Mondják, hogy nem lesznek balesetek.
Bana kaza yapmayacaklarını söyleyin.Powiedzcie, że nie będą miały wypadków.
Bana kaza yapmayacaklarını söyleyin.Řeknětemi, že nebudou mít nehody.
Bana kaza yapmayacaklarını söyleyin.Spuneţi-mi că nu vor fi accidente.
Bana kaza yapmayacaklarını söyleyin.Tolong katakan pada saya tidak akan terjadi kecelakaan.
Bana kaza yapmayacaklarını söyleyin.Πείτε μου πως δεν θα υπάρξουν ατυχήματα.
Bana kaza yapmayacaklarını söyleyin.Кажете ми, че няма да катастрофират.
Bana kaza yapmayacaklarını söyleyin.Кто возьмёт на себя смелость сказать, что происшествий не будет?
Bana kaza yapmayacaklarını söyleyin.אמרו לי שהם לא הולכים להיות מעורבים בתאונות.
Bana kaza yapmayacaklarını söyleyin.أخبروني أنه لن يكون هناك حوادث.
Bana kaza yapmayacaklarını söyleyin.百年も千年も毒性が続く物質が
Böylece bütün İsrail bunu duyup korkacak. Bir daha aranızda buna benzer kötü bir şey yapmayacaklar.A počuje to celý Izrael, a budú sa báť a neurobia viacej nijakej takej zlej veci v tvojom strede.
Böylece bütün İsrail bunu duyup korkacak. Bir daha aranızda buna benzer kötü bir şey yapmayacaklar.auf daß ganz Israel höre und fürchte sich und man nicht mehr solch Übel vornehme unter euch.
Böylece bütün İsrail bunu duyup korkacak. Bir daha aranızda buna benzer kötü bir şey yapmayacaklar.Dan zal heel Israël van deze gebeurtenis horen en zich hoeden voor zo'n slechtheid.
Böylece bütün İsrail bunu duyup korkacak. Bir daha aranızda buna benzer kötü bir şey yapmayacaklar.da začuje to ves Izrael in se boji in nihče več ne počenja take hudobnosti sredi tebe.
Böylece bütün İsrail bunu duyup korkacak. Bir daha aranızda buna benzer kötü bir şey yapmayacaklar.És hallja meg az egész Izráel, és féljenek és ne cselekedjenek többé ahhoz hasonló gonoszt te közötted.
Böylece bütün İsrail bunu duyup korkacak. Bir daha aranızda buna benzer kötü bir şey yapmayacaklar.Ja koko Israel kuulkoon sen ja peljätköön, ettei kukaan enää tekisi senkaltaista pahaa sinun keskuudessasi.
Böylece bütün İsrail bunu duyup korkacak. Bir daha aranızda buna benzer kötü bir şey yapmayacaklar.그리하면 온 이스라엘이 듣고 두려워하여 이같은 악을 다시는 너희 중에서 행하지 못하리라
Böylece bütün İsrail bunu duyup korkacak. Bir daha aranızda buna benzer kötü bir şey yapmayacaklar.Och hela Israel skall höra detta och frukta, och man skall sedan icke mer göra något sådant ont bland dig.
Böylece bütün İsrail bunu duyup korkacak. Bir daha aranızda buna benzer kötü bir şey yapmayacaklar.Og det skal høres i hele Israel, så de gribes af Frygt og ikke mere øver en sådan Udåd i din Midte!