Tom'un bunu yapmayacağını biliyorsun, değil mi?You know Tom won't do that, don't you?
Ne istersen yapmaya karar verdim.I've decided to do whatever you ask.
Bize biraz sandviç yapmaya ne dersin?How about making us some sandwiches?
Tom ve Mary birlikte paten yapmaya gitti.Tom and Mary went skating together.
Kızlardan biri tezahürat yapmaya başladı.One of the girls started cheering.
Tom onu zamanında yapmayacak.Tom won't make it in time.
Tom işbirliği yapmaya karar verdi.Tom decided to cooperate.
Tom'un bunu tekrar yapmaya çalışmasına izin vermemiz gerektiğini düşünmüyor musun?Don't you think we should let Tom try doing that again?
Tom panik yapmaya başladı.Tom started to panic.
Tom sörf yapmaya gitti.Tom went surfing.
Bununla ilgili bir sorunuz varsa, başka düzenlemeler yapmaya çalışacağız.If you have a problem with that, we'll try to make other arrangements.
Aptalca bir şey yapmayacağına bana söz ver.Just promise me that you won't do anything stupid.
Sadece bana aptalca bir şey yapmayacağına dair söz ver.Just promise me that you won't do anything stupid.
Tom'un aptalca bir şey yapmayacağından emin olmaya çalış.Try to make sure Tom doesn't do something stupid.
Bunu gerçekten yapmayacaksın, değil mi?You're not actually going to do that, are you?
Tom'un babası gelecek hafta sonu Tom'u ve beni kayak yapmaya götürüyor.Tom's father is taking Tom and me skiing next weekend.
Tom'un seninle birlikte kayak yapmaya gideceğini bilmiyordum.I didn't know Tom was going skiing with you.
Ben onu evde yapmaya çalışacağım.I will try to make it at home.
Pinokyo gözyaşları içinde "Doğru, doğru!" diye ağladı. "Bunu tekrar yapmayacağım.""It's true, it's true!" cried Pinocchio in tears. "I won't do it again."
Pinokyo oraya ulaşmak için elinden geleni yapmaya çalıştı ama başaramadı.Pinocchio tried his best to get there, but he couldn't.
Bizim yapmayacağımız bir şeyi yapmanız beklenmiyor.You're not expected to do anything we wouldn't do ourselves.
Açıklama yapmaya ihtiyacım olmadığını düşündüm.I thought that I did not need to give an explanation.
O hatayı tekrar asla yapmayacağım.I won't ever make that mistake again.
Bir kez daha çağrı yapmaya çalışalım.Let's try to make the call once more.
Kendimi geliştirmek için her şeyi yapmaya hazırım.I'm prepared to do anything to better myself.
Günlük egzersiz yapmaya çalışacağım.I'll try to exercise daily.
Bugün paten yapmaya gitmiyorum.I'm not going skating today.
Seni tekrar yapmaya karşı uyarıyorum, yoksa para cezasına çarptırılırsın.I warn you against doing that again, or you'll be fined.
Bundan başka hiçbir şey yapmayacağım.I'm going to do it and nothing else.
Onu yapmayacaksın, değil mi?You will not do it, will you?
Mary onu yapmayacak.Mary will not do it.
Bunu yapmayacağız.We will not do it.
Onlar bunu yapmayacak.They will not do it.
Ferdinand öksürüğü olduğu için konuşma yapmayacak.Ferdinand won't give the speech because he's got a cough.
Başka bir şey yapmaya git.Go do something else.
Tom onu yapacak mı yoksa yapmayacak mı?Is Tom going to do it or not?
"Bana işkence yapmaya son ver. Ne dedi?" "Evet dedi.""Stop torturing me. What did he say?" "He said yes."
Tom gereksiz uyarılar yapmaya devam etmeseydi güzel olurdu.It would be nice if Tom didn't keep making unnecessary remarks.
Elinden geleni yapmaya çalış.Try to do your best.
Sadece elinden geleni yapmaya çalış.Just try to do your best.
Her zaman elinden geleni yapmaya çalışmalısın.You should always try to do your best.
Bunu ücretsiz yapmaya gerçekten istekli misin?Are you really willing to do this for free?
Önümüzdeki hafta sonu Tom'un bizimle kayak yapmaya gideceğini düşünüyor musun?Do you think Tom will go skiing with us next weekend?
Ev ödevini yapmaya git.Go do your homework.
Bulduğum her fırsatta buz pateni yapmaya giderim.I go ice skating every chance I get.
Bunu tekrar yapmaya kesinlikle hiç niyetim yok.I have absolutely no intention of ever doing that again.
Tom'un istediğimiz şeyi asla yapmayacağını düşünüyorum.I think Tom will never do what we requested.
Sana bunu artık yapmayacağımı söyledim.I told you I wouldn't do that anymore.
Bunu yapmaya hazır değilim.I'm not ready to do that.
İşimi bırakmaya ve dünya çapında bir gezi yapmaya karar verdim.I've decided to quit my job and take a trip around the world.
Tom yarın paten yapmaya gidecek mi?Is Tom going to go skating tomorrow?
Döküm içindeki kolumla bunu yapmaya çalışmak gerçekten çok sinir bozucu.It's just so frustrating to try to do this with my arm in a cast.
Belki bir seferde bir şey yapmaya çalışmalısın.Perhaps you should try doing one thing at a time.
Lütfen başka herkesle iyi geçinmek için elinden geleni yapmaya çalış.Please try your best to get along with everybody else.
Lütfen buraya zamanında gelmek için elinden geleni yapmaya çalış.Please try your best to get here on time.
Lütfen geç kalmamak için elinden geleni yapmaya çalış.Please try your best to not be late.
Önümüzdeki hafta sonu kano yapmaya gidebiliriz.We could go kayaking next weekend.
Onu yapmaya hazır değiliz.We're not ready to do that.
Öyle yapmaya hazırlanıyoruz.We're preparing to do so.
Yapmaya kalkıştığımız her şeyi başardık.We've accomplished everything we set out to do.