Onu senin için yapmaya hazırım.I'm willing to do that for you.
Onu senin için yapmaya istekliyim.I'm willing to do that for you.
Ben başkalarının yapmayacağı şeyleri yaparım.I do what other people won't do.
Tom'a artık bunu yapmayacağıma söz verdim.I've promised Tom that I wouldn't do that anymore.
Tom Mary'nin onu yapmayacağını nasıl bildi?How did Tom know Mary wouldn't do that?
Bunu pazartesi gününe kadar yapmayacağız.We're not going to do that until Monday.
Onu pazartesi gününe kadar yapmayacağız.We're not going to do that until Monday.
Onu bugün yapmaya başlayacağız.We're going to start doing that today.
Umarım Tom onu yapmaya devam eder.I hope Tom continues to do that.
Onu önümüzdeki haftaya kadar yapmayabiliriz.We might not do that until next week.
Tom bana bunu bir daha yapmayacağına söz vermişti.Tom promised me he wouldn't ever do that again.
Tom'u para bağışı yapmaya ikna etmek kolay değildi.It wasn't easy to convince Tom to donate money.
Tom'a artık onu yapmayacağıma söz verdim.I've promised Tom that I won't do that anymore.
Tom kaç kere kamp yapmaya gitti?How many times has Tom gone camping?
Tom onu bir daha yapmayacağını söyledi.Tom said he wouldn't do that again.
Biz zaten onu yapmaya karar verdik.We've already decided to do that.
Tom'a onu yapmayacağımı söyledim.I told Tom that I wouldn't do that.
Tom'un bunu yapmayacağını nasıl biliyorsun?How do you know Tom won't do that?
Ben çok fazla makyaj yapmayan kadınları severim.I like women who don't wear too much makeup.
Bunu yapmaya çalışmanın eğlenceli olabileceğini düşündüm.I thought it might be fun to try to do that.
Tom bu hatayı tekrar yapmayacak.Tom won't make that mistake again.
Tom'un bunu yapmayacağını umuyordum.I was hoping Tom wouldn't do that.
Onu yapmayacağınızı umuyoruz.We hope that you won't do that.
Ben mantıklı şeyi yapmaya çalıştım.I tried to do the sensible thing.
Doğru şeyi yapmaya çalışıyorum.I'm trying to do the right thing.
Dün sörf yapmaya gittim.I went surfing yesterday.
Her zaman yedek bir plan yapmaya çalışıyorum.I try to always have a backup plan.
Lütfen onu bir daha yapmaya çalışmayın.Please don't try to do that again.
Tom onu yapıp yapmayacağını bilmiyor.Tom doesn't know whether to do that or not.
Bunu yapmaya karşı olmazdım.I wouldn't be opposed to doing that.
Senin için öğle yemeği yapmayacağım.I won't make dinner for you.
Daha önce bunu yapmaya hiç ihtiyacım yoktu.I've never needed to do this before.
Onu yapmaya başlamak üzereydim.I was just about to start doing that.
Doğru şeyi yapmaya kararlıyım.I'm determined to do the right thing.
Bunu yapmaya ne kadar devam edebiliriz?How long can we continue doing this?
Onu yapmaya başlamak zorundayım.I've got to start doing that.
Onu yapmayı reddedebilirdim ama yapmayacağım.I could refuse to do that, but I won't.
O zaman onu yapmaya hazır değildim.I wasn't ready to do that at that time.
Bunu artık yapmayalım.Let's not do this anymore.
Ben sadece doğru şeyi yapmaya çalışıyordum.I was just trying to do the right thing.
Bunu yapmayabilirim.I might not do that.
Ben yorum bile yapmayacağım.I'm not even going to comment.
Onu yapmaya karşı değilim.I'm not opposed to doing that.
Onu zaten yapmaya çalıştım.I've tried doing that already.
Onu yapmayacak mıyız?Aren't we going do that?
Sana onu bir daha asla yapmayacağıma söz veriyorum.I promise you that I'll never do that again.
Onlar onu yapmayabilirler.They might not do that.
Onu yapmaya hazır olun.Be prepared to do that.
Onu yapmayabiliriz.We might not do that.
Kayak yapmaya gittim.I went skiing.
Tom bunu yapmayabilir.Tom might not do that.
Artık onu yapmayacağımızı söylediğini düşünüyordum.I thought you said we weren't going to do that anymore.
Tom'u onu yapmaya ikna edebildin mi?Were you able to convince Tom to do that?
Tom kayıtsızlık numarası yapmaya çalıştı.Tom tried to feign indifference.
Bunu yapmaya çalışırsam incinebilirim.I could get hurt if I tried to do that.
Pratik yapmaya devam ettim.I kept practicing.
Tom onu yapmaya yaklaştı.Tom came close to doing that.
Onu yapmayabilirim.I may not do that.
Bunu yapmaya çalıştım.I tried to do it.
Tom'u bunu yapmaya ikna ettim.I talked Tom into doing that.