yapmayı ile cümle
yapmayı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
1930'da dönüşüm sürecini tamamladı, yasal adını Lili Ilse Elvenes olarak değiştirdi ve resim yapmayı bıraktı.Și-a schimbat legal numele în Lili Ilse Elvenes și a încetat să mai picteze.
Video oyunları oynamayı, bisiklete binmeyi ve sık sık yaramazlık yapmayı sever.Îi place să joace jocuri video și să se dea cu bicicleta fiind și foarte buclucaș.
Boş zamanlarında Kung Fu pratikleri yapmayı, seyahat etmeyi ve fotoğraf çekmeyi seviyor.Ca și hobby-uri, îi place să colecționeze ceasuri, îi plac mașinile și fotografia.
Kas Adam ona şaka yapmayı çok sever.Acesteia îi place să facă pe șefa.
İlk başta Legendre ona destek vermeye devam etmeyi önerdi fakat sonradan tüm yardımı yapmayı reddetti.Deși la început Isaac a acceptat, mai târziu a refuzat să-l ajute.
Fizikte kapalı sistem, madde alışverişi yapmayıp, yalnızca enerji alışverişi yapan sistemlerdir.Sistem închis, sistem care nu face cu mediul ambiant schimb de materie, ci doar de energie.
Birbirimize bunu yapmayı durdurmamız gerek.Trebuie să ne oprim din a ne mai face asta reciproc.
Video oyunları oynamayı, bisiklete binmeyi ve sık sık yaramazlık yapmayı sever.Szeret videojátékokkal játszani, gyűjti a Szumó kártyákat, gyakran biciklizik és még gyakrabban kerül bajba.
Kuzey Kore, İsrail'le maç yapmayı reddedip turnuvadan çekildi.Észak-Korea nem volt hajlandó pályára lépni Izrael ellen és visszalépett.
Bu geçiş ve istilayı yeni yıl başında yapmayı planlamakta idi.A tervezés és a tervezett nyomvonal feltárása még ebben az évben elkezdődött.
Fakat çoğu zaman mutludur ve şaka yapmayı sever.De többnyire kedves és szeret szórakozni.
Uzun yürüyüşler yapmayı sever.Itt kellemes sétákat tehetünk.
Kas Adam ona şaka yapmayı çok sever.Nagyon szeretik megviccelni őt a lányok.
Asla aynı kaydı ikince kez yapmayı istemem.Egyszerű porosodás miatt sohase szedjük szét a lemezt.
Aslında şunu söylemeliyim ki, eğer bunu yapmayı kabul etmezseniz, yasal işlemleri başlatmak zorunda kalacağız.Ha nem teszi ezt meg, akkor alá kell írnia és ki kell hirdetnie a törvényt.
Yemek yapmayı, yemek yemeyi ve ev işi yapmayı çok sever.Szeret főzni, nagyon házias.
Uykuları geldiğin an jimnastik yapmayı severler.Szabadidejében szeret jógát gyakorolni.
Fakat sonunda fikrini değiştirdi ve film için müzikleri yapmayı kabul etti.Miután elolvasta a könyveket, megváltoztatta a véleményét, és elvállalta a film rendezését.
Hoşafına futbol maçları yapmayı sever.A labdarúgás mellett a teniszt kedveli legjobban.
Örneğin, Giritliler, Antalyalılara zeytinyağı yapmayı öğretmişlerdi.Az itt lakókat a jezsuiták tanították meg a növényi olajok készítésére.
Ailesinin ve kişisel arkadaşlarının portrelerini yapmayı tercih ediyordu.Megfestette barátai, rokonai portréját is.
Phormio bu gemileri izlemeyi, saldırıyı açık denizde yapmayı tercih etmiştir.Gormant arra utasítja, hogy tankhajók vezérlésébe avatkozzon bele, a nyílt tengerre irányítva azokat.
Evinde yakın dostlarıyla aylık çay toplantıları yapmayı sürdürdü.Hamarosan heti találkozókat kezdett tartani otthonában nőknek.
Sanat yapıtı, çizim, resim ve kil heykelleri yapmayı sever.Hay Lin szeret rajzolni, festeni és ruhákat tervezni, illetve varrni.
Kötülük yapmayı çok sever.Szeret rosszalkodni.
Bu her zaman yapmayı dilediği büyük bir albümdü.Ez az első boldog album, amit valaha csináltam.
Espri yapmayi çok sever ama esprileri pek tutulmaz.Ugyan kissé szégyenlős, de attól még szeret barátaival viccelődni.
On dört yaşındayken bir arkadaşıyla birlikte tam ölçekte bir planör yapmayı başardılar.Neljätoistavuotiaana hän rakensi ystävänsä kanssa täysimittaisen purjelentokoneen.
1930'da dönüşüm sürecini tamamladı, yasal adını Lili Ilse Elvenes olarak değiştirdi ve resim yapmayı bıraktı.Korjattuaan sukupuolensa hän vaihtoi nimensä virallisesti Lili Elvenesiksi ja lopetti maalaamisen kokonaan.
Suetonius, aynı zamanda Caligula'nın Incitatus'u Konsül yapmayı planladığını yazar.Suetoniuksen mukaan Caligula myös suunnitteli Incitatuksen nimittämistä konsuliksi.
Çing Hanedanı, Rusya ile müzakere yapmayı kabul etti.Qing-dynastia myöntyi neuvottelemaan Venäjän kanssa.
Onun beyni üzerinde araştırmalar yapmayı bile denediler.Tutkimusta on tehty myös aivotoimintaa tarkkailemalla.
Spor izlemeyi sever, Mets ve Jets hayranıdır, Zindan ve Ejderha oynamayı sever ama spor yapmayı sevmez.Hän nauttii urheilun katsomisesta ja on NY Metsin ja NY Jetsin fani, mutta inhoaa harrastaa urheilua.
Ayrıca dans dersleri alarak swing, Lindy Hop ve jitterbug yapmayı öğrendi.Hän otti myös tanssitunteja, ja oppi muun muassa lindy hopia ja jitterbugia.
Aslında şunu söylemeliyim ki, eğer bunu yapmayı kabul etmezseniz, yasal işlemleri başlatmak zorunda kalacağız.Hän varoitti, että jos näin ei menetellä, ”meidän täytyy edetä oikeustoimiin”.
Kuzey Kore, İsrail'le maç yapmayı reddedip turnuvadan çekildi.Pohjois-Korea vetäytyi karsinnoista, koska he kieltäytyivät pelaamasta Israelissa.
Millenium Falcon'un onarımını kaptanı Han Solo ve yardımcısı olan Chewbacca kendileri yapmayı tercih ederler.Alus oli Millennium Falcon ja sitä ohjasivat Han Solo ja Chewbacca.
Asla aynı kaydı ikince kez yapmayı istemem.Eikä me haluta tehdä kahta samanlaista levyä peräkkäin.
Lully bu imtiyazlardan büyükce bir servet yapmayı başardı.Buffett on hankkinut sijoituksillaan valtavan omaisuuden.
Bir yandan da Tasvir-i Efkâr Gazetesi'nin muhabirliğini yapmayı sürdürmekteydi.Hän on kertonut jopa pyrkivänsä karistamaan toimittajankin kannoiltaan.
Bununla birlikte Austin Aries Triple Crown'ı yapmayı başardı.Siten Hanken on saanut Triple Crown -tunnuksen.
Özür dilerim. Ödevimi yapmayı unuttum.Olen pahoillani, mutta unohdin tehdä kotitehtävät.
O yürüyüş yapmayı sever.Hän käy mielellään kävelyllä.
Şimdiye kadar kendimi tekrarlamayı veya aynı kaydı iki kez yapmayı hiç istemedim." dedi.Δεν ήθελα ποτέ να επαναλαμβάνω τον εαυτό μου ή να κάνω τον ίδιο δίσκο δύο φορές".
İlk başta Legendre ona destek vermeye devam etmeyi önerdi fakat sonradan tüm yardımı yapmayı reddetti.Αρχικά ο Legendre συνέχισε να προσφέρει υποστήριξη, αλλά μετά αρνήθηκε κάθε βοήθεια.
Hitler ise Belçika'nın bağımsızlığının hakkında konuşmak ya da bu konuda bir açıklama yapmayı reddetti.Ο Χίτλερ όμως αρνήθηκε να μιλήσει για την ανεξαρτησία του Βελγίου.
Yani, yapmayın, şov müzik hakkında değil ki.Μουσική για το θέατρο Νο.
Boş zamanlarında Kung Fu pratikleri yapmayı, seyahat etmeyi ve fotoğraf çekmeyi seviyor.Του αρέσει να βλέπει τα τρένα να περνούν και να κάνει όνειρα.
Bilim insanları dang hummasını önleme ve hastalığı tedavi etme konularında araştırma yapmayı sürdürüyorlar.Οι επιστήμονες συνεχίζουν την έρευνα για την ανεύρεση τρόπων πρόληψης και θεραπείας της ασθένειας.
Kadın, "Hayır, bir daha yapmayın." der.Μία γυναίκα φώναξε "Όχι, Θεέ μου, όχι πάλι τα ίδια".
56 yaşındaki yönetmen ciddi olarak bir değişiklik yapmayı düşündü.Σε ηλικία πέντε ετών, αποφάσισε ότι ήθελε να γίνει μουσικός.
Değişiklikler yapmayı planlıyorum.Να επισημάνουν την πραγματοποίηση αλλαγών.
Kas Adam ona şaka yapmayı çok sever.Καταβάθος της αρέσει να κάνει δύσκολη τη ζωή του άντρα της.
Çocukken oyuncu olmayı düşünmeyen Sarıkaya, modellik yapmayı istiyordu.Ως παιδί, η Σάρα δεν περίμενε να γίνει ηθοποιός.
"Bazı komutanlar bunu yapmayı tercih etti, bazılarıysa etmedi.Κάποιοι θα την υποστηρίξουν, κάποιοι άλλοι όχι.
Makyaj malzemeleri almayı ve makyaj yapmayı çok seviyor.Της αρέσει να αγοράζει καινούρια πράγματα - κυρίως ρούχα.
Bebek uyuyor. Gürültü yapmayın.Το μωρό κοιμάται. Μην κάνετε θόρυβο.
Ben de resim yapmayı severim.Επίσης μου αρέσει να ζωγραφίζω.
Sulu boya ile resim yapmayı severim.Μου αρέσει να ζωγραφίζω με ακουαρέλες.
Bunu daha önce yapmayı unuttum.Ξέχασα να το κάνω πριν.
İlgili Sayfalar