yapmayı ile cümle

yapmayı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
2.30'a kadar onu yapmayı deneyeceğim.Vou tentar fazê-lo até as duas e meia.
O, uçakla yolculuk yapmayı sevmez.Ele não gosta de viajar de avião.
"Bazı komutanlar bunu yapmayı tercih etti, bazılarıysa etmedi."Sommige commandanten besloten om het te doen, anderen weigerden.
Bu sefer yeni bir antlaşma yapmayı reddetti.Ditmaal kreeg hij wel een contract.
Eyyubiler Sultanı Kamil bin Adil Avrupalı haçlılarla 8 yıl süreli bir barış antlaşması yapmayı kabul etti.Al-Kamil ging akkoord met een acht jaar durend vrede met Europa.
Hızlı yer değiştirmeleri uçarak yapmayı tercih ederler.Ze rennen eerder weg dan dat ze vliegen.
Rusalka bunu yapmayı kabul etmez.Zonder na te denken stemt Rusalka hiermee in.
NSU daha küçük arabalar yapmayı öngörüyordu.Hansa bouwde wel nog auto's.
Boş zamanlarında Kung Fu pratikleri yapmayı, seyahat etmeyi ve fotoğraf çekmeyi seviyor.In haar vrije tijd gaat ze graag reizen, op trektocht gaan en schrijven.
Örneğin; sosyal biriyim, spor yapmayı severim, bekarım.Ik ben een buitenmens en houd van sporten.'
Stan işe gidince çocuklarla tuhaf aktiviteler yapmayı sever.Linda helpt haar kinderen graag met huiswerk en overige dingen.
Joe Lo Truglio: Dedektif Charles Boyle sakar, dürüst ve yemek yapmayı seven bir polistir.Joe Lo Truglio als Charles Boyle, een zeer onhandige, nerveuze, maar hardwerkende rechercheur.
Simberg sürekli olarak tablonun anlamına dair herhangi bir açıklama yapmayı reddetmiştir.Kubrick heeft altijd geweigerd een uitleg van de film te geven.
Onlardan yoga ve meditasyon yapmayı öğrenmiştir.Ook oefende hij in yoga- en meditatietechnieken.
Karanlık bölümler yapmayı da hedeflemiştir.Ook de zijkanten zijn versierd.
Spor izlemeyi sever, Mets ve Jets hayranıdır, Zindan ve Ejderha oynamayı sever ama spor yapmayı sevmez.Hij houdt van vechten, gokken en motorrijden, maar absoluut niet van bevelen opvolgen.
Millenium Falcon'un onarımını kaptanı Han Solo ve yardımcısı olan Chewbacca kendileri yapmayı tercih ederler.Obi-Wan roept de hulp in van smokkelaar Han Solo en zijn eerste stuurman Chewbacca.
Fakat çoğu zaman mutludur ve şaka yapmayı sever.Hij is bijna altijd vrolijk en giechelt vaak hysterisch.
Şimdiye kadar kendimi tekrarlamayı veya aynı kaydı iki kez yapmayı hiç istemedim." dedi.Niet meer dan twee keer per week, anders ging dat scheenbeen weer zeuren.'
Ayrıca, açık havada resim yapmayı reddediyordu.Daarnaast raakt hij overtuigd van de voordelen van het schilderen in de open lucht.
Makyaj malzemeleri almayı ve makyaj yapmayı çok seviyor.Zelf draagt hij deze sieraden Tools and toys graag.
Brom ona kılıçla dövüşmeyi, sihir yapmayı, antik dili konuşmayı ve Ejderha Süvarilerinin hikâyelerini öğretir.Hij krijgt een opleiding van Brom, leert zwaardvechten en met magie om te gaan.
Saçlarını boyamayı ve ağır makyaj yapmayı bıraktılar.Van Haaren tekende en schilderde.
Bu put zamanda yolculuk yapmayı sağlıyordur.Hiermee zal ze door de tijd reizen.
Ailesinin ve kişisel arkadaşlarının portrelerini yapmayı tercih ediyordu.Voordien schilderde hij vooral portretten van familie en vrienden.
Kas Adam ona şaka yapmayı çok sever.Daarom haalt hij graag grappen met haar uit.
Kadın, "Hayır, bir daha yapmayın." der.Waarop hij zegt: 'Nou, doe dat dan niet.'
Kuzey Kore, İsrail'le maç yapmayı reddedip turnuvadan çekildi.Noord-Korea trok zich terug, omdat het weigerde te spelen tegen Israël.
Ne yapmayı planlıyorsun?Wat ben je van plan om te doen?
Bana web sitesi yapmayı öğretti.Ze leerde me hoe ik een webstek moest maken.
Ne yapmayı planlıyorsunuz?Wat zijn jullie van plan te doen?
Kendime hile yapmayı öğretiyorum.Ik leer mezelf jongleren.
Lütfen bunu yapmayın.Doet u dat alstublieft niet.
Ama iş yapmayı sevmez.Nie lubi pracować.
İyilik yapmayı sever.Miłował życzliwość.
NSU daha küçük arabalar yapmayı öngörüyordu.Nastawiono się na wytwarzanie małych samochodów.
Bu karşılaşmada hat-trick yapmayı başarmıştır.W meczu tym zdobył hat-trick.
Şarkı, Billboard Hot 100'e giriş yapmayı başaramadı.Piosence nie udało się wejść na Billboard Hot 100.
Bill, Doktor ile yolculuk yapmayı kabul eder.Wówczas Martha zgadza się propozycję Doktora dotyczącą podróży z nim.
Suetonius, aynı zamanda Caligula'nın Incitatus'u Konsül yapmayı planladığını yazar.Obaj pisarze podają, że Kaligula miał zamiar uczynić Incitatusa konsulem.
Tahmin yapmayı kolaylaştırır.Ułatwia zapamiętywanie.
Joe Lo Truglio: Dedektif Charles Boyle sakar, dürüst ve yemek yapmayı seven bir polistir.Joe Lo Truglio jako detektyw Charles Boyle, mały i niepozorny policjant, przyjaźni się z Jake'iem.
Banyo yapmayı hiç sevmez.Nie lubi się myć.
Değişiklikler yapmayı planlıyorum.Jak będziemy wprowadzać zmiany?
Mesai saatleri dışında da fahişelik yapmayı sürdürür.Poza pracą zawodową zajmował się numizmatyką.
"Şu noktada, ikisini de yapmayı düşünüyorum, ikisini de yapabilirim.Możecie myśleć, że gram na dwa fronty, ale lubię ich obu”.
Bu geçiş ve istilayı yeni yıl başında yapmayı planlamakta idi.Pierwsze zajęcia i wycieczki wioślarskie rozpoczęto jeszcze w tym samym roku.
Spor izlemeyi sever, Mets ve Jets hayranıdır, Zindan ve Ejderha oynamayı sever ama spor yapmayı sevmez.Jako typowy nastolatek, uwielbia sport i gry komputerowe, interesuje się płcią przeciwną i to bardzo.
Karanlık bölümler yapmayı da hedeflemiştir.Do Kłaczyny należy także przysiółek Celów.
Sermon yine de müzik yapmayı sürdürdü.Jednak, Sermon nie przestał robić muzyki jako producent.
Yunanların pembe şarap ve beyaz şarabın yanı sıra kırmızı şarap yapmayı da bildikleri düşünülmektedir.Wino różowe można też uzyskać przez zmieszanie wina czerwonego z białym.
Verdi bazı değişmeleri yapmayı kabul etti.Tor przeszedł kilka modyfikacji.
Hile yapmayı sever.Lubi robić kawały.
Ne yapmayı seversin?Co lubisz robić?
Tom dedikodu yapmayı seviyor.Tom lubi plotkować.
Değişiklikler yapmayı planlıyorum.Nu fick planerna ändras.
Rusalka bunu yapmayı kabul etmez.Men det varken kan eller vill Rusalka.
2001 yılında, BBC programı bir mini dizi yapmayı planlamıştır.I november 2015 meddelade BBC att en miniserie är planerad.
Verdi bazı değişmeleri yapmayı kabul etti.Wretman genomförde flera förändringar.
Espri yapmayı çok sever ama esprileri pek tutulmaz.Han går in för sin uppgift med största allvar - även om han är mycket förtjust i att skämta.
İlgili Sayfalar