yapması ile cümle

yapması kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Ona yapmasını söylediğim şeyi tam olarak yaptı.He did exactly what I told him to do.
O işi yapmasına gerek yoktu.She didn't need to do that work.
Ev ödevini yapması için sık sık kız kardeşime yardım ederim.I often help my sister do her homework.
Onun böyle bir şey yapması inanılmaz.It is unbelievable that he did something like that.
İnsanların pireyi deve yapması gerektiğini düşünmüyorum.I don't think people should make a mountain of a mole hill.
Sorun o çocuğun yapması söylenilen şeyi asla yapmamasıdır.The problem is that that boy never does what he is told to do.
Mary'nin doktoru ona egzersiz yapmasını tavsiye etti.Mary's doctor advised her to exercise.
Ebeveynlerin birbirleriyle işbirliği yapması gerekir.Parents need to cooperate with each other.
Amerika'da güvenlik güçlerinin bilgi almak için işkence yapması yasal değildir.It is illegal in the United States for law enforcement to use torture to get information.
Onlar Lincoln'un bir zafer konuşması yapmasını istedi.They asked Lincoln to make a victory speech.
Onlar her zaman Hamilton'un onlara yapmasını söylediklerini yaptı.They always did what Hamilton told them to do.
Başkandan bir şey yapmasını rica etti.He asked the president to do something.
O ona daha fazla egzersiz yapmasını tavsiye etti.She advised him to do more exercise.
O ona egzersiz yapmasını tavsiye etti.She advised him to exercise.
O ona her gün egzersiz yapmasını tavsiye etti.She advised him to get exercise every day.
O ona sıkı bir diyet yapmasını tavsiye etti.She advised him to go on a strict diet.
O, ona uzun bir tatil yapmasını tavsiye etti.She advised him to take a long holiday.
O, onu bir konuşma yapması için ikna edemedi.She couldn't convince him to give a speech.
Ebeveynleri onun yapmasını istemese bile o, onunla evlenmeye karar verdi.She decided to marry him even though her parents didn't want her to.
O, onu yapması için onu zorladı.She forced him to do it.
O, onun yapmasını istediği her şeyi ona yaptırdı.She got him to do anything she wanted him to do.
O, ona ne yapmasını söylerse söylesin o ona itaat eder.She obeys him no matter what he tells her to do.
O ona onu yapmasını emretti.She ordered him to do it.
Onu onu yapması için ikna etti.She persuaded him to do it.
Ona, onun tarafından daha çok egzersiz yapması tavsiye edildi.She was advised by him to get more exercise.
Sanırım onun her zaman istediğini yapmasına izin vermeyi durdurmamın zamanıdır.I think it's time for me to stop allowing her to always have her own way.
Oğlumun ev ödevini yapmasına yardım etmem gerekmiyordu ama yardım ettim.I wasn't supposed to help my son do his homework, but I did.
Her zaman yapmayı istediğim bir şey senin gibi yemek yapmasını öğrenmektir.One thing I've always wanted to do is learn how to cook like you.
Tom'un bu konuda yapması gereken nedir?What does Tom have to do with this?
Tom'un acil bir telefon görüşmesi yapması gerekiyor.Tom needs to make an urgent telephone call.
Tom onun bir duvar yapmasına yardımcı olacak birini arıyor.Tom is looking for someone to help him build a wall.
Tom ne yapması gerektiğini bilmiyor.Tom doesn't know what he's supposed to do.
Tom ne yapması gerektiğini bilmiyordu.Tom didn't know what he was supposed to do.
Tom'un ne yapması gerektiği hakkında hiç fikri yoktu.Tom didn't have any idea what he should do.
Tom ondan yapması beklenilen işlerin hiç birisini yapmadı.Tom didn't do any of the work he was supposed to do.
Tom onun yapmasını istediğim şeyi yaptıTom did what I wanted him to do.
Tom ona yapmasını söylediğim şeyi yaptı.Tom did what I told him to do.
Tom tam olarak ona yapmasını söylediğim şeyi yaptı.Tom did exactly what I told him to do.
Tom'un yapmasını önerdiğin şekilde davranacağından şüpheliyim.I doubt that Tom would behave in the way you suggested he did.
Tom Mary'nin ne yapmasını istiyor?What does Tom want Mary to do?
Öyle yapmasını istediği için Tom Mary'yi 6:30'da uyandırdı.Tom woke Mary up at 6:30 as she had asked him to do.
Tom onun için işini yapması için Mary'yi kandırdı.Tom tricked Mary into doing his work for him.
Tom Mary'ye onun yapmasını istediği işi bitirdiğini söyledi.Tom told Mary that he had finished the work she had asked him to do.
Tom Mary'ye onu yapması için izin veremediğini söyledi.Tom told Mary that he couldn't allow her to do that.
Tom Mary'ye ödevini yapmasına yardım etmek için çok zaman harcıyor.Tom spends a lot of time helping Mary do her homework.
Tom bunu Mary'nin ona yapmasını söylediği şekilde yapmalıydı.Tom should have done it the way Mary told him to do it.
Tom Mary'ye bakıcıya ödeme yapmasına yardım etmeyi önerdi.Tom offered to help Mary pay for a babysitter.
Tom Mary'nin işi tek başına yapmasını istediğini açıklığa kavuşturdu.Tom made it plain that he wanted Mary to do the work by herself.
Tom Mary'nin ev ödevini yapmasına yardım etti.Tom helped Mary do her homework.
Mary'nin onun ne yapmasını istediği hakkında Tom'un bir fikri yoktu.Tom had no idea what Mary wanted him to do.
Tom'un Mary'nin ona yapmasını söylediğini yapmaktan başka şansı yoktu.Tom had no choice but to do what Mary told him to do.
Tom, Mary onun yapmasını söylediği şeyi yapmadığında üzülür.Tom gets upset when Mary doesn't do what he tells her to do.
Tom Mary'yi onu yapması için zorladı.Tom forced Mary to do it.
Tom Mary'nin onu yapması gerektiğini düşünmüyor.Tom doesn't think Mary should do that.
Tom'un Mary'nin onun yapmasını istediği şeyi reddedecek cesareti yoktu.Tom didn't have the courage to refuse to do what Mary asked him to do.
Tom Mary'nin onun yapmasını söylediği şeyi yaptı.Tom did what Mary told him to do.
Tom işi yapması için Mary'yi görevlendirdi.Tom assigned Mary to do the job.
Tom Mary'ye bir dahaki sefer ne yapması gerektiğini sordu.Tom asked Mary what he should do next.
Tom Mary'den ona yiyecek bir şey yapmasını rica etti.Tom asked Mary to make him something to eat.
Tom Mary'nin kendine bir masaj yapmasını istedi fakat o yapmak istemedi.Tom asked Mary to give him a massage, but she didn't want to.
İlgili Sayfalar