yapmaları ile cümle

yapmaları kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Değer verdikleri için yapmaları gerektiğini hissediyorlar.Это то, что они чувствуют себя обязанными сделать, потому что они заботятся о ней.
Değer verdikleri için yapmaları gerektiğini hissediyorlar.זה משהו שהם מרגישים צורך לעשות בגלל שאכפת להם.
Değer verdikleri için yapmaları gerektiğini hissediyorlar.أنه شئ يشعرون أنهم مضطرون للقيام به لأنهم يهتمون بها.
Değer verdikleri için yapmaları gerektiğini hissediyorlar.それ故に行動に駆り立てられるのです 彼らは「対荒らし部隊」という
Deneme sürüşü yapmalarını sağlamak ya da sizinle uçmaları ne kadar tuttu?Jaki był koszt zaoferowania mu bezpłatnej jazdy próbnej czy przelotu moimi liniami lotniczymi?
Deneme sürüşü yapmalarını sağlamak ya da sizinle uçmaları ne kadar tuttu?시운전을 하게 하는 데 비용이 얼마가 들었느냐
Deneme sürüşü yapmalarını sağlamak ya da sizinle uçmaları ne kadar tuttu? Müşteri edinim maliyetiniz neydi?Y, finalmente, żcuánto fue su costo de adquisición del cliente?
Deneme sürüşü yapmalarını sağlamak ya da sizinle uçmaları ne kadar tuttu?Скільки коштувало їм провести тест-драйв Вашого автомобіля або здійснити рейс Вашої авіакомпанією?
Deneme sürüşü yapmalarını sağlamak ya da sizinle uçmaları ne kadar tuttu?كم كلفهم إجراء اختبار قيادة لسيارتك أو الطيران من خلال شركك الطيران الخاصة بك؟
Deneme sürüşü yapmalarını sağlamak ya da sizinle uçmaları ne kadar tuttu?そして最終的に顧客獲得コストはいくらになったのか?
Diğer meselelerde, teklif yapmaları gerekmiyor.Dans les autres cas, ils ne sont pas obligés de le faire.
Diğer meselelerde, teklif yapmaları gerekmiyor.En otros casos no es necesario.
Diğer meselelerde, teklif yapmaları gerekmiyor.În alte cazuri, ei nu trebuie să liciteze.
Diğer meselelerde, teklif yapmaları gerekmiyor.In anderen Fällen müssen sie keine Kostenvoranschläge machen.
Diğer meselelerde, teklif yapmaları gerekmiyor.In de andere gevallen hoeven ze niet te bieden.
Diğer meselelerde, teklif yapmaları gerekmiyor. Karar verebiliyorlar. Her meselede federal devletler.Per gli altri no, possono decidere, vale la legge federale.
Diğer meselelerde, teklif yapmaları gerekmiyor. Karar verebiliyorlar.또 다른 경우, 메사츄세츠가 입찰을 하지 않을 수도 있습니다. 결정할 수 있죠.
Diğer meselelerde, teklif yapmaları gerekmiyor. Karar verebiliyorlar.W pozostałych przypadkach nie ma przetargu, sami decydują.
Diğer meselelerde, teklif yapmaları gerekmiyor. Karar verebiliyorlar.במקרים האחרים, הם לא צריכים מכרזים. הם יכולים להחליט.
Diğer meselelerde, teklif yapmaları gerekmiyor. Karar verebiliyorlar.وفي الحالات الأخرى، لا يتوجب عليهم الدخول في مناقصات. يمكنهم أن يقرروا.
Diğer meselelerde, teklif yapmaları gerekmiyor. Karar verebiliyorlar.どれも連邦政府が相手ですが
Diğer meselelerde, teklif yapmaları gerekmiyor.Pada kasus lain, mereka tidak perlu melakukan proses tender.
Diğer meselelerde, teklif yapmaları gerekmiyor.Tôi không thể kể hết ra được. Với các quốc gia, họ không phải đấu thầu.
Diğer meselelerde, teklif yapmaları gerekmiyor.Στις άλλες περιπτώσεις, δε χρειάζεται να υποβάλλουν προσφορές.
Diğer meselelerde, teklif yapmaları gerekmiyor.В другите случаи, те не трябва да залагат.
Diğer meselelerde, teklif yapmaları gerekmiyor.В других случаях им не нужно отправлять заявки.
Doğru şey yapmaları için izne sahip olmak istiyorlar.Chcą mieć pozwolenie na robienie tego co właściwe.
Doğru şey yapmaları için izne sahip olmak istiyorlar.Chcú mať dovolené robiť tie správne veci.
Doğru şey yapmaları için izne sahip olmak istiyorlar.Chtějí mít oprávnění dělat ty správné věci.
Doğru şey yapmaları için izne sahip olmak istiyorlar.De vil have lov til at gøre det rigtige.
Doğru şey yapmaları için izne sahip olmak istiyorlar.Họ muốn được phép làm điều đúng đắn.
Doğru şey yapmaları için izne sahip olmak istiyorlar.Ils veulent avoir la permission de faire ce qui est juste.
Doğru şey yapmaları için izne sahip olmak istiyorlar.그들은 올바른 일을 할 수 있게 허용되기를 원합니다.
Doğru şey yapmaları için izne sahip olmak istiyorlar.Mereka ingin memperoleh kesempatan untuk melakukan hal yang benar.
Doğru şey yapmaları için izne sahip olmak istiyorlar.Querem ter autorização para fazer a coisa acertada.
Doğru şey yapmaları için izne sahip olmak istiyorlar.Quieren tener permiso para hacer lo correcto.
Doğru şey yapmaları için izne sahip olmak istiyorlar.Sie möchten die Erlaubnis haben, das Richtige zu tun.
Doğru şey yapmaları için izne sahip olmak istiyorlar.Szeretnének engedélyt arra, hogy megtehessék az odaillő legmegfelelőbbet.
Doğru şey yapmaları için izne sahip olmak istiyorlar.Vor să aibă voie să facă lucrul corect.
Doğru şey yapmaları için izne sahip olmak istiyorlar.Vuole avere il permesso di fare la cosa giusta.
Doğru şey yapmaları için izne sahip olmak istiyorlar.Ze willen toestemming om het juiste te doen.
Doğru şey yapmaları için izne sahip olmak istiyorlar.Θέλουν να τους επιτρέπεται να κάνουν το σωστό.
Doğru şey yapmaları için izne sahip olmak istiyorlar.Они хотят, чтобы им разрешили поступать по совести.
Doğru şey yapmaları için izne sahip olmak istiyorlar.Те искат да имат разрешение да постъпят правилно.
Doğru şey yapmaları için izne sahip olmak istiyorlar.שזה מה שהעוסקים במקצועות רוצים.
Doğru şey yapmaları için izne sahip olmak istiyorlar.ويريدون التصريح للقيام بالامر بالصورة الصحيحة
Doğru şey yapmaları için izne sahip olmak istiyorlar.毎日家に帰ってから
Doğrusu yaşamları görevlerini yapmalarına bağlı.A vida deles dependia de serem capazes de fazer o trabalho.
Doğrusu yaşamları görevlerini yapmalarına bağlı.De fapt, viata lor depindea de infaptuirea scopului.
Doğrusu yaşamları görevlerini yapmalarına bağlı.De hecho, sus vidas dependían de lograrlo.
Doğrusu yaşamları görevlerini yapmalarına bağlı.Denn ihr Leben hing davon ab, ob sie den Job richtig machten.
Doğrusu yaşamları görevlerini yapmalarına bağlı.En fait, leur vie en dépendait.
Doğrusu yaşamları görevlerini yapmalarına bağlı.Hun leven hing ervan af.
Doğrusu yaşamları görevlerini yapmalarına bağlı.In effetti, la loro vita dipendeva dal fare il lavoro.
Doğrusu yaşamları görevlerini yapmalarına bağlı.사실 이 프로그램의 생명은 하는 작업에 달려있죠.
Doğrusu yaşamları görevlerini yapmalarına bağlı.Od tego zależało ich życie.
Doğrusu yaşamları görevlerini yapmalarına bağlı.Trên thực tế, sự tồn tại của những chương trình ấy phụ thuộc vào cái công việc ấy.
Doğrusu yaşamları görevlerini yapmalarına bağlı.Valójában az életük függött attól, hogy jól végzik-e a feladatukat.
Doğrusu yaşamları görevlerini yapmalarına bağlı.Η ζωή τους εξαρτόταν από το να κάνουν τη δουλειά τους.
Doğrusu yaşamları görevlerini yapmalarına bağlı.Всъщност, животът им зависи от това да вършат работа.
İlgili Sayfalar