Reklam yapmak zorundasın.You have to advertise.
Tom yapılması gerekeni yapmak yerine kitap okudu.Instead of doing what needed to be done, Tom read a book.
Boks yapmak sıkıcı.Boxing is boring.
Onu yapmak için Tom ikna etmek zor olacak.It'll be hard to convince Tom to do that.
Tom yapması gereken şeyi yapmak yerine balık tutmaya gitti.Instead of doing what he was supposed to do, Tom went fishing.
Tom'un yaptığını yapmak için iyi bir nedeni vardı.I'm sure Tom had a good reason for doing what he did.
Tom'un gerçekten onu yapmak istediğini düşünüyor musun?Do you think Tom would really want to do that?
Tom yaptığını yapmak için iyi bir nedene sahipti.Tom had a good reason for doing what he did.
Bunu yapmak için birçok fırsatım yok.I don't have many opportunities to do that.
Yapmak için son derece aptalca bir şeydi.It was an extremely stupid thing to do.
Onu yapmak bizim için sadece bir gün sürdü.It took only one day for us to do that.
Tom'un onu yapmak için izni yoktu.Tom didn't have permission to do that.
Onu yapmak için izniniz yok.You don't have permission to do that.
Bunu yapmak için Tom'un gerekçesi neydi?What was Tom's reason for doing that?
Onlar bir şey yapmak için çok korktular.They were too afraid to do anything.
Bunu yapmak için cesaretim yok.I don't have the courage to do that.
Onu yapmak zaman kaybı olurdu.Doing that would be a waste of time.
Şimdi onu yapmak için zamanımız yok.We don't have time to do that now.
Şimdi onu yapmak için vaktimiz yok.We don't have time to do that now.
Bunu yapmak zorunda değildim ama yaptım.I didn't have to do it, but I did.
Bunu yapmak için daha iyi yollar var.There are better ways to do that.
Aslında onu yapmak çok basit.It's actually very simple to do.
Onlar bunu neden yapmak isterler?Why would they want to do that?
Onu yapmak için yeteneğimiz var.We have the ability to do that.
Tom onu yapmak zorunda olmamalı.Tom shouldn't have to do that.
Onu yapmak oldukça kolaydı.It was pretty easy to do that.
Onu yapmak için istekli olabilirim.I might be willing to do that.
Bunu yapmak için bir neden yok.There's no reason to do that.
Bunu yapmak nispeten kolay.That's relatively easy to do.
Tom onu yapmak ister mi?Will Tom want to do that?
Bunu yapmak kolay olacak.It'll be easy to do that.
Biri onu yapmak zorunda.Someone has to do that.
Onu yapmaktan nefret ediyorum.I hate doing that.
Giriş yapmak için buraya tıklayın.Click here to log in.
Plan yapmak zorundasın.You have to plan.
Bunu yapmak iyi değildir.Doing this is not good.
Tom onu yapmak için anlaştı.Tom agreed to do it.
Zaman tükeniyor ve o bir şey yapmak zorunda.Time was running out and she had to do something.
O, telefon görüşmesi yapmak için birkaç kez masadan ayrıldı.She left the table several times to make phone calls.
Bu ülkeyi yine ulu yapmak için ileri görüşlü bir öndere ihtiyacımız var.We need a forward-looking leader to make this country great again.
Eninde sonunda, muhtemelen bunu yapmaktan bıkacağım.Sooner or later, I'll probably get tired of doing this.
Sonunda, muhtemelen bunu yapmaktan bıkacağım.Eventually, I'll probably get tired of doing this.
Tom yapmak istediği her şeyi yaptı.Tom has done everything he wanted to do.
Tom Mary'yi onu yapmaktan durduramaz.Tom can't stop Mary from doing that.
Hiç kimse Tom'a bakıcılık yapmak istemedi.No one wanted to babysit Tom.
Onu yapmak için maddi olarak gücümüz yeter mi?Can we afford to do that?
Ben kayak yapmaktan zevk almıyorum.I don't enjoy skiing.
Tom ruhsatı olmadan avukatlık yapmakla suçlandı.Tom was accused of practicing law without a license.
Tom ruhsatı olmadan ilaç yapmakla suçlandı.Tom was accused of practicing medicine without a license.
Parayla ne yapmak istiyorsun?What do you intend to do with the money?
Tom bir şey yapmak için kararlı.Tom is determined to do something.
Annem egzersiz yapmaktan hoşlanmaz.Mom doesn't like to exercise.
Bir şeyi yıkmak, yapmaktan çok daha kolaydır.Destroying things is much easier than making them.
Bunu artık yapmak istemediğinde bırakmakta özgürsün.You are free to leave when you don't like this anymore.
Tom tam bu zamanda bir şeyler yapmak istedi.Tom wanted to do things right this time.
Sevgili misafirimizin yatmadan önce banyo yapmak istediğinden eminim.I am sure our dear guest would like to have a bath before he goes to bed.
Bunu kendi başına yapmak istiyor.She wants to do it on her own.
Kapitalizmde, bir vatandaş alışveriş yapmak zorunda değildir.In capitalism, a citizen is not obligated to shop.
Bu gölde paten yapmak güvenli midir?Is it safe to skate on this lake?
Tom polisle işbirliği yapmak için daha fazla istekliydi.Tom was more than willing to cooperate with the police.