Bunu yapmak için yeterince güçlü değilim.I'm not strong enough to do this.
Onu yapmak için daha istekliyim.I'm more than willing to do that.
Bir şey yapmak zorunda olduğumu düşünüyordum.I thought I had to do something.
Tom eğlenceli bir şey yapmak istedi.Tom wanted to do something fun.
Bununla ilgili bir şey yapmak istemiyorum.I want nothing to do with this.
Bir toplantı yapmak üzereyiz.We're about to have a meeting.
Onu yapmak için çok motive oldum.I'm very motivated to do that.
Tom'un onu yapmak istediğinden eminim.I'm sure Tom meant to do that.
Sadece yapmak zorunda olduğum şeyi yapıyorum.I'm just doing what I have to.
Tom kar adam yapmak istedi.Tom wanted to make a snowman.
Keşke onu yapmaktan vazgeçsen.I wish you'd quit doing that.
Tom onun ne yapmak zorunda olduğunu bilir.Tom knows what he has to do.
Bunu yapmak için hazır değilim.I'm not prepared to do this.
Onu yapmak için hazır değilim.I'm not prepared to do that.
Yapmak zorunda olduğum şeyi yapıyorum.I'm doing what I have to do.
Bunu elle yapmak zorunda kalacağım.I'll have to do it manually.
Sen onu yapmak için çok zayıfsın.You're too weak to do that.
Üzgünüm, onu yapmak zorunda kaldım.I'm sorry I had to do that.
Yapmak zorunda olduğum şeyi yapacağım.I'll do whatever I have to.
Tom bir şekerleme yapmak istiyordu.Tom wanted to take a nap.
Yapmak zorunda olduğumu yapıyorum.I'm doing what I have to.
Bunu yapmak için deli olurdum.I'd be crazy to do that.
Bunu yapmak için seçildim.I was chosen to do that.
İşbirliği yapmak istiyorum.I'd like to cooperate.
Onu yapmak zor mu?Is that hard to do?
Tom yemek yapmaktan hoşlanır.Tom likes to cook.
Bunu yapmak zor.It's hard to do.
Taze meyve alamazsak onsuz yapmak zorunda kalacağız.If we can't get fresh fruit, we'll have to do without.
Saçını yapmak Mary'nin tam bir saatini almaktadır.It takes Mary a whole hour to do her hair.
Arkadaşlarım Güney Amerikan şirketleriyle iş yapmak istiyor.My friends want to do business with South American firms.
Sana bir sandviç yapmak için vaktim yok.I don't have time to make you a sandwich.
Bu yapmak için gerçekten aptalca bir şey.This is a really stupid thing to do.
Beni hile yapmakla mı suçluyorsun?Are you accusing me of cheating?
Bush savaş yapmak istemez.Bush doesn't want to make war.
Diğer ülkelerden insanlarla arkadaşlık yapmak ilginçtir.Making friends with people from other countries is interesting.
Bunu yapmak istemediğine emin misin?Are you sure you don't want to do that?
Bunu yapmak istememenin gerçek nedeni nedir?What's the real reason you don't want to do this?
Ne yapmak istersen yapabilirsin tabii ki de.You can do whatever you want to do, of course.
Ne yapmak isterseniz yapabilirsiniz tabii ki de.You can do whatever you want to do, of course.
Yapmak istediğiniz her şeyi yapabilirsiniz, elbette.You can do whatever you want to do, of course.
Bu gece bir röportaj yapmak zorunda kalacağım.Tonight, I'll have to do an interview.
Kendinize olan güveni asla kaybetmeyin... Yapmak istediğiniz her şeyi yapabilirsiniz.Never lose faith in yourself. You can do everything you want to do.
İçinizdeki inancı asla kaybetmeyin... Yapmak istediğiniz her şeyi yapabilirsiniz.Never lose faith in yourself. You can do everything you want to do.
Neden hep bunu yapmak zorundayım?Why do I always have to do that?
Sanırım belkide tek yapmak zorunda olduğum şey bu.I think maybe that's all you have to do.
Bunu kim yapmak istiyor?Who wants to do that?
Boş zamanında ne yapmaktan zevk alırsın?What do you enjoy doing in your free time?
Yapmak istediğim çok şey var.There's so much I want to do.
Artık onu yapmak için bir fırsatın var.Now you have an opportunity to do it.
Doğru seçimi yapmak zorundasın.You have to make the right choice.
Ayrıca bu biraz ekstra yapmak için bir yoldur.It's a way to make a little extra on the side.
Canım hiçbir şey yapmak istemiyor.I don't feel like doing anything.
Tom beni zaten yapmak istemediğim bir şeyi yapmaya ikna etmedi.Tom didn't talk me into doing anything I didn't already want to do.
Tom'un doğru şeyi yapmak için pek çok şansı vardı.Tom has had so many chances to do the right thing.
Tom ve Mary'nin John'un ne yapmak istediği konusunda hiç bir fikri yok.Tom and Mary have no idea what John intends to do.
Bu, şu anda yapmak istediğim en son şey.That's the last thing I want to do right now.
Seçimini yapmak için üç saniyen var.You have three seconds to make your choice.
Seçiminizi yapmak için üç saniyeniz var.You have three seconds to make your choice.
Birlikte bir şey yapmak ister misin?Would you like to do something together?
Tom her zaman her şeyi kendi yapmak zorundaydıTom always had to do everything himself.