Tom bir şey yapmak için çok yorgun.Tom is too tired to do anything.
Tom onu yapmak zorunda olmadığımı söyledi.Tom said I didn't have to do that.
Konuşma yapmak zorunda olmamalıyım.I shouldn't have to give a speech.
Bazen onu yapmak hâlâ hoşuma gidiyor.I still like to do that sometimes.
Tom'un yapmak istediğini yapmasına izin vermeni öneririm.I suggest you let Tom do what he wants to do.
Kesinlikle Tom'un az önce yaptığını yapmak istemem.I sure wouldn't want to do what Tom just did.
Sanırım o yapmak için güzel şey.I think it's the smart thing to do.
Tom'un yapmaktan hoşlandığı şeylerden biri yüzmedir.One of the things Tom enjoys doing is swimming.
Almanya'da her şey için ödeme yapmak zorundasın, umumi tuvaleti kullanmak için bile.In Germany, you have to pay for everything, even to to use a public bathroom.
Tom şimdi onu yapmak zorunda.Tom has to do that now.
Bunu benim için yapmak istemediğin oldukça aşikar.It's quite apparent that you don't want to do this for me.
Sen sadece yapmak zorunda olduğun şeyi yaptın.You just did what you had to do.
Yapmanı istediğimiz her şeyi yapmak için yeterli zamanın olacağından emin değilim.I'm not sure you'll have enough time to do everything we've asked you to do.
Büyük bir uyku tulumu yapmak için iki uyku tulumunu birlikte fermuarladık.We zipped our two sleeping bags together to make one big sleeping bag.
İnsanların seni yapmakla suçladığı şeyi yapmadığından eminim.I'm sure you didn't do what people are accusing you of doing.
Yapmak istemediğin bir şeyi yapmanı bekleyemeyiz.We wouldn't expect you to do anything you didn't want to do.
Tom yapmak istemediği bir şey yapmaya niyetli değildi.Tom had no intention of doing anything he didn't want to do.
Yapmak istediğim şeyi bana yaptıracağınızı sanmıyorum.I don't suppose you're going to let me do what I want to do.
Tom'u benim yaptığım aynı hataları yapmaktan durdurmaya çalışıyorum.I'm trying to stop Tom from making the same mistakes I did.
Doğru şeyi yapmak için güvenebileceğim tek kişisin.You're the only one I can trust to do the right thing.
Sadece bunu yapmak için başka bir yol olması gerektiğini söylüyorum.I'm just saying there must be another way to do this.
Tom'un, yapmak istediği her şeyi yapmasına izin vereceğim.I'm going to allow Tom to do whatever he wants to do.
Tom bir şey yapmakla ilgileniyor gibi görünmüyor.Tom doesn't seem to be interested in doing anything.
Yapmamı istediğin şeyi yapmaktansa ölmeyi tercih ederim.I'd rather die than do what you're asking me to do.
Biz bu tür şeyleri yapmak için yeterli ödeme almıyoruz.We don't get paid enough to do this kind of thing.
Tom yapmak istediğini yapmana engel olamayacak.Tom won't stop you from doing what you want to do.
Yapmamı istediğin şeyi yapmak için istekli değilim.I'm not willing to do what you're asking me to do.
Tom, Mary'nin yapmak istediği şeyi yapmasına izin vermedi.Tom wouldn't let Mary do what she wanted to do.
Tom Mary'yi mutlu etmek için ne yapmak zorunda olduğunu biliyor.Tom knows what he has to do to make Mary happy.
Tom bu konuda bir şey yapmak istemiyor gibi görünüyor.Tom appears unwilling to do anything about it.
Yapmadığım şeyleri yapmakla suçlanıyorum.I'm being accused of doing things I didn't do.
Tom'un onu yapmak için iyi nedenleri olduğundan eminim.I'm sure Tom had good reasons for doing that.
Onu yapmak için zamanın olacağından emin değilim.I'm not sure you'll have the time to do that.
Tom, Mary'ye hiçbir şey yapmak zorunda olmadığını söyledi.Tom told Mary he didn't have to do anything.
Tom ne yapmak istediğine zaten karar verdi.Tom has already decided what he wants to do.
Onu yapmak için yeterli zamanım olup olmadığını bilmiyorum.I don't know if I have enough time to do it.
İşin çoğunu yapmak zorunda olan kişi benim.I'm the one who has to do most of the work.
Tom işi yapmak için ihtiyacı olan her şeye sahiptir.Tom has everything he needs to do the job.
Onu pazartesiye kadar yapmak için hazır olmayacağım.I won't be ready to do that until Monday.
Tom hiçbir şey yapmakla ilgilenmedi.Tom wasn't interested in doing anything.
Ödevini yapmak için Tom'un zamanı yoktu.Tom didn't have time to do his homework.
Korkarım ki söylemek yapmaktan daha kolay.I'm afraid that's easier said than done.
Onu yapmaktan daha iyi bir şey istemiyorum.I'd like nothing better than to do that.
Ben sadece neden bunu yapmak zorunda olduğumu bilmek istiyorum.I just want to know why I have to do it.
Tom'a yardım etmek için bir şey yapmak zorundasın.You've got to do something to help Tom.
Yapmak zorunda olmasam bunu yapmam.I wouldn't do this if I didn't have to.
Bugün fazla mesai yapmak zorunda olmayacaksın.You won't have to work overtime today.
Tom yapmak istediklerini bana söylemez.Tom won't tell me what he wants to do.
Bunu yapmak için vasıflı tek kişiyim.I'm the only one qualified to do this.
Bu işi yapmak için kendi aletlerime ihtiyacım olacak.I'll need my own tools to do this job.
Elimizden geleni yapmak zorundayız.We have an obligation to do our best.
Bu gece akşam yemeği yapmak zorunda kalmayacağım.I won't have to make dinner tonight.
İlginç bir şey yapmak istiyorum.I want to do something interesting.
Gerçekten bunu kendim yapmak zorundayım.I really have to do this on my own.
Bunu yapmaktan zevk alacağımı sanmıyorum.I don't think I'd enjoy doing that.
Neden bunu yapmak zorunda olduğumuzu anlamıyorum.I don't see why we have to do this.
Bu gece bakıcılık yapmak zorunda olmayacaksınız.You won't have to babysit tonight.
Kutlama yapmak için bütün gece dışarıdaydık.We were out celebrating all night.
Lütfen ne yapmak istiyorsan yap.Please do whatever you want to do.
Onu şimdi yapmak için yeterince güçlüyüm.I'm strong enough to do that now.