Ana içeriğe geç
Sözlük

yapma ile cümle

yapma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Meşgul olabilirsin ama yine de ödevini yapmalısın.However busy you may be, you must do your homework.
Ona ne sıklıkta söylersem söyleyeyim, o aynı hatayı yapmaya devam ediyor.No matter how often I tell her, she keeps making the same mistake.
Bunu hayatta yapmam.I will not do that for the life of me.
Onu dünyada yapmazdım.I wouldn't do it for the world.
Kartlarda hile yapmak yanlıştır.It is wrong to cheat at cards.
Tom, ki o naziktir, benim için herhangi bir şey yapmaktan memnunu olacaktır.Tom, who is kind, will be glad to do anything for me.
Tom sörf yapmaya düşkündür.Tom is keen on surfing.
Tom'un işini yapması için birini kabul etmek zorunda kalacağız.We'll have to take on someone to do Tom's work.
Öylesine güzel bir gündü ki biz piknik yapmaya karar verdik.It was such a fine day that we decided to have a picnic.
Çok yorgunum. Canım şimdi yürüyüş yapmak istemiyor.I'm very tired. I don't feel like taking a walk now.
Öyle güzel bir gündü ki piknik yapmaya karar verdik.It was such a nice day that we decided to have a picnic.
Hoşlansan da hoşlanmasan da onu yapmak zorunda kalacaksın.You'll have to do it, whether you like it or not.
Lütfen bir öneri yapmaya çekinmeyin.Please feel free to make a suggestion.
Bilgisayarımı çalıştıramıyorum. Ne yapmam lazım?I can't start up my computer. What am I supposed to do?
Onu niçin yapmamam gerektiğini anlamıyorum.I don't see why I should not do that.
Niçin tavsiyemi yapmadın?Why didn't you follow my advice?
Ama babamın yapmamı istediğini sanmıyorum.But I don't think Dad would like me to.
Testte iyi yapmadım bu yüzden ebeveynlerim beni azarladı.I didn't do well on the test so my parents chewed me out.
İstasyona kadar öyle yapmaya çalış.Try to do so as far as the station.
Bir telefon görüşmesi yapmak istiyorum.I would like to make a phone call.
Kısa bir yürüyüş yapmak için dışarı çıkmaya ne dersin?What do you say to going out for a short walk?
Tam giriş yapmak üzereyim.I'm just about to check in.
Giriş yapmak istiyorum, lütfen.I'd like to check in, please.
Çıkış yapmak istiyorum. Hesabımı çıkarır mısınız?I'd like to check out. Do you have my bill?
Ben çıkış yapmak istiyorum. Belboyu çağırır mısın?I'd like to check out. Could you call the bellboy?
Saat kaçta çıkış yapmak zorundayız?What time do we have to check out?
Dan model arabalar yapmayı sever.Dan likes to make model cars.
Onun böylesine dikkatsiz bir hata yapması muhtemeldir.It is likely that he has made such a careless mistake.
Ne yaptığın önemli değil, ama elinden gelenin en iyisini yapmalısın.No matter what you may do, you must do your best.
İstemezseniz bile onu yapmalısınız.You must do it even if you don't want to.
Sevmeseniz bile, işi yapmanız gerekir.You must do the work, even if you do not like it.
Doğrudan pazarlama insanların evden alışveriş yapmasını sağlayan bir yoldur.Direct marketing is a means of allowing people to shop from home.
Böylesine dikkatsiz hatalar yapma.Don't make such careless mistakes.
Böyle bir şey yapmak için aptal olmalısın.You must be a fool to do such a thing.
Öyle bir şey yapmak benim dikkatsizliğimdi.It was careless of me to do something like that.
O böyle bir şey yapmayacak kadar zekidir.He is wise enough not to do such a thing.
Annesi kızına onu kendinin yapmasını söyledi.The mother told her daughter to do it herself.
Bunu yapmanın avantajı yoktur.There is no advantage in doing that.
Onun o kadar acımasız bir şey yapma yeteneğine sahip olduğunu hiç düşünmemiştim.I never thought he was capable of doing something so cruel.
Böylesine bir hata yapmak senin aptallığın.It is stupid of you to make such a mistake.
Böyle bir hata yapma.Don't make such a mistake.
Böylesine bir hata yapmak onun dikkatsizliğiydi.It was careless of him to make such a mistake.
Böyle bir hata yapmaktan kaçınmalısın.You should avoid making such a mistake.
Bu kadar gürültü yapmayın.Don't make so much noise.
O bana "böyle gürültü yapmayın" dedi.He said to me, 'Don't make such a noise.'
Derslerine çok sık devamsızlık yapma.Don't cut your classes so often.
Lütfen çok fazla gürültü yapma.Please don't make so much noise.
Bunu gurur yapmadan bu kadar uzun ertelemek yerine buraya daha erken gelmeliydin.You should have come here sooner instead of putting it off out of pride for so long.
Çok erken kahvaltı yapmamıza gerek yoktu.We need not have eaten breakfast so early.
Hiçbir şekilde böyle bir şey yapmamalısın.You must on no account do such a thing.
Böyle bir şey yapmak için kendimi ikna edemiyorum.I cannot bring myself to do such a thing.
Böyle bir şeyi yapmaya çalışmak zaman israfıdır.Trying to do such a thing is a waste of time.
Onu yapmana izin vereceğimi hayal bile etmezdim.I wouldn't dream of letting you do that.
Yapmanız gereken tek şey onu yazmak.All you have to do is write it down.
Onu yapmak yıllarımı aldı.It took many years to build it.
Onu yapmaya çalış.Try and do it.
Bununla ne yapmalıyım?What shall I do with it?
Onu yapmak sana kalmış.It's up to you to do it.
Onu yapmak için özel bir alete ihtiyacın olacak.You'll need a special tool to do it.
Onu yapmak imkânsız.It is impossible to do it.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod