Sonuç olarak, ne yer ne içerseniz, ne yaparsanız, her şeyi Tanrının yüceliği için yapın.所以 你 們或喫 或 喝 、 無論 作 甚麼 、 都 要 為榮 耀神 而行
Şunu yaparsan şu kadar ödül alacaksın."ако направиш това - ще получиш онова", са страхотни.
Tabi bu seçimi 1965 yılında yaparsanız bir sonraki yıl Kültür Devrimi'nin başlaması işin kötü yanı.만약 1965년 여러분들이 중국인이 되는 것을 선택하셨다면, 그 선택의 단점은 이듬해에 문화 혁명을 겪으셔야 했던 것입니다
Tabi bu seçimi 1965 yılında yaparsanız bir sonraki yıl Kültür Devrimi'nin başlaması işin kötü yanı.Če bi se tako odločili leta 1965, bi se na žalost čez leto dni morali spopasti s Kulturno revolucijo.
Tabi bu seçimi 1965 yılında yaparsanız bir sonraki yıl Kültür Devrimi'nin başlaması işin kötü yanı.Dacă ai fi luat decizia asta în 1965, dezavantajul era că în următorul an ai fi prins Revoluția Culturală.
Tabi bu seçimi 1965 yılında yaparsanız bir sonraki yıl Kültür Devrimi'nin başlaması işin kötü yanı.Hade du gjort det valet 1965 skulle du ha råkat ut för kulturrevolutionen året efter.
Tabi bu seçimi 1965 yılında yaparsanız bir sonraki yıl Kültür Devrimi'nin başlaması işin kötü yanı.Nếu bạn quyết định như vậy vào năm 1965, điều bất lợi là vào năm sau bạn sẽ phải trải qua Cách mạng Văn hóa.
Tabi bu seçimi 1965 yılında yaparsanız bir sonraki yıl Kültür Devrimi'nin başlaması işin kötü yanı.Se tomassem essa decisão em 1965, a desvantagem seria no ano seguinte ter a Revolução Cultural.
Tabi bu seçimi 1965 yılında yaparsanız bir sonraki yıl Kültür Devrimi'nin başlaması işin kötü yanı.אם קיבלת החלטה זו ב-1965, החיסרון שלה היה ששנה אחר-כך התרחשה מהפכת התרבות.
Tabi bu seçimi 1965 yılında yaparsanız bir sonraki yıl Kültür Devrimi'nin başlaması işin kötü yanı.翌年に文化大革命が起きたので 良くない面もあります だからこの種の決断をするときは
Tavşan! Evi yakmak gerekir 'dedi ses ve Alice seslendi olarak elinden yüksek sesle, 'Bunu yaparsanız."Chúng tôi phải đốt nhà" giọng nói của Rabbit và Alice gọi
Tavşan! Evi yakmak gerekir 'dedi ses ve Alice seslendi olarak elinden yüksek sesle, 'Bunu yaparsanız."El kell égetni a házat!" Mondta a Nyuszi hangja, és Alice nevű ki, mint hangosan, ahogy csak tudott, "Ha te.
Tavşan! Evi yakmak gerekir 'dedi ses ve Alice seslendi olarak elinden yüksek sesle, 'Bunu yaparsanız.! 우리는 집에 불지 르지해야 '토끼의 목소리는 말했다, 그리고 앨리스는 나가라고
Tavşan! Evi yakmak gerekir 'dedi ses ve Alice seslendi olarak elinden yüksek sesle, 'Bunu yaparsanız."Meidän täytyy polttaa talon alas!" Sanoi Kani ääni, ja Alice huusi kuin kovaa kuin pääsi, "Jos et.
Tavşan! Evi yakmak gerekir 'dedi ses ve Alice seslendi olarak elinden yüksek sesle, 'Bunu yaparsanız.Musíme spáliť celý dom "povedal Králik hlas, a Alice zavolal as hlasno, ako len mohol, "Ak to.
Tavşan! Evi yakmak gerekir 'dedi ses ve Alice seslendi olarak elinden yüksek sesle, 'Bunu yaparsanız.Musíme spálit celý dům "řekl Králík hlas, a Alice zavolal as hlasitě, jak jen mohl, "Pokud to.
Tavşan! Evi yakmak gerekir 'dedi ses ve Alice seslendi olarak elinden yüksek sesle, 'Bunu yaparsanız.Musimy spalić dom w dół "powiedział Królik głos i zawołał jako Alice głośno, jak mogła, "Jeśli nie.
Tavşan! Evi yakmak gerekir 'dedi ses ve Alice seslendi olarak elinden yüksek sesle, 'Bunu yaparsanız.Vi skal brænde huset ned" sagde Kanin stemme, og Alice kaldt ud som højt som hun kunne, 'Hvis du gør.
Tavşan! Evi yakmak gerekir 'dedi ses ve Alice seslendi olarak elinden yüksek sesle, 'Bunu yaparsanız.'Wij moeten het huis afbranden', zei de Rabbit's stem, en Alice riep als hard als ze kon:
Tavşan! Evi yakmak gerekir 'dedi ses ve Alice seslendi olarak elinden yüksek sesle, 'Bunu yaparsanız.Wir müssen das Haus niederbrennen ", sagte der Hase die Stimme, und Alice rief als
Tavşan! Evi yakmak gerekir 'dedi ses ve Alice seslendi olarak elinden yüksek sesle, 'Bunu yaparsanız.! אנחנו חייבים לשרוף את הבית "אמר קולו של הארנב, ואליס קרא כמו
Tavşan! Evi yakmak gerekir 'dedi ses ve Alice seslendi olarak elinden yüksek sesle, 'Bunu yaparsanız.'! علينا ان يحرق البيت أسفل' وقال في صوت الأرنب ، وأليس كما دعا إلى
Tavşan! Evi yakmak gerekir 'dedi ses ve Alice seslendi olarak elinden yüksek sesle, 'Bunu yaparsanız.彼女ができたと大声で、"あなたがいない場合。私はあなたにダイナを設定してみます!"
Temelde,çok hasta birini alırsanız, bypass yaparsanız,biraz iyileşir.Alapvetően, ha veszünk egy nagyon beteg pácienst, és bypass műtétet csinálunk neki, egy kicsit jobban lesz.
Temelde,çok hasta birini alırsanız, bypass yaparsanız,biraz iyileşir.Básicamente, si toman pacientes muy enfermos y les hacen un bypass, mejorarán un poco.
Temelde,çok hasta birini alırsanız, bypass yaparsanız,biraz iyileşir.De fapt, dacă este vorba de un pacient extrem de bolnav şi îi faci un bypass, el se va simţi un pic mai bine.
Temelde,çok hasta birini alırsanız, bypass yaparsanız,biraz iyileşir.Erittäin sairas potilas, saatuaan ohitusleikkauksen, paranee vähän.
Temelde,çok hasta birini alırsanız, bypass yaparsanız,biraz iyileşir.I grund och botten, om du tar en extremt sjuk patient och ger dem en bypass, blir de lite bättre.
Temelde,çok hasta birini alırsanız, bypass yaparsanız,biraz iyileşir.In sostanza, se prendete dei pazienti in condizioni gravi e gli fate un bypass, un po' migliorano.
Temelde,çok hasta birini alırsanız, bypass yaparsanız,biraz iyileşir.기본적으로, 만일 정말 아픈 환자를 데리고 바이패스 수술을 받게 한다면, 조금은 나을수 있을 것입니다.
Temelde,çok hasta birini alırsanız, bypass yaparsanız,biraz iyileşir.Konkretniej, jeżeli poważnie chorej osobie założymy bajpas, jej stan się trochę poprawi.
Temelde,çok hasta birini alırsanız, bypass yaparsanız,biraz iyileşir.Se pegarmos numa pessoa muito doente e lhe dermos um bypass, ela melhora um pouco.
Temelde,çok hasta birini alırsanız, bypass yaparsanız,biraz iyileşir.V podstate ak si vezmete extrémne chorého pacienta, a urobíte mu bypass, ich stav sa trochu zlepší.
Temelde,çok hasta birini alırsanız, bypass yaparsanız,biraz iyileşir.V podstatě, když vezmete extrémně nemocného pacienta a uděláte mu bypass, jeho stav se zlepší.
Temelde,çok hasta birini alırsanız, bypass yaparsanız,biraz iyileşir.Wenn man schwerkranken Patienten einen Bypass einsetzt, geht es ihnen ein wenig besser.
Temelde,çok hasta birini alırsanız, bypass yaparsanız,biraz iyileşir.Βασικά, αν πάρεις ένα εξαιρετικά άρρωστο ασθενή και του κάνεις μπάι πας, θα τα πάει λίγο καλύτερα.
Temelde,çok hasta birini alırsanız, bypass yaparsanız,biraz iyileşir.В общем, если взять очень больного пациента и сделать ему шунтирование, ему станет немного легче.
Temelde,çok hasta birini alırsanız, bypass yaparsanız,biraz iyileşir.По същество, ако вземеш един изключително болен пациент и му направиш байпас, при него има малко подобрение.
Temelde,çok hasta birini alırsanız, bypass yaparsanız,biraz iyileşir.באופן כללי, אם לוקחים אדם חולה מאד ועושים לו מעקף, מצבו ישתפר קצת
Temelde,çok hasta birini alırsanız, bypass yaparsanız,biraz iyileşir.ما أود قوله بشكل أساسي، إذا عالجت شخصًا مرضه شديد وقمت بعمل عملية قلب مفتوح سوف يتعافى قليلًا.
Temelde,çok hasta birini alırsanız, bypass yaparsanız,biraz iyileşir.少し改善するだけですが もし同じ患者に バイパス手術と
Umrunda değil. Ne yaparsan yap, onun umrunda değil.Haga lo que haga, no le importa.
Umrunda değil. Ne yaparsan yap, onun umrunda değil.Что бы ты ни делала, ей всё равно.
Unutmayın, eşitliğin bozulmaması için, bir tarafa ne yaparsanız öbür tarafa da aynısını yapmanız çok önemli. .Alt hvad vi gør på den ene side, skal vi også gøre på den anden. Tilbage har vi 4x over 4.
Unutmayın, eşitliğin bozulmaması için, bir tarafa ne yaparsanız öbür tarafa da aynısını yapmanız çok önemli. .Cokoli uděláte na jedné straně rovnice, musíte udělat i na druhé straně rovnice. Takže máme... Co máme tady?
Unutmayın, eşitliğin bozulmaması için, bir tarafa ne yaparsanız öbür tarafa da aynısını yapmanız çok önemli. .És akkor ez lesz ... Mi is lesz itt nekünk? 4x per 4, az x.
Unutmayın, eşitliğin bozulmaması için, bir tarafa ne yaparsanız öbür tarafa da aynısını yapmanız çok önemli. .한변에 하는 것은 그 반대 변에도 해줘야해. 그래서 결국에... 여기에 우리한테 남는 것은
Unutmayın, eşitliğin bozulmaması için, bir tarafa ne yaparsanız öbür tarafa da aynısını yapmanız çok önemli. .Qualquer coisa que você faz o um lado, você tem que fazer para o outro E assim que você tem...
Unutmayın, eşitliğin bozulmaması için, bir tarafa ne yaparsanız öbür tarafa da aynısını yapmanız çok önemli. .Wszystkie takie działanie musimy wykonywać na obu stronach.
Unutmayın, eşitliğin bozulmaması için, bir tarafa ne yaparsanız öbür tarafa da aynısını yapmanız çok önemli. .Всичко, което правите от едната страна, трябва да го правите и в другата.
Ve aynı şeyi burada da yaparsan, neticesinde şu küçük--este că atomii sunt incredibil de mici.
Ve aynı şeyi burada da yaparsan, neticesinde şu küçük여기에도 같은 방법을 적용해 보면 결구에는 이렇게 작은
Ve aynı şeyi burada da yaparsan, neticesinde şu küçükRồi bên này cũng vậy Dần dần các bạn sẽ có được những hạt nguyên tử
Ve aynı şeyi burada da yaparsan, neticesinde şu küçükSe faceste la stessa cosa da questa parte, alla fine avreste queste piccole --
Ve aynı şeyi burada da yaparsan, neticesinde şu küçükSe fizessemos o mesmo aqui, obteríamos esta pequena
Ve aynı şeyi burada da yaparsan, neticesinde şu küçükTo samo tu, i dotarlibyśmy do tych mikroskopijnie małych
Ve aynı şeyi burada da yaparsan, neticesinde şu küçükUnd wenn Du das hier zerbröckelst, bekommst Du einige dieser ganz kleinen
Ve aynı şeyi burada da yaparsan, neticesinde şu küçükΚάνοντας το ίδιο εδώ, τελικά θα είχαμε κάποιο μικροσκοπικό
Ve aynı şeyi burada da yaparsan, neticesinde şu küçükתעשו את אותו הדבר כאן ולבסוף תקבלו
Ve aynı şeyi burada da yaparsan, neticesinde şu küçükو كرر نفس الشي هنا و ستحصل في النهاية على الجسيمات الصغيرة جداً