Su seviyesi düştüğünde ne yapacaklarını da biliyorlar.Wenn der Wasserspiegel sinkt, wissen Sie was zu tun ist.
Su seviyesi düştüğünde ne yapacaklarını da biliyorlar.Wiedzą co zrobić gdy poziom wód opadnie.
Su seviyesi düştüğünde ne yapacaklarını da biliyorlar.Когато спадне нивото на водата, знаят какво да направят.
Su seviyesi düştüğünde ne yapacaklarını da biliyorlar.Когда уровень воды падает, они знают что делать.
Su seviyesi düştüğünde ne yapacaklarını da biliyorlar.כשהמים יורדים, הם יודעים מה לעשות.
Su seviyesi düştüğünde ne yapacaklarını da biliyorlar.ويمكنهم التعامل مع انخفاض الماء .. وهم جيدون بذلك
Su seviyesi düştüğünde ne yapacaklarını da biliyorlar.しかし水以外のことで 水中の生息環境が変わると
Su seviyesi düştüğünde ne yapacaklarını da biliyorlar.潮退嗰陣,佢哋知道要做乜嘢
Tabi ki bunu(A projesine yatırım) yapacaklardır.Který, z těchto projektů lidé opravdu uskuteční?
Tabi ki bunu(A projesine yatırım) yapacaklardır.Se eles tivessem o dinheiro eles definitivamente fariam isso.
Tabi ki bunu(A projesine yatırım) yapacaklardır.Якщо немає - вони скажуть, добре, я б зайняв гроші під 19%, і інвестував їх під 20%.
"Tamam", diye düşündüm, "İşte bir Birinci Dünya ülkesi, bakalım ne yapacaklar.""Baik," saya pikir, "Ini adalah negara maju, mari kita lihat apa yang mereka dapat lakukan."
"Tamam", diye düşündüm, "İşte bir Birinci Dünya ülkesi, bakalım ne yapacaklar.""Bine," am gândit, "iată o ţară dezvoltată, să vedem ce pot face ei."
"Tamam", diye düşündüm, "İşte bir Birinci Dünya ülkesi, bakalım ne yapacaklar.""Dobro," sem si mislil, "zdaj imamo državo Prvega sveta, poglejmo kaj zmorejo."
"Tamam", diye düşündüm, "İşte bir Birinci Dünya ülkesi, bakalım ne yapacaklar.""Được rồi," Tôi nghĩ, "đây là một nước thế giới thứ nhất, để xem họ làm được cái gì."
"Tamam", diye düşündüm, "İşte bir Birinci Dünya ülkesi, bakalım ne yapacaklar."저는 이렇게 생각했습니다. "자, 여긴 선진국이지, 얼마나 잘 대응하는지 보자구."
"Tamam", diye düşündüm, "İşte bir Birinci Dünya ülkesi, bakalım ne yapacaklar.""Muy bien", pensé, " aquí hay un país del Primer Mundo, veamos lo que pueden hacer".
"Tamam", diye düşündüm, "İşte bir Birinci Dünya ülkesi, bakalım ne yapacaklar.""Okay", dachte ich, "dies ist ein Erste-Welt-Land, schauen wir, was sie unternehmen werden."
"Tamam", diye düşündüm, "İşte bir Birinci Dünya ülkesi, bakalım ne yapacaklar.""Oke," dacht ik, "dit is een Eerste Wereld land, eens zien wat zij kunnen doen."
"Tamam", diye düşündüm, "İşte bir Birinci Dünya ülkesi, bakalım ne yapacaklar.""Oké", gondoltam, "itt egy első világbeli ország, nézzük mit tehetnek"
"Tamam", diye düşündüm, "İşte bir Birinci Dünya ülkesi, bakalım ne yapacaklar.""Ok," ho pensato, "questo è un paese industrializzato, vediamo cosa riescono a fare."
"Tamam", diye düşündüm, "İşte bir Birinci Dünya ülkesi, bakalım ne yapacaklar.""OK," j'ai pensé, "c'est la première nation du monde, voyons ce qu'ils vont faire."
"Tamam", diye düşündüm, "İşte bir Birinci Dünya ülkesi, bakalım ne yapacaklar.""Ok", pensei, "este é um país do primeiro mundo, "vamos ver o que eles conseguem fazer".
"Tamam", diye düşündüm, "İşte bir Birinci Dünya ülkesi, bakalım ne yapacaklar."Pomyślałem "Zobaczymy, jak poradzi sobie kraj Pierwszego Świata".
"Tamam", diye düşündüm, "İşte bir Birinci Dünya ülkesi, bakalım ne yapacaklar."Říkal jsem si "Je to rozvinutá země, uvidíme, co dokážou."
"Tamam", diye düşündüm, "İşte bir Birinci Dünya ülkesi, bakalım ne yapacaklar."Vravel som si: "Ok, tu máme vyspelú krajinu, uvidíme, čo s tým dokážu urobiť."
"Tamam", diye düşündüm, "İşte bir Birinci Dünya ülkesi, bakalım ne yapacaklar.""Εντάξει," σκέφτηκα, "εδώ είναι μία αναπτυγμένη χώρα, για να δούμε τι μπορούν να κάνουν."
"Tamam", diye düşündüm, "İşte bir Birinci Dünya ülkesi, bakalım ne yapacaklar.""Добре - помислих си, - ето една страна от Първия свят - да видим какво могат да направят."
"Tamam", diye düşündüm, "İşte bir Birinci Dünya ülkesi, bakalım ne yapacaklar.""Ладно, - подумал я, - вот тебе вполне развитая страна. Посмотрим, что тут предпримут".
"Tamam", diye düşündüm, "İşte bir Birinci Dünya ülkesi, bakalım ne yapacaklar."Я подумав: "Гаразд, ось ми маємо країну першого світу, побачимо, що вона зможе зробити".
"Tamam", diye düşündüm, "İşte bir Birinci Dünya ülkesi, bakalım ne yapacaklar.""טוב" חשבתי, "הנה מדינה מפותחת בוא נראה מה הם יכולים לעשות".
"Tamam", diye düşündüm, "İşte bir Birinci Dünya ülkesi, bakalım ne yapacaklar.""حسناً"، فكرت، " هنا في العالم المتقدم، لنرى ماذا يمكنهم فعله."
"Tamam", diye düşündüm, "İşte bir Birinci Dünya ülkesi, bakalım ne yapacaklar."第一日目:何も起こらず
Tamam hadi iki olsun, tamam mı? Evet, bazı yerler-- bazıları doğru olanı yapacaklardır.Ще има някои места, защото някои хора ще направят правилното нещо.
Toplayacağınız kullanıcılar için ödeme yapanlar ne kadar ödeme yapacaklar?여러분이 확보한 사용자들에 대해 지불자들이 얼마를 지불할 것이라고 가정했을 텐데
Toplayacağınız kullanıcılar için ödeme yapanlar ne kadar ödeme yapacaklar?حول مقدار ما سيدفعه الدافعون مقابل المستخدمين الذين تظن أنك تجمعهم.
Toplayacağınız kullanıcılar için ödeme yapanlar ne kadar ödeme yapacaklar?もし仮説が違っていたら2年後ではなく 今それを知るべきです
Truman'ın eski sözüne inanıyorum, eğer Amerikalılar gerçekleri açıklarsanız doğru şeyi yapacaklardır.Acredito no que Truman disse, que se dermos os factos aos americanos eles farão o que é correto.
Truman'ın eski sözüne inanıyorum, eğer Amerikalılar gerçekleri açıklarsanız doğru şeyi yapacaklardır.전 확신합니다. 옛날 트루먼의 주의, 즉 만약 미국 국민들이 진실을 알게 된다면, 그들은 옳은 일을 한다는 것을요.
Truman'ın eski sözüne inanıyorum, eğer Amerikalılar gerçekleri açıklarsanız doğru şeyi yapacaklardır.אני מאמין מאוד במשפט של טרומן, שאם תביא לאמריקאים את העובדות, הם יעשו את הדבר הנכון.
Truman'ın eski sözüne inanıyorum, eğer Amerikalılar gerçekleri açıklarsanız doğru şeyi yapacaklardır.أعتقد حقا أن خط ترومان القديم ، إنه إذا أعطيت للشعب الأمريكي الوقائع، سوف يفعلون الشيء الصحيح.
Truman'ın eski sözüne inanıyorum, eğer Amerikalılar gerçekleri açıklarsanız doğru şeyi yapacaklardır.アメリカの人たちに事実を知ってもらったら やってくれると信じている そして もう一つ大事なことは これはサリー・ストラザーズじゃないってこと
Tüm bu kişileri kazanırsak elbette bize bolca ödeme yapacaklar.사람들을 이만큼 확보하면 이런 사람들이 돈을 왕창 지불할 거라고요
Tüm bu kişileri kazanırsak elbette bize bolca ödeme yapacaklar.بأنه إن استطعنا استقطاب كل أولئك الناس فإنهم سيدفعون لك الكثير من المال.
Tüm bu kişileri kazanırsak elbette bize bolca ödeme yapacaklar.でもオフィスの外で顧客と話せば それが"事実"ではないと気づくはずです
Ve asıl yapacakları şimdi başlıyor.Ale to naprawdę zaczyna.
Ve asıl yapacakları şimdi başlıyor.Pero realmente está empezando.
Ve bu, benim bakıcılarımın benimle ne yapacaklarını düşünmeme neden oldu.Aber das gab mir zu denken, was meine Pfleger mit mir tun würden.
Ve bu, benim bakıcılarımın benimle ne yapacaklarını düşünmeme neden oldu.Dar m-a făcut să mă întreb ce vor face cu mine îngrijitorii mei?
Ve bu, benim bakıcılarımın benimle ne yapacaklarını düşünmeme neden oldu.Elgondolkoztam, mit csinálnának velem az ápolóim?
Ve bu, benim bakıcılarımın benimle ne yapacaklarını düşünmeme neden oldu.Hal itu membuat saya berpikir, apa yang akan diberikan pengasuh saya nanti?
Ve bu, benim bakıcılarımın benimle ne yapacaklarını düşünmeme neden oldu.Het bracht mij aan het denken: wat zouden mijn verzorgers met mij doen?
Ve bu, benim bakıcılarımın benimle ne yapacaklarını düşünmeme neden oldu.그런데 이 일이 저의 간병인과 제가 어떤 일을 함께 할지를 생각하게 했습니다.
Ve bu, benim bakıcılarımın benimle ne yapacaklarını düşünmeme neden oldu.Ma ci ho pensato, cosa faranno quelli che si prenderanno cura di me?
Ve bu, benim bakıcılarımın benimle ne yapacaklarını düşünmeme neden oldu.Mais ça m'a fait réfléchir, qu'est-ce que le personnel de soin me donnerait à faire ?
Ve bu, benim bakıcılarımın benimle ne yapacaklarını düşünmeme neden oldu.Mas pôs-me a pensar, o que é que os meus cuidadores fariam comigo?
Ve bu, benim bakıcılarımın benimle ne yapacaklarını düşünmeme neden oldu.Men det fick mig att tänka, vad kommer de sysselsätta mig med?
Ve bu, benim bakıcılarımın benimle ne yapacaklarını düşünmeme neden oldu.Nhưng điều làm tôi suy nghĩ là người chăm sóc tôi sẽ cho tôi tham gia hoạt động gì?
Ve bu, benim bakıcılarımın benimle ne yapacaklarını düşünmeme neden oldu.No prinútilo ma to zamyslieť sa, čo by robili so mnou opatrovatelia?
Ve bu, benim bakıcılarımın benimle ne yapacaklarını düşünmeme neden oldu.Nutí mě to však k přemýšlení o tom, co budou pečovatelé dělat se mnou?