Her biri, geri dönünce neler yapacaklarını anlatır.So wollen wir Dich's wissen lassen, wann er kommt.
Gençler şaşırırlar, üzüntüden ne yapacaklarını bilemezler.Lehre die Jugend nicht, was sie nicht fassen und worüber sie sich kein Urteil bilden kann.
Başlangıcı ne yapacaksınız?Was ist deine ursprüngliche Intention?
Bu onun gecesiydi ve ertesi gün yeni bir başlangıç yapacak.Nach dem Tag wird es wieder Nacht und der Zyklus beginnt von vorn.
İlk ticari uçuşunu ise Mayıs 1952'de yapacaktır.Der Erstflug fand im Mai 1952 statt.
Bu nedenle tam anlamıyla film yapacak büyük miktarda para bulmak mümkün değildi.Er merkte schnell, dass man mit solchen Filmen viel Geld verdienen kann.
Tanıklık yapacak kimse kalmamıştır, senatörün bu işteki rolü hasır altına itilmiş olur.Kein Anschluss unter diesem Kollegen – Ein Autist im Job.
Bulgaristan ilk defa bir Eurovision etkinliğine ev sahipliği yapacaktır.Es war das erste Mal, dass Bulgarien eine Eurovisions-Veranstaltung austrug.
Cesetle seks bile yapacaktı.Mit ihm starb das Geschlecht aus.
Roland Svenja’yı elde etmek için elinden geleni yapacaktır.Paulo will die steinreiche Rosinha da Tôrre ehelichen.
Her takım rövanş usulü olmak üzere grubunda 6 maç yapacaktır.Jede Mannschaft absolviert 6 Spiele in der Zwischenrunde.
İşin yanlışlığını düşünenlerin yapacakları bir şey yoktur.Wer nicht hört muß fühlen.
Yapacak çok şey var!Il y a trop de choses à faire !
Ne alışveriş yapacak ne de anneme hoşça kal diyecek vaktim vardı.Je n'ai eu le temps ni d'aller faire les courses ni de dire au revoir à ma mère.
Başkan yarın bir açıklama yapacak.Le Président fera une déclaration demain.
Sıcak ılıca seni iyi yapacak.Cette source chaude te fera du bien.
Kahvaltıyı evde mi yapacaksın?Petit-déjeunes-tu à la maison ?
O öyle bir şey yapacak son adamdır.Il n'est pas du genre à faire une chose pareille.
Bu gece ne yapacaksın?Qu'est-ce que tu vas faire ce soir ?
Üniversitede ne yapacaksın?Qu'est-ce que tu vas faire à la fac ?
Yarın ne yapacaksınız?Qu'est-ce que vous faites demain ?
Kitap okumak sizi daha zeki yapacak.Lire des livres vous rendra plus intelligente.
Yapabildiğiniz her şeyi yapacaksınız.Vous ferez tout ce que vous pouvez.
Daha sonra ne yapacaksın?Que fais-tu après ?
Her kim bu noktayı unursa, hata yapacak.Quiconque ignore ce point commettra des erreurs.
Altı gün çalışacak, bütün işlerini yapacaksın.Tu travailleras six jours, et tu feras tout ton ouvrage.
Kraliyet ailesi de bir şey yapacak değil ya!Mais la famille royale ne suit pas.
Peki kahraman gençlerimiz bu paketlerle ne yapacak?Que vont faire nos héros face à tout cela ?
Yargı, inanıyorum ki elinden geleni yapacak.Celle-ci répond qu’elle fera ce qu’elle pourra.
Daha yaşayıp da ne yapacaksınız?Qu'est-ce que toi et moi pouvons faire de plus ?
Ticaret, ikisini de daha zengin yapacaktır.Ce faisant, il enrichit les deux.
2010 yılında grup Splatterhouse adlı video oyunu için soundtrack yapacaklarını onaylamıştır.En 2010, le groupe confirme sa participation à la liste des titres du jeu vidéo Splatterhouse.
Ancak diyelim ki bir siteye bir sosyal ağ ile giriş yapacaksınız.Exemple : lors d’une inscription à un réseau social.
Yarışmacılar kendi şarkılarının bir dakikalık demo kaydını yapacaklar.Les candidats ont ensuite enregistré des démos d'une minute de leurs chansons.
Burada 3 yıl görev yapacaktır.Il occupera ce poste 3 ans.
Mevsim kıştı ve tarlalarda yapacak çok az iş vardı.C'était à la fin de l'hiver et il y avait très peu à manger dans le village.
Gençler şaşırırlar, üzüntüden ne yapacaklarını bilemezler.Les jeunes l’attendent mais ils ne savent pas ce qui se passerait.
Başlangıcı ne yapacaksınız?Où commence-t-il ?
Menşevikler derhal alternatif bir kongre yapacaklardır.Nous cherchons donc immédiatement un sujet alternatif.
Her biri, geri dönünce neler yapacaklarını anlatır.J'aimerais savoir quand ils seront de retour.
Gelen diğer kişiler neler yapacaktır?Qu'est-ce qu'y font là, eux autres?
Yapılan fikstür çekiminde Fenerbahçe ligin açılış maçını Göztepe ile deplasmanda yapacak.Membre fondateur, sous sa direction La Sirène participera à ses premiers concours.
Ekibi ise onu kurtarmak için ellerinden geleni yapacaklardır.Les autres employés font tout leur possible pour la sauver.
15 Aralık 2015 tarihinde UEFA, Euro 2016 için görev yapacak on sekiz hakemi duyurmuştur.Le 15 décembre 2015, l'UEFA désigne les dix-huit arbitres qui vont officier lors du Championnat d'Europe 2016.
Çıkış kitabı: "Yılda üç kez bana bayram yapacaksınız.Des messes dominicales y sont célébrées trois fois par an.
Yapacak başka bir şey olmadığından Massilia'ya geri döndü.D’autres revinrent à Makatea tout simplement parce qu’ils s’y plaisaient.
Tam kazanma vuruşunu yapacakken Marge, televizyonun fişini çeker.Les affaires d'argent semblent s'arranger pour Martine lorsqu'elle remporte un jeu télévisé.
Taktik için ise; "Taktik açıdan devrim yapacak değilim.Et selon le dicton : « on ne change pas une tactique qui gagne ».
Raco ilk görünümünü dördüncü bölümde yapacaktır.Merlin partira à sa recherche dans le quatrième tome.
Diğer iki kolordu ise kanat taarruzları yapacaklarlardır.Quant aux deux autres secteurs ils correspondent à des marais d'eau douce.
Hükumet aldığı bu dilekçeler ile ilgili bir toplantı yapacaktır.Il a l'intention de faire appel de cette condamnation.
Yapacak çok fazla şeyler var!¡Hay demasiadas cosas que hacer!
Öğleden sonra ne iş yapacaksınız?¿Qué hacés por la tarde?
Hafta sonunda ne yapacaksın?¿Qué vas a hacer el fin de semana?
Şu anda yapacak bir işim yok.No tengo nada que hacer ahora.
Bugün yapacak çok işim var.Hoy tengo muchas cosas que hacer.
Bugün yapacak çok şeyim var.Hoy tengo muchas cosas que hacer.
Bu akşam ne yapacaksın?¿Qué vas a hacer esta tarde?
Bu öğleden sonra ne yapacaksın?¿Qué vas a hacer esta tarde?
Biri şu işi yapacak.Alguien hará ese trabajo.