Tom vade tarihi yapacak.Tom will make due.
Tom bunu yapacak.Tom will make it.
Kız arkadaşım bana hamile olduğunu söylediğinde ne yapacağımı bilmiyordum.I didn't know what to do when my girlfriend told me she was pregnant.
Sadece ölü takliti yapan birini asla canlandıramazsın.You'll never be able to revive someone who is only pretending to be dead.
Sana biraz kahve yapayım mı?Shall I make you some coffee?
Lütfen bunu benim için yapabilir misin?Could you please do that for me?
Tom'a sürpriz yapacağım.I'll surprise Tom.
Seni bunalımlı yapan ne?What makes you depressed?
Ben işimi iyi yaparım.I do my work well.
Kaza yapabiliriz.We could crash.
Daha iyi yapacağız.We'll do better.
Büyük yapacağız.We'll do great.
Bunu yapacağız.We'll do it.
Onu yapacağız.We'll do that.
Sırayla yapacağız.We'll take turns.
Onlar onu yapacaklar.They'll do it.
Onlar bir şey yapacaklar.They'll do something.
Tom her şeyi yapar.Tom does everything.
Çeviri yapabilir misin?Can you translate?
Kayak yapar mısın?Do you ski?
İki kere iki kaç yapar?What is two times two?
Yapacağın ilk şey nedir?What is the first thing you would do?
Yapar gibi görünmüyordum.I wasn't pretending.
Giriş yapacağım.I'll check in.
Daha iyi yapacağım.I'll do better.
Patlamış mısır yapacağım.I'll make popcorn.
Çay yapacağım.I'll make tea.
Sen işini yap, ben benimkini yapacağım.You do your job, I'll do mine.
O bunu yapar.That does it.
Yaşlı bir öküz düz oluklar yapar.An old ox makes straight furrows.
Bu onu yapacak.That'll do it.
Bu güzel yapacak.That'll do nicely.
O bizim için tanıklık yapacak.He's going to testify for us.
Bunu nasıl yapacağını unuttu.She's forgotten how to do it.
Havuzun paten yapacak kadar donduğunu düşünüyor musun?Do you think the pond is frozen hard enough to skate on?
Bu yapabilir.This might do.
Bu yapacak.This will do.
Bir şey yapacağız.We'll do something.
Böyle bir durum göz önüne alındığında başka ne yapabilirim?Given such a situation what else could I do?
Onu kim yapar?Who does that?
İş birliği yapacaksın.You will cooperate.
Çok iyi yapacaksın.You'll do great.
Onu yapacaksın.You'll do it.
Bu senin yapacağın şey.That's so you.
O her zaman müstehcen espriler yapar.He always tells vulgar jokes.
O her şeyi çok hızlı yapar.He does everything very quickly.
O çevresindeki herkes için hayatı perişan yapar.He makes life miserable for everyone around him.
Her zaman dedikodu yapar.He's always gossiping.
Ne yapacağımı söyleme!Don't tell me what to do!
Bana ne yapacağımı söyleyen insanlardan bıktım.I'm tired of people telling me what to do.
Sana ne yapacağını söylemiyorum.I'm not telling you what to do.
Bunu yapamazsın!You can't do that!
Tom mobilya yapar.Tom makes furniture.
Tom bunu yapabilir mi?Can Tom do this?
Artık bundan böyle bunu bu şekilde yapacağız.From now on, we'll do it this way.
Bunu kendim yapabilirim.I can do this myself.
Sabahleyin egzersiz yaparım.I do exercises in the morning.
Ben işleri kendi tarzımla yaparım.I do things in my own way.
Onu memnuniyetle yaparım.I will do it gladly.
Bunu daha sonra yapacağım.I'll do it later.