Daha sonra ne yapacağımızı bilmiyorduk.We didn't know what to do next.
Biz sık sık hatalar yaparız.We often make mistakes.
Yapacak çok işimiz var.We have a lot of work to do.
Biz ne yapacağımızı bilmiyorduk.We didn't know what to do.
Biz bazen hatalar yaparız.We sometimes make mistakes.
Ne yapacağımızı ve nereye gideceğimizi tartıştık.We discussed what to do and where to go.
Genellikle 7:30 da kahvaltı yaparız.We usually have breakfast at 7:30.
Hepimiz hatalar yaparız.We all make mistakes.
Ne yapabileceğimizi merak ettik.We wondered what we could do.
Biz onun hakkında bir şey yapamayız.We can do nothing about it.
Biz yapay karda kaydık.We skied on artificial snow.
Biz elimizden geleni yapacağız.We will do our best.
Büyük miktarda gıda ithalatı yaparız.We import a large quantity of food.
Kahvaltıdan önce yürüyüş yapardık.We used to take a walk before breakfast.
Her gün okulda İngilizce eğitimi yaparız.We study English at school every day.
Yarın burada bir toplantı yapacağız.We are going to have a meeting here tomorrow.
Senin için yapabileceğim bir şey olursa, lütfen bana bildir.If there's anything I can do for you, please let me know.
Onu yarı zamanda yapabilirim.I can do it in half the time.
İyi ve kötü arasında ayrım yapabilirim.I can make a distinction between good and bad.
Sizin için yapabileceğim bir şey varsa, bana bildirmekten çekinmeyin.If there's anything I can do for you, don't hesitate to let me know.
Size yardım etmek için yapabileceğim bir şey var mı?Is there anything that I can do to help you?
Yapabilirsem sana yardımcı olmaktan memnun olurum.I am pleased to help you if I can.
Gücümün yettiği her şeyi yapacağım.I will do everything in my power.
Bu konuda yapabileceğim bir şey yok.There's nothing I can do about it.
Bütün yapabileceğim elimden geleni yapmaktır.All I can do is to do my best.
Yapacak çok işim var.I have a great deal to do.
Bugün yapacak çok ev ödevim var.I have a lot of homework to do today.
Bana yapmamı söylediği gibi yapamıyorum.I can't do as he told me to.
Ben bir şey yapabilir miyim?Can I do anything?
Bana kalırsa, sevdiğin şeyi yapabilirsin.As far as I'm concerned, you can do what you like.
Yapabileceğim tek şey ona tavsiye vermektir.All I can do is to give her advice.
Bana bir kağıt turna kuşu yapar mısın?Will you make me a paper crane?
Bütün yapabileceğim budur.This is all I can do.
Ben işleri kendi tempomda yaparım.I do things at my own pace.
Onu boş vaktimde yapabileceğimi düşünüyorum.I think I can do it in my spare time.
Sanırım bunu boş vaktimde yapabilirim.I think I can do it in my spare time.
Söylediklerimi tam olarak yapacaksın.You will do exactly as I say.
Hobilerimden birisi yapay çiçekler yapmaktır.One of my hobbies is making artificial flowers.
Amcam balık ticareti yapar.My uncle deals in fish.
Benim yerime bunu yapar mısın?Could you do this instead of me?
Babam Pazar günleri bahçe işleri yapar.My father gardens on Sundays.
Babam her gün yürüyüş yapar.My father takes a walk every day.
Odam güneye bakar, bu onu güneşli ve rahat yapar.My room faces south, which makes it sunny and very comfortable.
Annem her öğleden sonra bir şekerleme yapar.My mother takes a nap every afternoon.
Annem nasıl kek yapacağını bilir.My mother knows how to make cakes.
Annem kek yapar.My mother makes a cake.
Yapacak belirli bir şeyim yok.I have nothing particular to do.
Otel rezervasyonlarını bir ay önceden yaparım.I made hotel reservations one month in advance.
İki günde bir banyo yaparım.I take a bath every other day.
Bir tek gün için bile bu sözlük olmadan yapamam.I cannot do without this dictionary even for a single day.
Saat altıda kalkmayı bir kural olarak yaparım.I make it a rule to get up at six.
Saat yedide kahvaltı yaparım.I have breakfast at seven.
Senin için elimden geleni yapacağım.I will do what I can for you.
Ben çok hata yaparım.I make too many mistakes.
Ev ödevimi yapamayacak kadar çok uykuluyum.I'm too sleepy to do my homework.
Kek yapan kızı tanıyorum.I know the girl who is making cakes.
Kahvemde şeker olmadan yapamam.I cannot do without sugar in my coffee.
Bu resmi yapan sanatçıyı biliyorum.I know the artist who painted this picture.
Ben bu zor sorun hakkında ne yapacağımı bilmiyorum.I don't know what to do about this difficult problem.
Bu zor problemle ne yapacağımı bilmiyorum.I'm at my wit's end with this difficult problem.