Boğazımda yapışmış bir balık kılçığı var.I got a fish bone stuck in my throat.
Geçen yıl bir düşük yaptım.I had a miscarriage last year.
Geçen yıl yaptığımız gibi birlikte dışarı çıkabiliriz.We could go out together like we did last year.
Biz sütten peynir ve tereyağı yaparız.We make milk into cheese and butter.
Tereyağ ve peynir sütten yapılır.Milk is made into butter and cheese.
Yeteneğine göre ödeme yapılacak.You will be paid according to your ability.
Paula Grayson'a göre, bu insanlara ödeme yapmanın en iyi tolu.This is a better way of paying people, according to Paula Grayson.
Birden fren yapma.Don't brake suddenly.
Acele edersek, onu yaparız.If we hurry, we'll make it.
Sanırım acele edersek onu yapacağız.I think we'll make it if we hurry.
Yavaş yapabilirsin.You can take your time.
İşlerini aceleyle yaparsan hatalar yaparsın.You make mistakes if you do things in a hurry.
Acele edip hatalar yapmaktansa acele etmemen daha iyidir.It is better to take your time than to hurry and make mistakes.
Acele ettiğinde, hata yapmak kolaydır.When you're in a hurry, it's easy to make a mistake.
Tatilinde ne yaptın?What did you do on your vacation?
Tatiller onun sağlığını iyi yapıyor gibi görünüyor.The holidays seem to be doing her health good.
Bana tatillerinde ne yaptığını anlat.Tell me what you did on your holidays.
Tatil sırasında hiçbir şey yapmadım.I did nothing during the holidays.
Tatillerde genellikle ne yaparsın?What do you usually do on holidays?
Çok uzun bir tatil birini tekrar işe başlamak için isteksiz yapar.Too long a holiday makes one reluctant to start work again.
Görevini yapmalısın.You must do your duty.
Çin tarihi öğrenimi yapıyorsun.You study Chinese history.
Kimya öğrenimi yapıyor musun?Do you study chemistry?
Bir fiyat indirimi yapabileceğinize inanıyoruz.We believe that you will be able to make a price concession.
Bir muhabir Dr Patterson'la konuşan bir goril olan Koko hakkında görüşme yapıyor.A reporter is interviewing Dr. Patterson about Koko, a talking gorilla.
Düzenli egzersiz yapmaya inanıyorum.I believe in exercising regularly.
Değişiklik olsun diye yürüyüş yapalım.Let's take a walk for a change.
Fiyaka yapan kızlardan hoşlanmam.I don't like girls who put on airs.
Bakım onun görünüşünü on yaş büyük yaptı.Care has made her look ten years older.
Cesaretini topla ve yine yap.Take heart and do it again.
Aldırma. Herkes hata yapabilir.Never mind. Anyone can make mistakes.
Arabada eve giderken ertesi gün için planlar yapıyordu.In the car on the way home, he was making plans for the next day.
Bana bir şans verirsen onu yapabilirim.I can do it if you give me a chance.
Ev ödevimi zaten yaptım.I have already done my homework.
Bir mücize olmazsa, bunu zamanında yapamayacağız.Unless there is a miracle, we won't be able to make it on time.
Zevkle yaparım.I'll do it with pleasure.
Eğer bir hata yaparsanız, sadece düzgün bir şekilde çiziniz.If you make a mistake, just cross it out neatly.
Ben bir hata yapmış olmalıyım.I must have made a mistake.
Hata yaptığı için ona gülme.Don't laugh at him for making a mistake.
Hatalar yapmak her zaman yanlış değildir.To make mistakes is not always wrong.
Hatayı yapan sendin.It was you that made the mistake!
Hatalar yapmaktan korkmayın.Don't be afraid of making mistakes.
Hatalar yapmayacaksın.You won't make mistakes.
Hata yapmaktan korkan kişiler İngilizce konuşmada gelişme kaydedemez.People who are afraid of making mistakes will make no progress in English conversation.
Hata yapmak insanidir, affetmek tanrısal.To err is human, to forgive divine.
Hata yapma konusunda endişelenmeyin.Don't worry about making mistakes.
Hata yapma.Don't make a mistake.
Bir hata yapıldı.An error was made.
Onu yapacağını düşünmüyordum.I didn't think you were going to make it.
Yerel mağazalar turistlerle iyi iş yapar.Local shops do good business with tourists.
Hemşire bana bir iğne yaptı.The nurse gave me a shot.
Lütfen hemşirenin dediklerini yapın.Please follow the nurse's directions.
Hemşire onu nasıl yapacağını sana söyleyecek.The nurse will tell you how to do it.
Çevremizi kirletmemek için elimizden geleni yapmalıyız.We ought to do our best not to pollute our environment.
Bağırma yüksek sesle yankı yapar.The shouting echoes loud.
Hasta yardım almanın ötesindeydi, onun için doktorlar daha fazlasını yapamadı.The patient was quite beyond help, so that the doctors could do no more.
Soğuk hava yaprakları kızıllaştırdı.The cold weather has turned the leaves red.
Hisse senetleri yeni bir zirve yaptı.Stocks hit a new high.
Kuyruğa kaynak yapma.Don't cut in line.
Bando caddelerde geçit töreni yaptı.The band paraded the streets.