yapıyorlar ile cümle
yapıyorlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Büyücülük yapıyorlar.To jak czarna magia.
Büyücülük yapıyorlar.Κυνήγι μαγισσών.
Büyücülük yapıyorlar.Това е като вещарството.
Büyücülük yapıyorlar.Это как колдовство.
Bu yüzden bu sektöre stratejik yatırımlar yapıyorlar.Alors ils font beaucoup d'investissements stratégiques spécifiquement dans ce domaine.
Bu yüzden bu sektöre stratejik yatırımlar yapıyorlar.Also tätigen sie große strategische Investition auf diesem Gebiet.
Bu yüzden bu sektöre stratejik yatırımlar yapıyorlar.Así que invierten estrategicamente en esta área.
Bu yüzden bu sektöre stratejik yatırımlar yapıyorlar.De aceea, multe dintre investiţiile lor strategice se îndreaptă în această direcţie.
Bu yüzden bu sektöre stratejik yatırımlar yapıyorlar.Dus stoppen zij heel veel strategische investeringen in dit gebied.
Bu yüzden bu sektöre stratejik yatırımlar yapıyorlar.Ezért tehát nagyon sok stratégiai befektetésük van, ami erre a területre irányul.
Bu yüzden bu sektöre stratejik yatırımlar yapıyorlar.Joten he ovat strategisesti keskittäneet rahaa tälle alalle.
Bu yüzden bu sektöre stratejik yatırımlar yapıyorlar.그래서 이 분야에 집중된 전략인 투자를 많이 시행하고 있습니다.
Bu yüzden bu sektöre stratejik yatırımlar yapıyorlar.Perciò focalizzano molti investimenti strategici in quest'area.
Bu yüzden bu sektöre stratejik yatırımlar yapıyorlar.Por isso, estão a concentrar nesta área muito investimento estratégico.
Bu yüzden bu sektöre stratejik yatırımlar yapıyorlar.Så de gör en massa strategiska investeringar fokuserade på detta område.
Bu yüzden bu sektöre stratejik yatırımlar yapıyorlar.Takže ich investície majú strategické zameranie na túto oblasť.
Bu yüzden bu sektöre stratejik yatırımlar yapıyorlar.Takže proto se strategicky soustřeďují na investice do této oblasti.
Bu yüzden bu sektöre stratejik yatırımlar yapıyorlar.Tworzą, więc oni wiele inwestycji strategicznych skupiających się na tej dziedzinie.
Bu yüzden bu sektöre stratejik yatırımlar yapıyorlar.Vì vậy họ tập trung đầu tư 1 cách có chiến lược vào lĩnh vực này
Bu yüzden bu sektöre stratejik yatırımlar yapıyorlar.Έτσι κάνουν πολλές στρατηγικές επενδύσεις επικεντρώνοντας σε αυτόν τον τομέα
Bu yüzden bu sektöre stratejik yatırımlar yapıyorlar.Затова влагат много стратегически инвестиции, съсредоточени в тази област.
Bu yüzden bu sektöre stratejik yatırımlar yapıyorlar.Поэтому они делают большие капиталовложения в эту область.
Bu yüzden bu sektöre stratejik yatırımlar yapıyorlar.אז הרבה השקעה אסטרטגית מתמקדת בתחום הזה
Bu yüzden bu sektöre stratejik yatırımlar yapıyorlar.ولذا فهم يركزون على الاستثمار في هذا المجال
Bu yüzden bu sektöre stratejik yatırımlar yapıyorlar.ヨーロッパ連合も然り
Bu yüzden çoğu zaman silkmeleri yukarı-aşağı olarak yapıyorlar.Toch?
Bu zor ve çok zaman alıcı bir iş, ve her hafta saatlerce bunu yapıyorlar.C'est une tâche ardue, chronophage, à laquelle elles consacrent des heures chaque semaine.
Bu zor ve çok zaman alıcı bir iş, ve her hafta saatlerce bunu yapıyorlar.Đây là một công việc nặng nhọc và tiêu tốn thời gian mà họ phải làm trong nhiều giờ mỗi tuần.
Bu zor ve çok zaman alıcı bir iş, ve her hafta saatlerce bunu yapıyorlar.Det är ett tungt och tidskrävande arbete, vilket de måste göra i timtals varje vecka.
Bu zor ve çok zaman alıcı bir iş, ve her hafta saatlerce bunu yapıyorlar.Det er hårdt, tidskrævende arbejde, som de hver uge må bruge timevis på.
Bu zor ve çok zaman alıcı bir iş, ve her hafta saatlerce bunu yapıyorlar.E' dura, un lavoro che porta via tempo, che devono fare tante ore a settimana.
Bu zor ve çok zaman alıcı bir iş, ve her hafta saatlerce bunu yapıyorlar.E o muncă manuală grea, care consumă timp, pe care trebuie s-o facă ore în șir, în fiecare săptămână.
Bu zor ve çok zaman alıcı bir iş, ve her hafta saatlerce bunu yapıyorlar.Es ist eine schwere, zeitaufwendige Arbeit, die sie jede Woche für Stunden machen müssen.
Bu zor ve çok zaman alıcı bir iş, ve her hafta saatlerce bunu yapıyorlar.Es un trabajo duro, cansado, que deben hacer durante horas cada semana.
Bu zor ve çok zaman alıcı bir iş, ve her hafta saatlerce bunu yapıyorlar.É um trabalho duro, que consome muito tempo, que elas têm de fazer durante horas todas as semanas.
Bu zor ve çok zaman alıcı bir iş, ve her hafta saatlerce bunu yapıyorlar.Ez kemény, időigényes munka, amit hetente órákig kell csinálniuk.
Bu zor ve çok zaman alıcı bir iş, ve her hafta saatlerce bunu yapıyorlar.Het is zwaar, tijdrovend werk, dat ze uren per week moeten doen.
Bu zor ve çok zaman alıcı bir iş, ve her hafta saatlerce bunu yapıyorlar.Itu pekerjaan yang keras, makan waktu, dimana mereka harus melakukannya beberapa jam setiap minggu.
Bu zor ve çok zaman alıcı bir iş, ve her hafta saatlerce bunu yapıyorlar.Je to ťažká a časovo náročná práca, ktorú musia robiť dlhé hodiny každý týždeň.
Bu zor ve çok zaman alıcı bir iş, ve her hafta saatlerce bunu yapıyorlar.Je to těžká a časově náročná práce, kterou musí dělat několik hodin každý týden.
Bu zor ve çok zaman alıcı bir iş, ve her hafta saatlerce bunu yapıyorlar.매주 수시간 동안 해야만 하는 힘들고 시간이 소요되는 노동입니다.
Bu zor ve çok zaman alıcı bir iş, ve her hafta saatlerce bunu yapıyorlar.To ciężka, czasochłonna praca, która zabiera im całe godziny każdego tygodnia.
Bu zor ve çok zaman alıcı bir iş, ve her hafta saatlerce bunu yapıyorlar.To je težko, zamudno delo, ki ga opravljajo ure in ure vsak teden.
Bu zor ve çok zaman alıcı bir iş, ve her hafta saatlerce bunu yapıyorlar.Και είναι σκληρή, χρονοβόρα δουλειά, που πρέπει να κάνουν για ώρες κάθε εβδομάδα.
Bu zor ve çok zaman alıcı bir iş, ve her hafta saatlerce bunu yapıyorlar.Това е трудна, отнемаща време работа, която те трябва да правят с часове наред всяка седмица.
Bu zor ve çok zaman alıcı bir iş, ve her hafta saatlerce bunu yapıyorlar.Ця тяжка праця відбирає багато часу - вони витрачають на неї кілька годин щотижня.
Bu zor ve çok zaman alıcı bir iş, ve her hafta saatlerce bunu yapıyorlar.Это тяжёлый, отнимающий много времени труд, которым они обязаны заниматься часами каждую неделю.
Bu zor ve çok zaman alıcı bir iş, ve her hafta saatlerce bunu yapıyorlar.זוהי מלאכה קשה שגוזלת זמן רב, שהן צריכות לעשות במשך שעות רבות בכל שבוע.
Bu zor ve çok zaman alıcı bir iş, ve her hafta saatlerce bunu yapıyorlar.انه امرٌ صعب .. انها مهمة شاقة عليهم ان يقوموا بها لساعات كل اسبوع
Bu zor ve çok zaman alıcı bir iş, ve her hafta saatlerce bunu yapıyorlar.しかも毎週何時間もしなくてはなりません 家で洗濯するため遠くから
Callwave. Bir çok insan diyor ki, "Bunu nasıl yapıyorlar?"Ale jak to działa?
Callwave. Bir çok insan diyor ki, "Bunu nasıl yapıyorlar?"Callwave. beacoup de gens disent, " comment s'y prennent-ils?
Callwave. Bir çok insan diyor ki, "Bunu nasıl yapıyorlar?"Callwave란 서비스는 "저는 정말 사람들이 제 메시지를 듣지 않았으면 좋겠어요"라는 사람들을 위해
Callwave. Bir çok insan diyor ki, "Bunu nasıl yapıyorlar?"כאלוואייב. הרבה אנשים שואלים," איך הם עושים זאת?
Callwave. Bir çok insan diyor ki, "Bunu nasıl yapıyorlar?"كول ويف. الكثير يسالون ,"كيف يقومون بذلك؟
Callwave. Bir çok insan diyor ki, "Bunu nasıl yapıyorlar?"伝言を盗聴されるなんて絶対いやだ」といいますが
Cırcır böcekleri, kuşlar ve kurbağalar birlikte ses yapıyorlardı ve biz orada otururken, dağların üzerindenEr waren krekels en vogels en kikkers die geluid maakten.
Cırcır böcekleri, kuşlar ve kurbağalar birlikte ses yapıyorlardı ve biz orada otururken, dağların üzerindenGdzie świerszcze, ptaki i żaby wydawały swoje odgłosy. I kiedy tak siedzieliśmy, zza gór zaczęły nadchodzić
Cırcır böcekleri, kuşlar ve kurbağalar birlikte ses yapıyorlardı ve biz orada otururken, dağların üzerindenIl y avait des bruits de criquets, d'oiseaux et de grenouilles et nous nous sommes assis là.
Cırcır böcekleri, kuşlar ve kurbağalar birlikte ses yapıyorlardı ve biz orada otururken, dağların üzerinden거기서 귀뚜라미, 새, 개구리들이 울고 있었는데 우리가 앉자 저너머 산 북쪽에서