yapıya ile cümle

yapıya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Kulak kepçesi kıkırdak bir yapıya sahiptir.في حين أن الفم يبتسم ابتسامة عريضة بشعة.
"Quad müzikal bir yapıya sahiptir.ويحتوى مبنى كوميتاس على دار للموسيقى.
Doğal bir belgelendirmeli yapıya sahiptir.وهو مادة حافظة طبيعية.
Sivil milisler buna tepki olarak kurulmuş, fakat bu politik (sol-sağ) bir yapıya dönüşecektir.فتشكلت ميليشيات مدنية كرد فعل، لكن سرعان ما شكلت إلى جانبها (اليمينية منها واليسارية) جناح سياسي.
Cumartesi öğleden sonra faaliyetleri kültürel, etnik ve sosyal yapıya göre büyük değişiklikler gösterir.No sábado à tarde as atividades variam, dependendo do contexto cultural, étnico e social.
Ayrıca, düzenli bir yapıya sahip olmayan küçük galaksilerden de düzensiz galaksiler olarak bahsedilebilir.Galáxias menores que não têm uma estrutura coerente são referidas como galáxias irregulares.
Bu galaksiler, kabuk benzeri bir yapıya sahiptir.Estas são galáxias com estruturas semelhantes a uma concha.
Tapınak, Lord Şiva'ya ithaf edilmiştir ve eşsiz bir yapıya sahiptir.É dedicado a Lord Shiva e usado para manter uma imagem de ouro dele.
Saydamlık, bu yapıya sahip olmayı başaran hayvanlar için neredeyse mükemmel bir kamuflaj sağlar.Transparência pode fornecer camuflagem quase perfeito para animais capazes de alcançá-lo.
"Quad müzikal bir yapıya sahiptir.O Pier também tem um teatro IMAX.
Matematikte, bir uzay belirli bir matematiksel yapıya sahip bir kümedir.Em matemática, um espaço é um conjunto dotado de alguma estrutura matemática adicional.
Az kılçıklı, sağlam yapıya sahip beyaz bir eti vardır.Há uma espessa camada de carne branca e firme.
Genelde tepelik bir yapıya sahiptir.Geralmente possuem um contraponto.
1846-1847 yıllarında yapıya bir son cemaat yeri eklendi.Entre 1843 e 1847, um novo edifício legislativo foi construído na Comunidade.
Amorf katı atomların kararlı bir kristal yapıya sahip olmadığı katılar için kullanılan terim.As substâncias amorfas não possuem estrutura atômica definida.
İl arazisinin ortalama olarak %77.8'i dağlık, %10.2'si ova, %12'si ise engebeli bir yapıya sahiptir.77,8% da região é montanhosa, 10,2% planície, sendo os restantes 12% ocupados por terrenos com relevo variado.
Bu üç sarmallı yapıya yer değişim halkası (İngilizce displacement loop veya D-loop) denir.Esta estrutura de cadeia tripla é chamada de laço de deslocamento ou D-loop.
Halkı girişimci bir yapıya sahiptir.Eu quero que um comediante tenha um interior.
Devleti ve toplumu demokratik bir yapıya kavuşturmak.A criação de políticas e sua implementação em um nível civil.
Dünyada etnik ve dil açısından en fazla homojen bir yapıya sahip ülke Güney Kore'dir.A população da Coreia é uma das mais homogéneas, étnica e linguisticamente, do mundo.
Bazı virüsler, viral kapsitlerini saran ve viral zarf denen bir yapıya sahiptirler.Envelope Alguns vírus têm uma bolha de gordura que recobre o vírion.
Dağlık bir yapıya sahiptir.Er moet dus een heuvel zijn geweest.
Kararlı yapıya sahip değildir (nötr halde).En of hij de adellijke stand geen oneer aan zou doen.
Cumhuriyet döneminde lejyonlar geçici bir yapıya sahipti.In de Republiek hadden de legioenen een kortstondig bestaan.
Silah kompakt bir yapıya sahiptir.Het gebouw heeft een samengesteld schilddak.
Çoğu malzemeler kristal yapıya sahip.Veel vaste stoffen hebben een kristalstructuur.
Yapıya verilen başka bir isim de "Sarhoş Ev"’dir.Het voorgesteld huisje heette "Drankhuis in 't onze Vrouwtje".
Böylece araç olabildiğince alçak bir yapıya sahip olacaktı.Het principe was om een zo licht mogelijke auto te bouwen.
Balkan ülkelerinin çoğu, daha önceleri Doğu Bloku sisteminde bir ekonomik yapıya sahiptiler.Planning van de economie vond vooral plaats in de centraal geleide economie van het voormalige Oostblok.
Okul, modern bir yapıya sahiptir.De huizen hebben een moderne architectuur.
Genel olarak tüm hücreler temelde aynı yapıya sahiptirler.Toch hebben werelden grotendeels dezelfde soorten openbare gebouwen.
Tapınak, Lord Şiva'ya ithaf edilmiştir ve eşsiz bir yapıya sahiptir.De grote tempel is gewijd aan Shiva en is alleen voor mannen toegankelijk.
"Quad müzikal bir yapıya sahiptir.Michalka heeft ook een muzikale carrière.
Üniversite, uluslararası bir yapıya sahip olup 85 İngilizce master programına sahiptir.Uniwersytet ma charakter międzynarodowy – 85 kierunków magisterskich jest prowadzonych w języku angielsku.
Geçici bir yapı olarak topraktan ya da daha kalıcı bir yapıya sahip taşlardan yapılabilirler.Może być wykonany z ziemi, jako struktura tymczasowa, lub z kamieni, jako konstrukcja stała.
Lipitler kutuplu bir yapıya sahip değildir.Kask nie może mieć zabudowanej twarzy.
Neptün katı bir yapıya sahip olmadığı için, atmosferi enleme göre farklı hızlarda döner.Ponieważ Neptun nie jest ciałem stałym, atmosfera ulega rotacji różnicowej.
Modern bir yapıya sahiptir.Posiada nowoczesną architekturę.
Lifli yapıya sahip besinler insanın beslenmesinde önemli yer tutarlar.Domy zbudowane z niepalnych materiałów dają mieszkańcom poczucie bezpieczeństwa.
Güçlü bir yapıya sahiptir.Ma potężną budowę.
Fatih Medresesi de yapıya bitişik olarak kurulmuştur.Kiszki faszynowe mogą być przygotowywane w pobliżu miejsca wbudowania.
Ayrıca Starcraft II, çok oyunculu oynanışa daha çok önem verilmiş bir yapıya sahiptir.StarCraft II skupia się w większym stopniu na trybie gry wieloosobowej.
Mimari olarak kefeki taşından yapılmadır, sekiz köşeli ve kubbeli bir yapıya sahiptir.Jest znany także jako Budynek z ośmioma kątami i dachem z kolorowej glazury.
Kule, Carl von Gontard tarafından tasarlanarak 1785'te yapıya eklenmiştir.Wieża i portyki zostały dodane przez architekta Carla von Gontarda w 1785 roku.
İlçe, dağlık ve kayalık bir yapıya sahiptir.Jest dom, drzewo i skała.
Amerikan futboluna benzer bir yapıya sahiptir.Jest on bardzo podobny do futbolu amerykańskiego.
D açmasında saptanan bu yapıya kazı başkanınca "D" yapısı adı verilmiştir.Znajdujemy jedynego sąsiada tego wierzchołka, nazwijmy go w.
Araç Subaru R2 ile aynı yapıya sahip olup rakipleri Suzuki Wagon R ile Daihatsu Move'dir.Jest to kolejna próba wejścia Subaru na rynek kei-carów zdominowany przez Suzuki Wagon R oraz Daihatsu Move.
Böylece araç olabildiğince alçak bir yapıya sahip olacaktı.Man ville ha en så billig bil som möjligt med stor motor.
Fakat bu sevecen köpekler aslında sakin, güvenilir ve sadık bir yapıya sahiptir.Den hannoveranska viltspårhunden har ett lugnt och stabilt temperament.
Araç M4 Shermanına göre hızlı ve daha alçak bir yapıya sahipti.Den var snabb och hade en lägre profil än M4 Sherman.
Karstik bir yapıya sahip olan bölgenin kıyıları çok girintili çıkıntılı olup çok sayıda ada yer alır.Trakten kännetecknas av en mycket sönderskuren kust med ett stort antal öar.
Saydam bir yapıya sahiptir.Vansjö har en bygdegård.
Dibi çamurlu bir yapıya sahiptir, rüzgârlı havalarda bulanıklaşır.Det är en envåningsbyggnad med inredd vind.
"Quad müzikal bir yapıya sahiptir.Jeppo har ett rikt musikliv.
Kemiklerin birleşim noktaları girintili çıkıntılı bir yapıya sahiptir.Har våra elementarpartiklar någon inre struktur?
1500 yılında ise bu yapıya ait kalıntılar tamamen yok oldu.До 1350 року всі відомі залишки цього руху були знищені.
Neptün katı bir yapıya sahip olmadığı için, atmosferi enleme göre farklı hızlarda döner.Оскільки Нептун не має твердої поверхні, його атмосфері властиве диференціальне обертання.
Süspansiyon sistemi önde MacPherson tam bağımsız, arkada ise yarı bağımsız bir yapıya sahiptir.Підвіска як і раніше Макферсон попереду і незалежна багатоважільна конструкція ззаду.
Çoğu malzemeler kristal yapıya sahip.Більшість відкладів має кристалічну структуру.
İlgili Sayfalar