yapısı ile cümle
yapısı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bu genellikle klasör yapısını korur.Zazwyczaj to on rozwiązuje problemy kapeli.
Olgunun yapısı işlerin durumlarının yapılarından oluşur.Sytuacja rodzinna odzwierciedla się w jego utworach.
Bu amaçla kullanılan birçok veri yapısı vardır.Istnieje wiele rozwiązań technicznych tego urządzenia.
1990'lardaki Japon durgunluğu keiretsu yapısı üzerinde derin etkilere sahipti.Japońska recesja w latach 90. miała znaczący wpływ na keiretsu.
Alan, İsrail ve Doğu Akdeniz'deki türünün en büyük yapısıdır.Jest to największy tego rodzaju obiekt w Izraelu i we wschodnim basenie Morza Śródziemnego.
Bu nüfus yapısı tek tipte değildir.Pomnik ten nie jest jedynym tego rodzaju przedsięwzięciem.
Halkın etnik yapısıda karışıktı.Pod względem etnicznym ludność jest mieszana.
Tiger'ların kayıp vermesinin sebebi düşmanlar değil karmaşık mekanik yapısıydı.Przyczyną katastrofy maszyny była usterka techniczna, a nie ostrzał wroga.
Bunların yapısı henüz belirlenememiştir.Funkcja tych struktur nie jest dotąd określona.
Orman yapısının zayıflığı orman ürünleri üretimini de sınırlamaktadır.Degradacja terenów leśnych zmniejszyła produkcję w leśnictwie.
Bunlardan köpük yapısındaki poliüretanlarda genellikle polieter polioller kullanılır.W sztukach plastycznych przeważnie używano gliny.
Bu oluşum ve biçimlenmede Anadolu insanının yaşamının ve toplum yapısının etkisi açıkça görülür.Poznaje strukturę i moralność wspólnoty, w której żyje.
Fakat çağa ayak uyduran bir yapısı vardır.W powstaniu posiadał stopień chorążego.
C Yapısı ise yaban domuzlarına ağırlık verilen yapıdır.Badania dotyczyły zapachowej uciążliwości ferm trzody chlewnej.
Ancak, son gemilerin üst güverte yapısı İngiliz yapımı Leander sınıfı (Tip 12M) fırkateynine benzer.Konstrukcja okrętów bazowała na brytyjskich fregatach typu Leander.
Bir kitle sürücü ile bir Ay üssü (ufka doğru giden uzun yapısı).Przedstawia on róg myśliwski ze skęconym rzemieniem skierowanym do góry (zobacz).
16bitlik bayraklar bölümü adres tipini ve NAT yapısını belirtmektedir.AAP-6 Słownik terminów i definicji NATO.
Binanın yapısı hakkında çok fazla detay yoktur.Niewiele wiadomo o jego budowie.
Bu etkileşim sonucunda NGC 2936'nın yapısı bozulmuş ve bu durum yıldız oluşumlarını tetiklemiştir.Oddziałuje grawitacyjnie z sąsiednią NGC 2936, jej przyciąganie zniszczyło spiralną strukturę tej galaktyki.
D açmasında saptanan bu yapıya kazı başkanınca "D" yapısı adı verilmiştir.Znajdujemy jedynego sąsiada tego wierzchołka, nazwijmy go w.
Enzimlerin etkinliği onların üç boyutlu yapısı tarafından belirlenir.Enzymers funktion bestäms av deras 3-dimensionella struktur.
Geleneksel Miskito toplumu iyi tanımlanmış politik yapısı ile yüksek derecede yapısaldır.Det traditionella miskitosamhället var starkt strukturerat, med en väldefinierad politisk struktur.
Japonya coğrafî yapısı bakımından 6.852 adadan oluşan bir takımadadır.Japan är en ögrupp bestående av 6 852 öar.
Hükümetin düzen sağlamaya çalışması da Lübnan Ordusu'nun yapısı gereği engellendi.Regeringens förmåga att upprätthålla ordning försvagades också av den libanesiska arméns natur.
İkinci Dünya Savaşı dünyanın politik düzenini ve sosyal yapısını derinden etkiledi.Andra världskriget förändrade den politiska inriktningen och sociala strukturen i världen.
Grafen, grafit yapısının tek katmanıdır.En graf är det grundläggande begreppet inom grafteorin.
Şimdilik yalnızca x64 yapısını destekler.Dock emulerar den endast x86-arkitekturen.
Çok güçlü bir beden yapısına sahiptirler.De har en kraftig kroppsform.
Japonlar ayrıca sahilin yapısının sağladığı avantajları da kullandılar.De japanska styrkorna utnyttjade också strändernas terräng.
Ayrıca küçük köprüleri geçmek için çok büyük yapısı vardı.Det fanns också en liten brygga för sniporna.
Kilise yapısı 1389 yılında başladı.Kyrkan färdigställdes omkring 1380.
Moğolistan gibi ağaçların az bulunduğu yerlerde her iki tür de insan yapısı yerlerde yuvalanır.Där det finns ont om träd, som i Mongoliet, kan båda arterna använda byggnader som boplatser.
Koyun butun alt yapısı tamamdır.Terrängen runt Ovćica är bergig.
2009'daki ilk federal toplantıda icra kurulunun yapısı belirlendi.Nästföljande år inrättas den första förbundsstyrelsen.
16 hücreli medrese yapısı caminin batısındadır.16 loger finns högst upp vid den västra läktaren.
Bu ve diğer projeler devlet bütçesinin yapısını daha kötü hale gelmesine yol açtı.Antika historiker hävdar att dessa och andra projekt tärde hårt på statens budget.
Kırmızı-siyah ağaç bilgisayar biliminde bir çeşit kendini-dengeleyen ikili arama ağacı veri yapısıdır.Röd-svart träd, datastruktur i form av ett så gott som balanserat binärt sökträd.
Resifin yapısı mercan polip'i olarak bilinen milyarlarca küçük organizma tarafından oluşturulmuştur.Revet består av, och är uppbyggt av, miljarder små organismer, så kallade korallpolyper.
Fakat basit yapısı sebebiyle özelleştirilerek kullanılabilir.Den kan dock konstrueras med användning av Neusis konstruktion.
Bu özelliği ile dünyanın en yüksek ikinci binası ve en yüksek üçüncü yapısı konumundadır.Med sina 88 våningar är det världens näst eller tredje högsta byggnad, beroende på hur man räknar.
Kısaca maddenin iç yapısında meydana gelen değişmeler kimyasal değişmelerdir.Allting som händer i kroppen handlar i grunden om kemiska omvandlingar av olika slag.
Memelilerin akciğerlerinde bulunan çok kapsamlı dallı havayolu yapısı sürüngenlerde bulunmaz.Sverige har inte de extremt instabila luftblandningar som bygger upp dem.
Kuvvetli yapısı ve çalışkan olması nedeniyle ırkçı davranışlara direnerek okulunu başarıyla bitirdi.Genom energiskt arbete och pengainsamling lyckades han återupprätta skolans status.
Güney Kore'nin hükümet yapısı Güney Kore Anayasası tarafından belirlenir.Delstatsregeringen ställer sig bakom Infrastructure New South Wales rekommendation.
Genel olarak her halkın kendine özgü bir kültür yapısı vardır.I den meningen är varje nationell kultur unik.
"Metamfetamin" terimi bu yeni karışımın kimyasal yapısından türedi:methyl alpha-methylphenethylamine.Namnet härrör från dess kemiska beteckning: alpha-metylfenetylamin.
Makedonya Cumhuriyeti çok kültürlü ve çok dinli bir toplum yapısına sahiptir.Libanon har en mångfaldig och levande kultur.
Bunların yapısı henüz belirlenememiştir.Produktion har inte planerats ännu.
Engebeli bir arazi yapısı bulunmaktadır.Vi har med andra ord fått en virtuell jord.
Köyün adı yörenin tarihi yapısından gelmektedir.Namnet speglar stadens industriella historia.
Bir kristalin yarı metal olup olmadığına bant yapısı incelenerek karar verilir.Det sägs att man kan mäta en Quarterhäst för att se om den är balanserad.
Bu ormanlar dinamik yapısına uygun bir işletmecilikle devam ettirilebilir.Gårdsfasad må behandlas på ett arkitektonisk tillfredsställande sätt.
En fazla 3. ve 4. parmakların yapışıklığı görülür.Stora klor vid tredje och fjärde fingret används för att gräva.
Kosova vilayeti : İpek Sancağı'nın idari ve sosyal yapısı (XIX. yüzyıl).Industriarbete i förindustriell arbetsmiljö: Sala gruva och silververk under 1800-talet = : .
Q-System vites kolunun yapısı manuel şanzımanları andırır.P-genen ger gerbilen dess ögonfärg.
Damaksız emzikler damağa baskı yaparak damak yapısını bozdukları için dişlerin yamuk çıkmasına neden olurlar.Tandpressning innebär att man pressar tänderna genom att bita ihop käkarna.
Kanopinin aerodinamik yapısı da çok önemlidir.Det kvaternioniska projektiva planet är också av oberoende intresse.
Dosyanın XML tabanlı yapısı, OFX belgelerinin kolaylıkla oluşturulabilmesini sağlamaktadır.XML-dokument tillåter exakt lagring av notskriften.
Bu şartlarda, maddenin yapısı Pauli dışlama prensibiyle desteklenir.Elektroner är fermioner vilka följer Paulis uteslutningsprincip.
İlan edilen fermanla imparatorluğun temel yapısını genişletti.Det kejserliga enväldet framträdde mera öppent under honom.