yapısı ile cümle

yapısı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Genellikle monohidrat form halinde bulunur ve rombik bir kristal yapısına sahiptir.Ele normalmente é disponível como monohidrato, o qual tem uma estrutura cristalina rômbica.
Enzimlerin etkinliği onların üç boyutlu yapısı tarafından belirlenir.A atividade das enzimas são determinadas pela sua estrutura quaternária.
Aşağıdaki tablo sistemin mevcut yapısını gösterir.A tabela seguinte mostra a estrutura do atual sistema.
Enzimin yapısının bilinmesi kinetik verilerin yorumlanmasında faydalıdır.O conhecimento adquirido acerca da estrutura das enzimas é útil na interpretação dos dados cinéticos.
Kule, 2011 yılında tamamlanmış olup 211 metre yüksekliği ile Türkmenistan'ın en yüksek yapısıdır.Torre Turcomenistão: Foi concluída em 2011 e, com seus 211 metros de altura, é a estrutura mais alta no país.
Çubuklu balinaların ise fonik dudak yapısı yoktur.As baleias de barbatana não possuem lábios fônicos.
Gerçekliğin yapısındaki boşluk.A Ontologia da Realidade.
Bazı türlerde yumurtalar kayaların altına yapışır.Em alguns locais há serpentes escondidas debaixo das rochas.
Güncel - Service worker yapısı sayesinde her zaman güncellenir.Atual - Sempre atualizado graças ao processo de atualização do service worker.
Siyasi hürriyet ve insan hakları açık toplum yapısının temel taşlarıdır.Liberdade política e direitos humanos são os princípios fundamentais que regem a sociedade aberta.
Bu teknolojide destek yapısı kullanılmaz.Não existem tecnologias viáveis para reciclar esse material.
Bu nedenle çok yönlü bir yapısı var."Precisa funcionar em uma grande escala."
İmparatorluk gücünün törensel merkezindedir ve Çin'in ayakta kalabilmiş en büyük ahşap yapısıdır.É o centro cerimonial do poder imperial, e a maior estrutura em madeira sobrevivente na China.
1990'lardaki Japon durgunluğu keiretsu yapısı üzerinde derin etkilere sahipti.A recessão japonesa na década de 1990 teve profundos efeitos nos keiretsu.
Ne var ki bu ölçüt, günümüzün değişken ekonomik yapısıyla pek uyumlu değildir.Um tema semelhante é a insatisfação com o próprio mundo moderno.
Yapısı çok basittir.É uma construção muito simples.
Romalıların başarısı imparatorluğun yaygın yapısına ve örgütlenmesine bağlıydı.Contudo, o êxito dos Romanos dependeu de uma organização extensa à estrutura do seu império.
2000 yılında babası Rot-Weiss Essen alt yapısına yazdırdı.Tornou-se técnico em 1967, comandando o Rot-Weiss Essen.
Kısa ve kalın bacak yapısı jaguarın iyi tırmanmasını, sürünerek ilerlemesini ve yüzmesini sağlar.A forma corporal atarracada e robusta torna a onça-pintada capaz de nadar, rastejar e escalar.
Hamile kadının bebeğini besler, yapısındaki potasyum çocukların büyümesini sağlar.Pois teu solo, tão fecundo, Alimenta os filhos teus.
Antikorların yapısıyla ilgili keşifleri Nobel Ödülü'nü kendisine kazandırmıştır.Esta foi a descoberta que garantiu-lhe o prêmio Nobel.
Şato yapısı 1554 yılında Frands Brackenhaus tarafından inşa edildi.A estrutura do castelo foi erguida por Frands Brockenhuus em 1554.
Avrupa Birliği nüfus yapısı hayli nüfuslanmış,kültürel farklılığı olan 27 üye devleti gösterir.A União Europeia é muito povoada, culturalmente diversa pela união de 27 Estados-Membros.
Dolayısıyla bir betik dili yapısına da sahiptir.Além disso, ele fez uma operação de bifurcação da língua.
Özdeş alt birimlerden kapalı bir kabuk oluşturmanın en iyi yolu düzenli bir ikozahedron yapısıdır.Uma boa tentativa de se criar um sistema isolado é encerra-lo em uma garrafa térmica.
Bir süre sonra da ülkenin adını Yugoslavya olarak değiştirdi ve yerel yönetim yapısını yeniden düzenledi.Em outubro, alterou o nome do país para Reino da Iugoslávia e reorganizou as divisões territoriais.
Klasik bilgisayarlar bitlerden oluşan hafıza yapısına sahiptir.Um computador clássico tem uma memória feita de bits.
Sovyetler Birliği ekonomisi, Sovyetler Birliği'nin ekonomik yapısını tanımlar.Mais informações: Economia da União Soviética.
Toplumsal cinsiyet, bir cinsiyet yapısından daha fazlasıdır.Por exemplo, um gênero politípico tem mais de uma espécie.
DNA ve RNA'nın yapısına katılır.Está presente no DNA e no RNA.
Yeni bir organizasyon yapısı oluşturur.É criada uma pessoa jurídica nova.
Eksozomun çekirdeği başka proteinlerin bağlı olduğu altı elemanlı halka yapısını içerir.O núcleo do complexo possui estrutura anular formada por seis membros, ao qual se acoplam outras proteínas.
Genellikle cümle yapısı özne + yüklem + tümleç şeklindedir.A forma mais simples de estruturar uma frase é verbo + complemento + sujeito.
Kendine özgü bir tonu ve kasa yapısı vardır.Jack encontra água fresca e um caixão.
Albümün müzikal yapısı bubblegum pop ağırlıklı olup çoğu yerde disco ve funk ögeleri içerir.O estilo musical do álbum contém pop bubblegum misturado com influencias de funk e disco.
Gövde yapısı gemi tipine göre değişmektedir.A patente do imediato varia conforme o tipo de navio.
Köprünün özgün yapısı çöktükten sonra yeni bir köprü 1945 yılında inşa edilmiştir.Devido ao desaparecimento dos destroços, foi construído um novo em 1935.
Minenin yapısındaki en önemli proteinler "Enomelin ve Amelogenin" dir.As proteínas que integram a estrutura do tecido são: enamelina e amelogenina.
Halkın etnik yapısı Yörük olup Karakeçili Boyu'ndandır.A religião do homem hierarquizada é organizada e multinacional.
Şubat 2007'de, Burç Halife dünyanın en çok katlı yapısı olan Sears Kulesi'ni geçmişti.Fevereiro de 2007 Burj Khalifa ultrapassa a Willis Tower e é o edifício com mais andares.
Dâhili sürücü Seviye 2 PostScript yapısını ve Seviye 3'ün büyük bölümünü destekler.O driver interno também suporta a criação de PS de nível 2 e uma grande parte do subset de nível 3.
Her müzik aletinin farklı bir harmonik yapısına sahiptir.Cada musica tem um mood diferente.
Kolkhis aile yapısında kadın önemli bir yere sahipti.Na classe samurai, a mulher ocupava uma posição importante na família.
Törenlerin bu yapısı 1933 yılına kadar devam etti.Entretanto, a associação continuou organizando concertos até 1933.
Bu özellikleri esasen termoplastiklerin molekül yapısından ileri gelmektedir.Isto alterou-se por completo quando apareceram os métodos de clonagem molecular.
Çin Weiqi Derneği bugünkü bilinen yapısını 1973 yılında almıştır.O Comitê Olímpico Chinês, em sua forma atual, foi reconhecido em 1979.
Bir jeolog o alanı incelemiş ve mağara yapısına benzer hiçbir şeye rastlamamıştır.Um geologista examinou a área e não encontrou qualquer sistema subterrâneo.
Ortasında havuz olan umumi tuvalet yapısı, aynı zamanda toplanma yeri olarak da kullanılmıştır.Os banhos públicos tornaram-se também incorporada no sistema social como pontos de encontro.
Kayalar ve çökeltiler, değişik sebeplerle buzulların yapısına eklenir.As rochas e os sedimentos são incorporados às geleiras por vários processos.
Köy toplamda on bir mahalleden oluşup dagınık ve engebeli bir arazi yapısına sahiptir.É constituída por doze aldeias que faz a unidade espacial e funcional.
Dubai Marina inşaatında Kanada, Vancouver'de bulunan False Creek'in yapısından esinlenilmiştir.Dubai Marina foi inspirado no projeto "Concord Pacific Place" em False Creek, Vancouver, no Canadá.
Köy, genel olarak engebeli bir arazi yapısına sahiptir.O Campus, no seu conjunto, tem uma dimensão majestosa.
Genel yapısı yandaki resimde gösterildiği gibidir.Veja o esquema representativo na imagem ao lado.
Bu da, söz konusu bağlacın yapısıyla ilgilidir.Tudo relacionado com a estrutura das obrigações.
Çubukların konumu ve yapısı beslenme tarzı ile yakından ilişkilidir.A nutrição dos poliquetas está diretamente relacionada ao seu hábito de vida.
Kilisenin yapısı Çarıklı Kiliseye çok benzer.É tão ruim quanto a igreja.
Kazılar sırasında, Denizli Müzesi uzmanları, uzun yazıtlı bomoslu bir mezar yapısı bulmuşlardır.Nela os trabalhos arqueológicas descobriram sepulcros com câmara mortuária e estrutura social articulada.
Belirgin özelliği glandüler yapısıdır.Seu principal negócio é a fabricação de vidros especiais.
Balkanlar coğrafyası, Balkan bölgesinin çeşitlilik oluşturan coğrafi yapısıdır.A bipolaridade seria típica de regiões em que existem conflitos capazes de polarizar o sistema de estados.
XML dokumanları ağaç veri yapısında olurlar.Documentos QML descrevem uma árvore de elementos.

İlgili Sayfalar