yapılma ile cümle

yapılma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Roma bir günde yapılmadı.Rome wasn't built in a day.
Günümüzde birçok ayakkabı plastikten yapılmaktadır.Many shoes nowadays are made of plastics.
Ne yapılması konusunda benim görüşüm onunkinden farklıydı.My view was different from his as to what should be done.
Ne yapılması gerektiği açık.It is clear what must be done.
Bir şey yapılmalı.Something must be done!
Herhangi bir açıklama yapılmadan kovulduk.We were ordered away without any explanation.
Eğer varsa yapılmamış olarak bıraktıklarını yap.Do what you have left undone, if anything.
Gerekli arama fikrinden hoşlanmadım, fakat o yapılmalıydı.I disliked the idea of the necessary call, but it had to be done.
Kendine yapılmasını istemediğini başkalarına yapma.Do to others as you would be done by.
Daha dikkatli yapılmalıdır.It must be done more carefully.
İş Tom tarafından yapılmalı.The work must be done by Tom.
Onun hakkında ne yapılması gerektiğini düşünüyorsun?What do you think should be done about it?
Start derhal yapılmalı.A start should be made at once.
Bu tam yapılmasını istediğim tarz.This is just the way I like it done.
Bu sorunla başa çıkmak için derhal bir şey yapılmalı.Something must be done immediately to deal with this problem.
Bu güzel elbise ipekten yapılmaktadır.This beautiful dress is made of silk.
Bu fotoğrafın en kısa sürede banyo yapılmasını istiyorum.I want this photograph developed as soon as possible.
Onun için bana ödeme yapılması şartıyla o işi yapacağım.I will do that work on condition that I get paid for it.
Senin yaşında bunun yapılmayacağını bilmelisin.At your age you should know better.
Sana yapılmasını istemediğini bir başkasına yapma.Do to others as you would have them do to you.
Genel kurulun ekim ayında yapılması önerisi vardı.There was a suggestion that the general meeting should take place in October.
Sana yapılması söylenildiği gibi yap.Do as you were told to do.
Sana yapılmasını istemediğin şeyi başkalarına yapma.Do unto others as you would have them do unto you.
İşin çok iyi yapılmayacağını ben de biliyordum.I also know the job won't be very well done.
Halâ yapılmamış bir sürü işim var.I have a lot of work still outstanding.
Ev ödevim yapılmak için duruyor.My homework remains to be done.
İşin çabuk yapılmasını istiyorum.I want the work done quickly.
Ben bu telefondan özel arama yapılmasına karşıyım.I object to his making private calls on this phone.
Kanamayı durdurmak için bir şey yapılmalıSomething has to be done to stop the bleeding.
Tüm düzenlemeler bizim kalkmadan önce yapılmalıdır.All the arrangements should be made prior to our departure.
Gece yarısı arama yapılmayacağını bilecek kadar akıllı olmalısın.You should know better than to call at midnight.
Bunun öğle yemeği için yapılması gerekecek.This will have to do for lunch.
Kore, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu tarafından bir inceleme yapılmasına izin verdi.Korea allowed an inspection by the IAEA.
O iyi bir çocuk - kavramada çok hızlı ve yapılması gerekeni yapar.He's a good kid - very quick on the uptake and he does whatever needs to be done.
Onun nasıl yapılması gerektiğini kararlaştıramadılar.They could not agree how it should be done.
Ev ödevi yarına kadar yapılmalıdır.Homework must be done by tomorrow.
Ben istisnaların yapılmamasını ısrar ederim.I insist that exceptions not be made.
Çalışan bir adama yaşına göre değil maharetine göre ödeme yapılmalı.A working man should be paid in proportion to his skill, not his age.
Acele etmek hataların yapılmasına yol açar.Hurrying leads to mistakes being made.
Yangın alarmının bakımı hiç yapılmadı.The smoke alarm has never been maintained.
Almanca dersleri haftada iki kez yapılmaktadır- Pazartesi ve Çarşamba günleri.German classes are held twice a week - on Mondays and Wednesdays.
O daha önce hiç yapılmamış bir şeyi yapmak için yola çıktı.He set out to do something that had never been done before.
Bu kutular plastikten yapılmaktadır.These boxes are made out of plastic.
İşsizlik hakkında bir şey yapılması gerektiğine dair genel bir kanı vardır.There's a general sense that something should be done about unemployment.
Çiçeklerden hiçbiri plastikten yapılmamış.None of the flowers are made of plastic.
Yapılması gereken bütün şey beklemektir.All that is to be done is to wait.
Bana ödeme yapılmasını reddettim.I refused to be paid.
Washington'a taşınmak için hazırlıklar yapılması gerekiyordu.Preparations had to be made for the move to Washington.
Değişiklikler yapılmadı.The changes were not made.
Saldırı yeterli planlama yapılmadan başladı.The attack began without enough planning.
Şu an tiyatrodaki askerler ihtiyaç fazlası yapılmayacaklar.Soldiers currently in theatre will not be made redundant.
Program bu işin hafta sonuna kadar yapılması gerektiğini belirtir.The schedule dictates that this work be done by the weekend.
Tabancaların yasadışı yapılması gerektiğini düşünüyor musunuz?Do you think that handguns should be made illegal?
Gitmeden önce yapılması gereken bir sürü şey vardı.There were many things that needed to be done before we could leave.
Tom'a yaptığı iş için iyi ödeme yapılmaktadır.Tom is well paid for the work he does.
Tom yapılması söylenileni yaptı.Tom did what he had been told to do.
Tom'un gerçekten yapılması gerekeni yapma cesareti olduğundan şüpheliyim.I doubt that Tom has the courage to do what really needs to be done.
Bunun niçin yapılması gerektiğini anlamıyorum.I don't understand why this has to be done.
Bir sürü iş yapıldı, daha fazla yapılması gerekiyor.A lot of work has been done, more needs to be done.
U dönüşü yapılmaz!No U-turn!

İlgili Sayfalar