yapıları ile cümle

yapıları kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
12
ORT. KELİME
Ancak kimyasal kuram, moleküllerin üç boyutlu yapıları için de tatminkâr bir açıklama yapmıyordu.Но у теоретической химии не было приемлемого объяснения трёхмерной структуры молекул.
Ancak kimyasal kuram, moleküllerin üç boyutlu yapıları için de tatminkâr bir açıklama yapmıyordu.אך תורת הכימיה לא סיפקה הסבר מספק למבנים התלת-ממדיים של המולקולות.
Ancak kimyasal kuram, moleküllerin üç boyutlu yapıları için de tatminkâr bir açıklama yapmıyordu.ولكن الكيمياء النظرية لم تقدم تفسيراً مرضيا للتركيبات ثلاثية الأبعاد للجزيئات
Anormaller, yapıları bozuk, ve bu nedenle onları hedef alan tedavilere karşı son derece savunmasızlar.Abnormálisak; gyengén épültek, és ezért könnyen sebezhetőek az őket célzó kezelések számára.
Anormaller, yapıları bozuk, ve bu nedenle onları hedef alan tedavilere karşı son derece savunmasızlar.비정상 적인 것들이 있습니다; 그것들은 매우 형편없이 구성되어 있습니다; 그렇기 때문에, 그것들은 그들을 목표로 하는 치료에
Anormaller, yapıları bozuk, ve bu nedenle onları hedef alan tedavilere karşı son derece savunmasızlar.Są nieprawidłowe; są bardzo słabo wykonane; i dlatego, są bardzo wrażliwe na leczenie na nie nakierowane.
Anormaller, yapıları bozuk, ve bu nedenle onları hedef alan tedavilere karşı son derece savunmasızlar.Son anormales; están muy mal construidos; y, por eso, son muy vulnerables a los tratamientos que los atacan.
Anormaller, yapıları bozuk, ve bu nedenle onları hedef alan tedavilere karşı son derece savunmasızlar.So nepravilne, slabo oblikovane, in ravno zato zelo dovzetne za ciljno zdravljenje.
Anormaller, yapıları bozuk, ve bu nedenle onları hedef alan tedavilere karşı son derece savunmasızlar.Ze zijn abnormaal; ze zijn slecht opgebouwd; en daardoor hoogst kwetsbaar voor op hen gerichte behandelingen.
Anormaller, yapıları bozuk, ve bu nedenle onları hedef alan tedavilere karşı son derece savunmasızlar.Είναι ανώμαλα· έχουν ελλιπή δομή· γι' αυτόν το λόγο είναι πολύ ευαίσθητα σε θεραπείες που τα στοχεύουν.
Anormaller, yapıları bozuk, ve bu nedenle onları hedef alan tedavilere karşı son derece savunmasızlar.הם לא נורמליים; הם בנויים בצורה רעועה; ומאחר שכך, הם פגיעים מאוד
Anormaller, yapıları bozuk, ve bu nedenle onları hedef alan tedavilere karşı son derece savunmasızlar.إنها غير طبيعية؛ تكوينها ضعيف جدا؛ و لهذا السبب تكون حساسة جدا
Anormaller, yapıları bozuk, ve bu nedenle onları hedef alan tedavilere karşı son derece savunmasızlar.つくりが脆いため 狙いを定めて治療をすると 効果があります
Aralarındaki kütle çekimini azaltıyor ve yapıların oluşmasını engeller bir sonuç üretiyor.Csökkenti a gravitációs vonzást közöttük, és így gátolja az alakzat növekedését.
Aralarındaki kütle çekimini azaltıyor ve yapıların oluşmasını engeller bir sonuç üretiyor.Doet het -- de gravitationele aantrekking tussen ze -- afnemen, en zo hindert het de groei van structuur.
Aralarındaki kütle çekimini azaltıyor ve yapıların oluşmasını engeller bir sonuç üretiyor.Faz com que a atração gravitacional entre elas diminua, e impede o crescimento de estruturas.
Aralarındaki kütle çekimini azaltıyor ve yapıların oluşmasını engeller bir sonuç üretiyor.Hace que decrezca -la atracción gravitatoria entre ellas- y por tanto impide la formación de estructuras.
Aralarındaki kütle çekimini azaltıyor ve yapıların oluşmasını engeller bir sonuç üretiyor.서로간의 중력에 의한 끌어당김 효과를 감소시키고 그리하여 구조적인 성장을 방해하죠.
Aralarındaki kütle çekimini azaltıyor ve yapıların oluşmasını engeller bir sonuç üretiyor.Obniża oddziaływania grawitacyjne, czyli przeciwdziała powstaniu struktury.
Aralarındaki kütle çekimini azaltıyor ve yapıların oluşmasını engeller bir sonuç üretiyor.O face -- atracţia gravitaţională dintre ele -- scade, şi astfel frânează creşterea structurilor.
Aralarındaki kütle çekimini azaltıyor ve yapıların oluşmasını engeller bir sonuç üretiyor.Κάνοντας τη - τη βαρυτική έλξη μεταξύ τους - να μειώνεται, και έτσι παρεμποδίζει την ανάπτυξη της δομής.
Aralarındaki kütle çekimini azaltıyor ve yapıların oluşmasını engeller bir sonuç üretiyor.Тя намалява гравитационното привличане помежду им и по този начин възпрепятства растежа на структурите.
Aralarındaki kütle çekimini azaltıyor ve yapıların oluşmasını engeller bir sonuç üretiyor.גורמת לזה -- למשיכה הכבידתית ביניהן -- לקטון. ולכן היא מעכבת גדילה של מבנים.
Aralarındaki kütle çekimini azaltıyor ve yapıların oluşmasını engeller bir sonuç üretiyor.وبالتالي تجعل -- قوى التجاذب بينها -- أقل ، ولذلك فهي تقاوم بناء التجمعات.
Aralarındaki kütle çekimini azaltıyor ve yapıların oluşmasını engeller bir sonuç üretiyor.重力を減少させる事で 銀河団の構築を妨げるのです ですから 銀河団を観察し
Arap Dünya'sındaki genç insanlar üç diktatörü devirme ve bölgedeki güç yapılarını sarsma3人の独裁者は倒れ ヨルダンやモロッコの賢い王様を説得し 力を借り
Arap Dünya'sındaki genç insanlar üç diktatörü devirme ve bölgedeki güç yapılarını sarsmaDù người trẻ từ Thế giới Ả Rập đã khá thành công trong việc đánh bại 3 nhà độc tài,
Arap Dünya'sındaki genç insanlar üç diktatörü devirme ve bölgedeki güç yapılarını sarsma비록 아랍 세계의 젊은이들이 세 명의 독재자를 권좌에서 끌어내리고,
Arap Dünya'sındaki genç insanlar üç diktatörü devirme ve bölgedeki güç yapılarını sarsmaאז למרות שהצעירים בעולם הערבי הצליחו לא רע להפיל שלושה רודנים,
Arap Dünya'sındaki genç insanlar üç diktatörü devirme ve bölgedeki güç yapılarını sarsmaو على الرغم من أن الشباب العربي كانوا ناجحين جدا في الإطاحة بثلاث ديكتاتوريات،
Aslında buradan, bu yüzleri daha küçük parça ve yapılarına ayrıştırdık.A partir d'ici, on s'est mis à diviser ces visages en parties plus petites.
Aslında buradan, bu yüzleri daha küçük parça ve yapılarına ayrıştırdık.De aici, am decupat aceste feţe în bucăţi mai mici şi componete ale feţei.
Aslında buradan, bu yüzleri daha küçük parça ve yapılarına ayrıştırdık.De aquí, seccionamos esos gestos en pedazos y componentes más pequeños de su rosotro.
Aslında buradan, bu yüzleri daha küçük parça ve yapılarına ayrıştırdık.그것을 시작으로, 우리는 그 얼굴들을 깎아내어, 더 작은 얼굴의 조각과 컴포넌트를 얻게 됩니다.
Aslında buradan, bu yüzleri daha küçük parça ve yapılarına ayrıştırdık.Partendo da qui, abbiamo sezionato quei visi in parti più piccole, ottenendo le componenti del suo volto.
Aslında buradan, bu yüzleri daha küçük parça ve yapılarına ayrıştırdık.Podzieliliśmy potem te wszystkie twarze na mniejsze części.
Aslında buradan, bu yüzleri daha küçük parça ve yapılarına ayrıştırdık.Từ đó, chúng tôi chia những gương mặt đó thành những mảnh hơn và thành phần nhỏ của gương mặt anh ấy.
Aslında buradan, bu yüzleri daha küçük parça ve yapılarına ayrıştırdık.Und dann haben wir diese Gesichter in kleinere Bestandteile und Komponente zerstückelt.
Aslında buradan, bu yüzleri daha küçük parça ve yapılarına ayrıştırdık.Van daaruit hebben we die gezichten opgedeeld in steeds kleinere stukken.
Aslında buradan, bu yüzleri daha küçük parça ve yapılarına ayrıştırdık.Από εκεί, στην ουσία χωρίσαμε αυτά τα πρόσωπα σε μικρότερα κομμάτια και μέρη του προσώπου του.
Aslında buradan, bu yüzleri daha küçük parça ve yapılarına ayrıştırdık.Звідси ми буквально розділили ці лиця на маленькі шматочки та компоненти його обличчя.
Aslında buradan, bu yüzleri daha küçük parça ve yapılarına ayrıştırdık.Отсюда мы фактически разъединяли эти лица на маленькие кусочки и компоненты его лица.
Aslında buradan, bu yüzleri daha küçük parça ve yapılarına ayrıştırdık.После разделихме тези пози на отделни компоненти на лицето му.
Aslında buradan, bu yüzleri daha küçük parça ve yapılarına ayrıştırdık.משם למעשה חתכנו את הפנים הללו לחלקים קטנים ורכיבים של הפנים שלו.
Aslında buradan, bu yüzleri daha küçük parça ve yapılarına ayrıştırdık.من هناك ، ونحن في الواقع قد نقشنا في تلك الوجوه إلى قطع صغيرة ومكوناتها في داخل وجهه.
Aslında buradan, bu yüzleri daha küçük parça ve yapılarına ayrıştırdık.切り込んでいって 文字通り何千という型ができあがりました
Ayrıca bir ağız sistemi oluşturmalıydık. Brad'in diş yapılarından çalıştık.Pracowaliśmy również nad ustami, opierając się na szczęce Brada.
"Bak, benim 25 yıldır çözemediğim bir problem var, ve kimse çözemez. Fatou adında adamların yapıları var."On ongelma, jota en voinut ratkaista 25 vuotta sitten, ja jota kukaan ei osaa ratkaista.
Ben algoritmalara, veri yapılarına ve süper istekli öğrencilere alışığım.Ik ben gewend aan algoritmen en datastructuren en supergemotiveerde studenten.
Ben algoritmalara, veri yapılarına ve süper istekli öğrencilere alışığım.저는 알고리즘이나 데이터 구조 아니면 아주 열성적인 학생들에는 익숙하지만
Ben algoritmalara, veri yapılarına ve süper istekli öğrencilere alışığım.אני רגיל לאלגוריתמים ומבני נתונים ותלמידים בעלי מוטיבציה גבוהה,
Ben algoritmalara, veri yapılarına ve süper istekli öğrencilere alışığım.فأنا في حياتي العملية اتعامل مع الخوارزميات وهيكلية البيانات ومع طلاب متحمسون للعلم كثيراً
Ben algoritmalara, veri yapılarına ve süper istekli öğrencilere alışığım.データ構造や 非常に意欲的な学生に 囲まれて暮らしていたので 私には
Ben bu küçük cici, bu kazara bir tasarım ürünü haline gelmiş yapıları iç açıcı, ferahlatıcı buluyorum.Aceste mici decorațiuni, aceste tipuri neintenționate de design mi se par a fi reconfortante.
Ben bu küçük cici, bu kazara bir tasarım ürünü haline gelmiş yapıları iç açıcı, ferahlatıcı buluyorum.Deze plaatjes, deze toevallige stukjes design, vind ik verfrissend.
Ben bu küçük cici, bu kazara bir tasarım ürünü haline gelmiş yapıları iç açıcı, ferahlatıcı buluyorum.Dla mnie te małe winietki, małe przypadkowe fragmenty designu, są bardzo pokrzepiające.
Ben bu küçük cici, bu kazara bir tasarım ürünü haline gelmiş yapıları iç açıcı, ferahlatıcı buluyorum.Encuentro que estas pequeñas viñetas, estas piezas de diseño accidentales, son refrescantes.
Ben bu küçük cici, bu kazara bir tasarım ürünü haline gelmiş yapıları iç açıcı, ferahlatıcı buluyorum.Ho trovato che queste piccole vignette, questi piccoli e casuali pezzi di design, fossero rinfrescanti.
Ben bu küçük cici, bu kazara bir tasarım ürünü haline gelmiş yapıları iç açıcı, ferahlatıcı buluyorum.Ich finde diese kleinen Vignetten, dieses kleine, zufällige Design, erfrischend.
Ben bu küçük cici, bu kazara bir tasarım ürünü haline gelmiş yapıları iç açıcı, ferahlatıcı buluyorum.Je trouve ces petites vignettes, ces petits designs accidentels, rafraîchissants.

İlgili Sayfalar