yapış ile cümle
yapış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Bir kitle sürücü ile bir Ay üssü (ufka doğru giden uzun yapısı).Rondane og Femundsmarka : med tilgrensende fjellstrøk.
Yapısal olarak, üç uygulama birer uygulamadır ancak her biri kendi kullanıcı arabirimine sahiptir.Styret består av tre personer som hver har en selvutnevnt vararepresentant.
1953 - Francis Crick ve James D. Watson, DNA molekülünün yapısını keşfettiler.1953 – Francis Crick og James D. Watson kartlegger strukturen i DNA-molekylet.
Köklü yapısal reformlardan yanadır.Gjennom revolusjon eller stadige reformer?
Kilise 1874'ten 1876'ya kadar Dünya'nın en yüksek yapısı unvanına sahip olmuştur.Kirken var mellom 1647 og 1874 verdens høyeste byggverk.
Bazı eleştirmenler de filmin karmaşık yapısından memnun oldu.De norske kritikerne var også fornøyd med filmen.
Devlet dininin yapısı konusunda güçlü fikirleri vardı.Han hadde sterke meninger om hva som var riktig form for statsreligion.
Kola ve dekstrin esaslı yapıştırıcılar b.D- og E-dekket rommet lugarer.
Bölüm, "Önce ve Şimdi" yapısına sahiptir.Om kvalitetsbegrepet før og nå».
16bitlik bayraklar bölümü adres tipini ve NAT yapısını belirtmektedir.16 Kb adresseområde for bilde- og fargeminne.
Buna "yapışma" adı verilir.Ellers kalles det husbrann.
Bu ve diğer projeler devlet bütçesinin yapısını daha kötü hale gelmesine yol açtı.Kostnadene for dette og andre prosjekter førte til stor gjeld til europeiske banker.
İo, 400 aktif yanardağı ve jeolojik yapısı ile Güneş Sistemin en aktif nesnesidir.Med over 400 aktive vulkaner er Io det mest geologisk aktive objektet i solsystemet.
İmparatorluk gücünün törensel merkezindedir ve Çin'in ayakta kalabilmiş en büyük ahşap yapısıdır.Den var det seremonielle sentrum for keisermakten, og den største bevarte trebygning fra keisertidens Kina.
Çok nadir durumlarda, ikizler yapışık ikiz olabilir.I svært sjeldne tilfeller kan ciguatera være dødelig.
Yapraklarında Betula pendula gibi reçine bezeleri bulunmadığından, bunların yaprakları yapışkan değildir.De er raske løpere, dog ikke så raske som mytene (se nedenfor) vil ha det til.
Yapışkan özelliği vardır.Finnes ujevne oddetall?
Francis Crick ile James Watson, DNA molekülünün yapısını keşfetti.21. februar — Francis Crick og James D. Watson kartlegger strukturen i DNA-molekylet.
Evvelce tarıma dayalı olan Girit ekonomik yapısı 1970'lerden itibaren temelden değişmeye başlamıştır.I USA har minilager-bransjen vokst jevnt og trutt siden begynnelsen av 1970-tallet.
Yere yakın, dikensi bir yapısı vardır.Ved nedre platå finnes en grotte med rennende vann.
Bu gelişmeler toplulukların yapısında çok önemli değişikliklere yol açmıştır.Resultatet var store endringer i kommunestrukturen.
Kaodaiizm'in organizasyon yapısı, birçok devletin yapısına benzemektedir.Dermed fremstår Puducherry på mange måter som en egen stat.
Ürktüğünde gövdesini yere yapıştırır ve başını gövde halkalarının altına sokmaya çalışır.Hver hann prøver å vippe motstanderen over på ryggen ved å presse hornet under ham.
Şehir belediyeleri “kentsel” (şehir yapısında) ve “diğer” (şehir çevresinde) şeklinde ayrılırlar.Provinsene er igjen inndelt i byer «Si» (byer) og «Gun» (fylker).
İlkel medeniyetlerin sosyal yapısına ilişkin temel kavramları tarif eden bir çerçeve çizdi.Dette er et rammeverk som anvender grunnbegreper som søkes relatert til primitive samfunns sosiale struktur.
Kentin en önemli kutsal yapısı Athena Tapınağı idi.Byens viktigste tempel er det daoistiske Daimiao-tempelanlegget.
Doğru orantılı, sıkı ve güçlü yapısı, büyük güç, çeviklik ve dayanıklılığa yol açmaktadır.Dens velbalanserte, tette og kraftige skikkelse vitner om stor kraft, smidighet og utholdenhet.
Bu bileşim kademeli olarak bir dizi müzikal notasyon içerisinde yapısal bir hale gelmiştir.En av grunnene til dette er at musikken også består av en betydelig del komposisjon.
Esnek ve yapışkandırlar.Med Bry og Hånes.
"Köroğlu Operasının Dramatik Yapısı".«Husfrue på Drammensveien.
Kedi donmuş, hatta olduğu yere yapışmıştır.Gellenvraket hadde derimot kjøl og ikke flat bunn.
Running Man üyeleri kendisinin kaslı vücut yapısından ve güçlü olmasından dolayı çekinmektedirler.Hans byborgerkomdier er bemerkelsesverdige på grunn av deres kroppslighet og energi.
1929’da krallığın idari yapısı 9 banlık üzerine düzenlenmiştir.Først i 1929 ble det bygget bro over sundet.
Loftus-Cheek sekiz yaşında Chelsea'nin alt yapısına katıldı.Loftus-Cheek bergabung bersama Chelsea pada usia delapan tahun.
Yalnızca, besleme URL'sini kopyalayıp uygulamanın arama kutusuna yapıştırarak eklenebilirler.Mereka hanya dapat ditambahkan dengan menyalin URL umpan dan menempelkannya di kotak pencarian aplikasi.
O zamandan bu yana bilimadamları giderek daha isabetli hale gelen ölçümler yapışlardır.Sejak itu, para ilmuwan telah memberikan pengukuran yang semakin akurat.
Örneğin, "Bohemian Rhapsody" nin çevrimsiz bir yapısı vardır ve yaklaşık 60 akor içerir.Misalnya, "Bohemian Rhapsody" adalah asiklik dalam struktur dan terdiri dari puluhan akord.
Aşağıdaki tablo sistemin mevcut yapısını gösterir.Tabel di bawah ini menunjukkan struktur sistem sekarang.
Neptün'ün iç yapısı Uranüs'e benzemektedir.Struktur internal Neptunus mirip dengan Uranus.
Bina ülkenin en yüksek binası ve Avala Kulesi'nden sonraki en yüksek yapısıdır.Menara ini adalah gedung tertinggi di Serbia dan struktur tertinggi kedua setelah Menara Avala.
M101'in kütle çekim etkisi, muhtemelen uydu galaksi olan NGC 5474'ün yapısını bozmuş olabilir.M101 juga mungkin terdistorsi oleh galaksi pendampingnya NGC 5474.
Ayrıca Robinson, penisilin ve morfinin moleküler yapısını keşfetmiştir. ^ Nobel Kimya Ödülü 1947.Ia juga dikenal akan penemuan struktur molekul morfin dan penisilin. ^ R. Robinson (1917).
Motor ve pervane yapısındaki güçlendirmeler Boeing'in sonraki modeli 247'ye öncülük yapmıştır.Pada saat pengendali arah baling-baling dikembangkan, Boeing sedang membangun pesawat Model 247.
İmmünoloji, bağışıklık sisteminin yapısını ve fonksiyonlarını açıklayan bilim dalıdır.Imunologi adalah ilmu yang mempelajari struktur dan fungsi sistem imun.
Yüzeysel olarak benzersiz olsalar da Hoysala tapınakları yapısal olarak birbirine benzer.Walaupun unik, struktur kuil Hoysala menyerupai kuil lainnya.
Ağa bağlı halde bir yere varınca, o ucu vardığı yere yapıştırır.Ketika Kursy meliputi langit, maka dia berada di atasnya.
Yeni programın ayrıca bir dizi ekonomik, yapısal reform ve yönetişim hedefleri vardı.Program baru ini juga memiliki jangkauan ekonomi, reformasi struktural dan tata kelola target.
Corega diş protezi yapışkanı ve bakımı markasıdır.Oral-B merek sikat gigi dan produk perawatan gigi.
Keplerin ana bilimsel amacı gezegen sistemlerinin yapısı ve çeşitliliklerini incelemek olacak.Tujuan ilmiah Misi Kepler adalah untuk mengeksplorasi struktur dan keragaman sistem keplanetan.
Riski azaltmak için işletmeler, iş yapısının özüne blok zinciri yerleştirmek konusunda isteksizdir.Untuk memitigasi risiko, pelaku bisnis enggan menempatkan blockchain pada struktur inti bisnis mereka.
Demirin kristal kafes yapısının 165 milyar kez büyütülmesinden esinlenmiştir.Monumen ini berbentuk kristal besi yang diperbesar 165 miliar kali.
Daha sonra Natalia müzikal yapısını güçlendirmek için New York'a yerleşir.Dia kemudian hijrah ke Australia untuk memperdalam kemampuan musiknya.
1930 yılında Linus Pauling ile Çizgi Spektrumlarının Yapısı başlıklı makaleyi yazdı.Pada tahun 1930 ia ikut menulis sebuah naskah bersama Linus Pauling berjudul The Structure of Line Spectra.
Tedavide amaç sadece yapışıklığın açılması değildir.TORCH tidak hanya berkaitan dengan masalah kehamilan saja.
Tarzın kızgın, agresif bir yapısı vardır.Sistem ini menimbulkan kemarahan dan serangan kolektif.
Protein yapısının dört düzeyi vardır.Struktur dari protein bisa dijelaskan melalui empat tingkatan.
Mbappé daha sonra Monaco'nun alt yapısına katıldı.Mbappé akhirnya menetap di Monaco.
Gömlek Herakles'in üstüne yapışır ve dayanılmaz acılar vermeye başlamış.Herakles memakai jubah tersebut dan tiba-tiba merasa sangat kesakitan.
Yapısal işlevselci yaklaşıma göre toplumun çekirdeği bireydir.Pada sisi lain aktivis lembaga masyarakat memandang negatif.
Ayrıca sentetik ve doğal polymerlerin yapısında da önemli bir rol oynar.Juga berperan penting pada struktur polimer, baik sintetik maupun alamiah.