yapış ile cümle
yapış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Şimdi, daha ziyade Avrupa yapısı kemanlar kullanılmaktadır.I mobili sono di fabbricazione europea.
Mahallenin ismi merkezindeki tarihi kümbet yapısından gelmektedir.Il nome soprattutto, mostra la storia travagliata del centro.
Oval bir meyve yapısına sahiptir.Ha il potere di creare una seta di ragno.
Optik bölgede olmayan ilk gözlemler Güneş’in termal yapısı ölçülerek yapıldı.Le primissime misurazioni non ottiche furono fatte riguardo alle proprietà termiche del Sole.
Vücut yapısı güçlüdür.Il corpo è robusto.
Çubuklu balinaların ise fonik dudak yapısı yoktur.Le balene non hanno la struttura delle "labbra foniche".
Bilimsel devrimlerin Yapısı, Thomas Kuhn.Questo anticipa i lavori di Thomas Kuhn.
Akademik bölümler, federasyonun merkezi yapısı içinde yer alırlar, hiçbir kolejle bağlantıları yoktur.Accademia militare: può costruire eserciti in città senza un leader.
Kurbanın dilini yapıştırır.Drena la linfa dalla lingua.
Ancak durum yine de karmaşık yapısını korumaktadır.Ciò però rende tuttora il mantenimento della struttura in qualche misura problematico.
Bazı "kırılabilir" epoksi yapıştırıcılar AP süspansiyonu içerir.Alcuni sottolivelli possono cioè "invadere" i livelli energetici adiacenti.
Kaynatılmış pirinç pişirmek için daha az zaman alır ve daha sıkı ve daha az yapışkan olur.Se invece non mangia a sufficienza, diventerà sempre più lento e fiacco.
Doğal yapısı gereği savunmaya çok elverişli olduğundan, tarihte hep vazgeçilmez olmuştur.Molto difficile da educare, poiché mantiene sempre la sua indipendenza.
O zaman 300.000 yapışkan yumurtalarını su bitkileri üzerine bırakırlar.La femmina depone fino a 450 uova che distribuisce su piante acquatiche.
Bağımsızlığın ilan edilmesinden bu yana Estonya üniter parlamenter cumhuriyet yapısını korumaktadır.Dopo che l'Estonia riconquistò l'indipendenza, fu adottata una Costituzione parlamentare.
Milli park yapısı gereği pek çok aktiviteye ev sahipliği yapar.Non solo, per acquistare la casa Alvin farà diversi lavori.
Yapıştırıcı bitümlü ısısı 140 °C aşağı düşmeyecektir.Deve avere una gradazione alcolica non inferiore a 11 gradi.
Mahallenin arazi yapısı tamamen ovadır.Ne fanno parte tutti i capimandamento della provincia.
Topografik engebeli bir arazi yapısı ile demiryolu ve karayolu ağı ile çevrilidir.Monrovia è collegata con il resto del paese attraverso una rete stradale e ferroviaria.
Landau teorisi sıvı helyumun süperakışkan bileşiğinin mikroskobik yapısı üzerinde ayrıntılı şekilde durmaz.La teoria di Landau non è una teoria microscopica della componente superfluida dell'elio liquido.
Yumurta keselerini örü memelerine yapışık olarak taşırlar.Gira regolarmente le uova con il becco.
Bu kopyala-yapıştır işleminin basit ve temel tanımıdır.Questo tipo di coscienza coinciderebbe con quella semplice ed elementare del bambino.
DNA'ya bağlanan yapısal proteinler, non-spesifik DNA-protein etkileşimlerinin iyi anlaşılmış örneklerindendir.Le proteine strutturali che legano il DNA sono esempi delle interazioni aspecifiche tra DNA e proteine.
Vurmalı çalgılar müzikte ritim yapısı kurulmak için kullanılır.I fuochi d'artificio vengono lanciati a ritmo di musica.
Arazi yapısı itibarıyla dağlık ve çok engebeli bir karaktere sahiptir.A dispetto del nome la montagna si presente invece imponente e con roccia particolarmente solida.
İkincisi İbn Arabi'nin farklı ve daha müstesna yapısıdır.La seconda versione è quella di Ibn Arabī che differisce.
Döneminde hem tiyatro yapısı, hem de topluluğu için aynı adlar birlikte kullanılmıştı.Inoltre, entrambe sono state scritte per la stessa compagnia di teatro e per lo stesso pubblico.
Onların askeri temelli yaşam biçimi yaşadıkları bölgenin idari yapısına da yansımıştır.Chiedono anche il nuovo stadio civico promesso.
Uruguay'ın köklü kulüplerinden Nacional alt yapısında yetişmiştir.Membro dell'Unione nazionale per l'incremento delle razze suine presso il Ministero dell'agricoltura.
Gövde yapısı ve kanopiler tekrar tasarlanmıştır.I fori per le scorie e il canale di colata vengono ricostruiti ogni volta.
O zamandan bu yana bilimadamları giderek daha isabetli hale gelen ölçümler yapışlardır.Da questa data in avanti le nostre conoscenze sono sempre meglio documentate.
Başlangıçta Anaerkil bir toplum yapısına sahiptiler.Inizialmente le comunità cristiane avevano una struttura molto semplice.
Gerçekliğin yapısındaki boşluk.L'invenzione della realtà.
Arazi yapısı ova kesimlerinde düz içeri kesimlerde ise hafif engebelidir.La collocazione cronologica degli avvenimenti all'interno della Terra di Mezzo è certamente più complessa.
Proteinin dizisi o proteine spesifiktir, proteinin yapısı ve fonksiyonunu belirler.Questi gruppi fosforici sono importanti sia per la struttura della proteina, sia per la sua proposta funzione.
Camiinin minaresi esas yapısı üzerine ve köşeye oturtulmuştur.Queste collegano l'edificio con il minareto nell'angolo meridionale.
Yaşlı olmasına rağmen o, çok güçlü bir vücut yapısına sahiptir.Oltre ad essere molto veloce, possiede un buon fisico.
Maddecilik bilginin yapısı ve oluşumu hakkında bir postulattır.("Il fondazionismo è una concezione della struttura della giustificazione o conoscenza.
Bu dönemde kale bazı yapısal değişikliklere de uğramıştır.In questo periodo, il cacciavite subì varie modificazioni di forma.
Fikirleri, İkinci Meşrutiyet dönemi düşünce yapısının şekillenmesinde etkili oldu.Riflessioni sul potenziale esito vennero condivise durante la fase di costruzione.
SIV, insandan insana bulaşabilecek şekilde yapısını değiştirebilmektedir.Scully insiste che è fisicamente impossibile per un umano cambiare forma.
Hükümetin düzen sağlamaya çalışması da Lübnan Ordusu'nun yapısı gereği engellendi.Il governo brasiliano, da parte sua, poco fece per organizzare il contingente dei soldati.
Köy, güzel bir tabiat yapısına sahip olup insanları cana yakındır.Esse hanno un'aria mesta e si tengono la mano in atteggiamento amichevole.
Bu sayede polinatörün gövdesine yapışan polliniumu başka bir çiçeğin stigmasına taşır.È avvenuto così il trasferimento del polline da un fiore all'altro.
O zarfın üzerine bir pul yapıştırdı.Он приклеил марку на конверт.
O pulu mektuba yapıştırdı.Он наклеил марку на письмо.
Beynin yapısı karmaşıktır.Структура мозга сложна.
Zarfın üzerine pul yapıştırmayı unutma.Не забудь наклеить марку на конверт с письмом.
Açlıktan midem sırtıma yapıştı!У меня от голода желудок к спине прилип!
Tom Mary'ye bir sülük gibi yapıştı ve tamamen onun üzerinden geçiniyor.Том присосался к Марии, как пиявка, и живёт за её счёт.
Şu anda Hamburg'un en yüksek ikinci yapısıdır.Второе по высоте здание Гамбурга.
Madde 2-10, Birliğin yüksek otoritelerinin yapısını belirlemiştir.Пункты 2 — 10 определяли структуру высших органов власти СССР.
Pasaporta yapıştırılan fotoğraflar her zaman siyah ve beyaz renktedir.Фотографии, вклеиваемые в паспорт, всегда чёрно-белые.
Kongre, yeni Parti'nin statüsünün, Sovyet toplumunun sınıf yapısındaki değişimleri yansıttığını tasdik etti.Съезд принял новый Устав партии, отражавший изменения в классовой структуре советского общества.
Doğu Asya'da kağıt duvar kağıdı uzun zamandır duvarları yapıştırmak için geleneksel bir malzeme olmuştur.В странах Восточной Азии бумажные обои издавна являются традиционным материалом для оклейки стен.
Bu görüntüleri temel alan Rosalind Franklin 1955 yılında virüsün tam yapısını keşfetti.На основании полученных ею изображений Розалинд Франклин в 1955 году определила полную структуру вируса.
Dönme hızları 200–250 km/sn civarındadır ve yıldız yapısının bozulacağı noktadan çok uzak değildir.Скорость вращения на экваторе достигает 200—250 км/с, и недалека от той, при которой звезду бы разорвало.
İlk β yaprak yapısı William Astbury tarafından 1930'larda önerilmiştir.Впервые структура β-листа была предложена Уильямом Астбери в 1930-х годах.
NRW.INVEST firmasının organizasyon yapısı, uzmanlaşmış ülke ve sektör ekiplerinden oluşmaktadır.Агентство NRW.INVEST специализируется на отдельных странах и отраслях промышленности.
Protein yapısının dört düzeyi vardır.Существуют четыре уровня структуры белков.