yapış ile cümle

yapış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Diğer durumlarda ise bu kabuk yapısını S0 galaksinin dış diski ifade edebilir.In altri casi la struttura potrebbe essere il disco esterno di una galassia S0.
Litvanya, liman alt yapısına ait büyük yatırımlarını kaybetti.La Lituania perse anche i suoi forti investimenti nelle infrastrutture del porto.
'Selektif yapışkanlık' özelliği DNA'dan makina inşa etmenin en önemli avantajıdır.La 'viscosità selettiva' è un importante vantaggio per la costruzione di macchine di DNA.
İmparatorluk gücünün törensel merkezindedir ve Çin'in ayakta kalabilmiş en büyük ahşap yapısıdır.Era il centro cerimoniale del potere imperiale e la più grande struttura in legno sopravvissuta in Cina.
Mikrokernel yapısı sayesinde QNX dağıtık bir yapıya sahiptir.Grazie alla struttura microkernel QNX è anche un sistema operativo distribuito.
Bazı kodlamayan DNA dizileri kromozomlar için yapısal rol oynarlar.Alcune sequenze non codificanti ricoprono un ruolo strutturale per i cromosomi.
Japonya coğrafî yapısı bakımından 6.852 adadan oluşan bir takımadadır.L'arcipelago giapponese è composto da un totale di 6.852 isole.
Şimdilik yalnızca x64 yapısını destekler.Al momento supporta solo l'architettura x86-64.
İşlevselcilik YapısalcılıkGestione del Costruito
Sürüngenlerin akciğerlerinin anatomik yapısı memelilerin akciğerlerinden daha az karmaşıktır.La struttura anatomica dei polmoni dei rettili è meno complessa che nei mammiferi.
Ordunun liderlik yapısı Roma tarihi içinde büyük evrimler geçirmiştir.La dirigenza militare evolse notevolmente nel corso della storia di Roma.
2006 yılı itibarıyla Potein Data Bank'da yaklaşık 40.000 atom çözünürlüklü protein yapısı bulunmaktadır.A partire dal 2014 la Protein Data Bank possiede oltre 90.000 strutture proteiche a livello atomico.
Boyun (cervix): Başa derimsi bir zarla yapışmıştır.Gente De Borgata) Un cuore che batte (feat.
KrF2'nin yapısı lineerdir ve Kr-F mesafesi 188,9 pm'dir.La struttura della sua molecola di è lineare, con le distanze Kr−F di 188,9 pm.
Sabit S-boxes kullanan CAST-128 yapısına benzer.Ha una struttura simile al sistema CAST-128, che usa però S-Box fisse.
DNA'nın iki iplikli yapısı DNA ikileşmesi (DNA duplikasyonu) için basit bir mekanizma sağlar.La struttura a doppia elica del DNA permette un meccanismo estremamente semplice per la replicazione del DNA.
Resifin yapısı mercan polip'i olarak bilinen milyarlarca küçük organizma tarafından oluşturulmuştur.La struttura è composta da miliardi di minuscoli organismi, noti come i polipi del corallo.
KML GML ile aynı yapısal bazı dilbilgisi kurallarını paylaşıyor.KML condivide parte della sua grammatica strutturale con il GML.
"Enstitünün yapısı" (İngilizce)."Basi per lo studio dell'inglese").
Köyün en önemli yapısı 1563 yılında inşaat edilen şatosudur.Uno degli edifici più importanti è il municipio, costruito nel 1505.
Yapısalcı antropolojinin kurucusu Claude Lévi-Strauss üzerinde etkisi büyüktür.Mauss ha influenzato profondamente il fondatore dell'antropologia strutturale Claude Lévi-Strauss.
Öncelikli unvanıysa, Amerikan yapısal dilbilimcisidir ve Sapir-Whorf Hipotezi'nin kurucularından biridir.Fu grande luminare della linguistica strutturale americana e teorizzatore dell'Ipotesi di Sapir-Whorf.
Skurge: Yapıştırma büyüsüdür.Infiorescenza: l'infiorescenza è ramosa.
Singleın ilk baskısı Darker than Black’ten dört karakter yapıştırması ile sürülmüştür.La prima stampa del singolo era venduta con quattro adesivi raffiguranti i protagonisti di Darker than Black.
İo, 400 aktif yanardağı ve jeolojik yapısı ile Güneş Sistemin en aktif nesnesidir.Con oltre 300 vulcani attivi, Io è l'oggetto geologicamente più attivo del sistema solare.
İmmünoloji, bağışıklık sisteminin yapısını ve fonksiyonlarını açıklayan bilim dalıdır.L'immunologia è la disciplina che studia la struttura e la funzione del sistema immunitario.
Müziğin armonik, melodik ve ritmik yapısını uyumlu hale getirir.Può assolvere funzioni melodiche, armoniche e ritmiche.
Antik kentin taş döşeli alt yapısı halen sağlam durumdadır.Qui si trova l'antico pozzo in pietra, ancora funzionante.
Yapısal işlevselci yaklaşıma göre toplumun çekirdeği bireydir.Il punto di vista che l'attore sceglie è un punto di vista sociale.
Şu anda ise karma bir toplum yapısı bulunmaktadır.Attualmente la società è ancora un'impresa familiare.
Arazi yapısında neredeyse hiç düz alan yoktur.Non credo che esista sulla terra un angolo più deprimente.
Aynı zamanda bu yüzeylere kumaş, ahşap ve diğer malzemelerin yapıştırılmasında da kullanılabilir.Trova impiego anche per migliorare l'adesione di tessuti, legno e altri materiali a queste superfici.
2- Yapışık kal.II, passim.
Ayrıca mürekkeplerde, yapıştırıcılarda ve boyalarda da kullanılır.Inoltre è utilizzato negli inchiostri, adesivi e vernici.
Rus Yapısalcı Hareketi’nin önderlerindendir.Questi sono i progetti della leadership russa.
Devletin yönetsel yapısını yeniden düzenledi.L'assemblea ne riorganizzò inoltre la struttura degli organismi dirigenti.
Her sıralama nesnesi bir topolojik uzay yapısına sahiptir.Ogni componente di un dato è rappresentata su una dimensione spaziale dell'ipercubo.
Ancak, tüm inhbitörler substrat yapısına dayalı değildir.Tuttavia, non tutti gli inibitori reversibili mimano le strutture dei substrati.
Çok düzgün bir kemik yapısına sahiptir ve zarif bir görüntüsü vardır.Hanno un equilibrio corporeo perfetto e una vista eccellente.
Bu nüfusun etnik yapısının neredeyse tamamı Arnavut idi.Quasi l'intero PIL di Taiwan fu nazionalizzato.
İsmini yılan derisini benzeyen billur yapısından alır.Il suo nome può essere tradotto come Ossa di serpente.
Bu teknolojide destek yapısı kullanılmaz.Nel trasferimento è stata utilizzata la tecnica originale senza aiuto elettrico.
Kurtulmak için çırpındıkça daha da yapışır.‘E più io piangevo, più lui colpiva.
Nötrofilleri çeker ve migrasyon için endotelyum hücrelerine yapışmalarına yardım eder.Attrae potentemente neutrofili e li aiuta ad agganciarsi alle cellule endoteliali per extravasare.
Bünyesinde bir kilise yapısı ve manastır bulundurmaktadır.Il complesso consta di una chiesa e un convento.
Yapısı heyecan verici...Lo spettacolo è emozionante.
Penismerkezcilik ya da Fallogomerkezcilik, yapısökümcü feminizm akımının ortaya çıkardığı bir kavramdır.L'organizzazione di saloni e fiere è un altro modo per promuovere le idee femministe.
Köyün iklimi, sert bir karasal iklim yapısına sahiptir.I monti formano un'importante barriera climatica.
Parkın simgesel yapılarından olan bina, "kültürel miras yapısı" olarak değerlendirilmektedir.Tutte queste strutture, incluso il mastio stesso, sono considerate "importanti proprietà culturali nazionali".
Yapısı R-7 roketine benzer.La base di partenza fu il missile R-7.
Kilisenin yapısı Çarıklı Kiliseye çok benzer.La storia della chiesa è simile a quella del convento.
Dağınık iskân yapısına rağmen çok sıkı sosyal ilişkiler göze çarpmaktadır.Benché centrata sulla sfera privata, l'opera possiede già un taglio sociale.
Esnek ve yapışkandırlar.I sommersi e i dannati.
1929’da krallığın idari yapısı 9 banlık üzerine düzenlenmiştir.Nel 1929 il Regno di Jugoslavia venne organizzato in 9 regioni amministrative, dette banovine.
NATO'nun resmî yapısında yer almamaktadır.Non è istituzionalmente un organo della NATO.
Pasaporta yapıştırılan fotoğraflar her zaman siyah ve beyaz renktedir.Le divise per la trasferta sono sempre state di colore bianco.
Geniş Aile: Yapıştır, Geniş Aile dizisinin devamının sinema uyarlaması olarak çekilmiş film.Gran Hermano, inserita nella compilation Gran Hermano - Gran Disco Vol.
Ben dizginlere yapışınca göğsümden itti.Tento forse di blandirlo, battendomi il petto?
Meclis kurulunun yapısına nihai onayı vermek zorundadır.L'Assemblea del Parlamento dà l'approvazione definitiva alla composizione del Consiglio.
Bu nedenle arazi yapısı engebelidir.L'impegno di superficie è quindi significativo.

İlgili Sayfalar