yapış ile cümle

yapış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
2009'da Kartalspor alt yapısından A takıma yükselmiştir.2009 wurde Globe zu einer eigenen Marke unter dem Dach von Specialized.
Eğer bıçağın yapısı çok zarar gördüyse kılıç kullanılmaz hâle gelmiştir.Ist dadurch die Form der Klinge stark beschädigt, so ist die Klinge verloren.
Arazi yapısı, özellikle yerleşim yerinde dağlıktır.Gebirgsname wie überwiegend in diesem Stadtteil.
Tomurcuklar yapışkan değildir.Hautfalten sind unerwünscht.
Kentin en önemli kutsal yapısı Athena Tapınağı idi.Ihr bedeutendstes Heiligtum war der Parthenon in Athen.
Bugünkü kurumsal yapısına 1987 yılında kavuşmuştur.Ihre heutige Orgel wurde 1987 eingebaut.
Yapışık gibi görünmüyor.Il ne semble pas adhérer.
Bir şey yapıştırmıyorum.Je ne colle rien.
Kapıya bir şey yapıştırılmış.Quelque chose fait adhérer la porte.
Bu bileşiğin kristal yapısı ancak 2007 yılında belirlenmiştir.La structure cristalline de ce composé n'a été déterminée qu'en 2007 .
Gerçek kritik Mach sayısı kanat yapısına göre değişir.Le nombre de Mach critique réel varie selon le type d'aile.
Bazı kodlamayan DNA dizileri kromozomlar için yapısal rol oynarlar.Certaines séquences d'ADN non codantes jouent un rôle structurel dans les chromosomes.
Kraliyet Operası ise bu dönemin ünlü bir mimarî yapısıdır.L'opéra royal est un bon exemple de l'architecture de cette époque.
Dünyanın en yüksek kagir yapısı ise İtalya'nın Torino kentinde yer alan Mole Antonelliana binasıdır.L'un des plus hauts édifices en maçonnerie d'Europe est aujourd'hui la Mole Antonelliana de Turin, en Italie.
Mehmet Okonşar'ın müziği son derece yapısalcıdır (structuralist) ve analitik yaklaşımı davet eder.La musique de Mehmet Okonşar est très structurée et elle stimule et invite à une approche analytique.
1924'te grafit'in yapısını belirledi.En 1924, il détermine la structure du graphite.
Öbek kuramı (grup kuramı), demin tanımladığımız öbek (grup) yapısıyla ilgilenir.Mangez des (nourritures) licites que Nous vous avons attribuées.
Oligarşiler ayrıca toplumun dörde ayrılan yapısını ortadan kaldırmak için çaba göstermiştir.Le nouveau gouvernement s'est également efforcé de supprimer les quatre divisions de la société.
Soy gazların özellikleri, atom yapısının modern teorileri ile açıklanmaktadır.Les propriétés des gaz nobles s'accordent bien avec les théories modernes décrivant la structure des atomes.
Şiirleri hem ele aldığı konu bakımından hem de kafiye yapısı bakımından çeşitli ve zengindir.Elle possède un sceptre, qui lui est propre et différent de Nikê (celui de Saori).
Bir araştırma annenin genetik yapısıyla oğullarının eşcinselliği arasında bir bağlantı bulmuştur.Une étude suggère un lien de l’hérédité génétique de la mère vers ses fils sur l'homosexualité.
Birbirine iliştirilmiş bileşenler, asıl program yapısını temsil eden bir ağacı biçimlendirir.Les composants ainsi reliés forment un arbre qui représente la structure du programme.
Dart Google tarafından geliştirilmiş yapısal bir web programlama dili.Dart, langage de programmation développé par Google.
Teflon 260 °C üzerindeki sıcaklıklarda bozulmaya başlar; 350 °C civarında tamamen yapısı bozulur.Le Téflon commence à se détériorer à partir de 260 °C mais c’est à partir de 350 °C qu’il se décompose.
GTP, GTP-C ve GTP-U da olduğu gibi aynı mesaj yapısını kullanır, ancak bağımsız bir işlevi vardır.GTP' (GTP prime) utilise la même structure de message que GTP-C et le GTP-U, mais a une fonction indépendante.
İşte duvara yapışan bu çamur onun attığı çamurdur.Les dessins sur le mur, c’était lui.
C Yapısı'nın diğerlerinden farklı bir ek yapısı vardır.Les installations de la ligne C sont différentes.
XML dokumanları ağaç veri yapısında olurlar.Comme dans tout document XML, les objets sont organisés sous forme d’arbre.
Bu yapışkan pirinçten yapılan gerçek mochiden farklıdır.Il diffère du véritable mochi fabriqué à partir de riz gluant.
EMF komuta yapısı, daimi olmayan bir görev kuvveti karakterindedir.La structure de commandement de l’EMF reflète le caractère « non-permanent » de cette force.
Bu esnada yapısal ayrıntının kalitesi ön planda bulunmaktadır.La qualité du détail constructif y est mise en avant.
Şato yapısı 1554 yılında Frands Brackenhaus tarafından inşa edildi.Le château fut fondé par Frands Brockenhuus en 1554.
Markus ve Kitayama, bağımsız benliğin yapısını şekildeki gibi göstermiştir.C’est ce que Markus et Kitayama ont appelé le soi indépendant.
Yapısı R-7 roketine benzer.La motorisation est identique à celle du RV-7.
Neptün'ün iç yapısı Uranüs'e benzemektedir.La composition interne de Neptune serait similaire à celle d'Uranus.
KML GML ile aynı yapısal bazı dilbilgisi kurallarını paylaşıyor.KML partage certaines structures grammaticales avec GML.
Başka bir yapı "kaya tuzu" veya "sodyum klorür" (halit) yapısıdır. (bkz. here.)Une autre structure commune est la structure "sel (ordinaire)" ou structure "chlorure de sodium" (halite).
Transformatör yapısı.Les transformateurs de conversion.
Her müzik aletinin farklı bir harmonik yapısına sahiptir.Chaque muse porte un instrument de musique différent.
Dağlık bir arazi yapısı görülür.Il se met en place une nouvelle économie des montagnes.
İlik dikişler, yapısal olarak zikzak dikiş (civankaşı dikişi) ile benzerdir.Et de longues ailes semblable à celles des chauves-souris lui poussent au dos.
Müzenin, bilgisayarların veriyi okuyabileceği anlamsal bir alt yapısı bulunmalıdır.Le musée ENTER présente des ordinateurs qui peuvent fonctionner.
Binanın yapısı hakkında çok fazla detay yoktur.L'on sait peu de choses ayant trait à la construction de l'immeuble.
Yaklaşık 18-19 tonluk ağırlığıyla yapısal olarak Salyut 3'e benziyordu.Structurellement similaire à Saliout 3, elle avait une masse totale d'approximativement 18–19 tonnes.
Bu nedenle, sinirin geri kalanı mevcut yapısı sağlamdır.Le reste est aujourd'hui de construction moderne.
Bu dönemi, organlarda ve bedende yapısal farklılaşma (organogenez) dönemi izler.Au cours de cette période, les organes se forment (organogenèse).
Tamire, değişime ve gelişime uygun bir yapısı vardır.Produire, moderniser et intervenir semble à présent une priorité.
Her şeye rağmen vagonlardan biri, Holiday Inn hoteli’nin bürosuna dalarak şiddetli yapısal hasara sebep oldu.Ces actes leur ont valu d'être interdits d'hôtels Holiday Inn,.
Kurtulmak için çırpındıkça daha da yapışır.Plus l'on cherche à échapper à ce jour plus il vous hante.
Bu yüzden gen yapısında önemli değişiklikler meydana getirir.Une série de modifications du gène s'avère alors nécessaire.
Kendi ikincil yapısı (sahte düğüm eşleşmesi gibi) olmayan büyük ilmikler de kararsızdır.Les grandes boucles sans structure secondaire propre sont également défavorisées.
Sabit S-boxes kullanan CAST-128 yapısına benzer.Il ressemble à CAST-128 qui a adopté, quant à lui, des S-Boxes au contenu fixé d'avance.
Kimyasal değişimde maddenin aynı zamanda molekül yapısıda değişir.Les transformations chimiques ont lieu au niveau moléculaire.
Aşağıdaki tablo, İslam'ın demografik yapısını 2005 yılı ortalarındaki verilere göre analiz eder.Le tableau ci-dessous donne les détails sur l'évolution démographique jusqu'en 2004.
Genel olarak, ince taneli kum yapısına sahiptir.Il vient de découvrir un excellent sable de fonderie.
1986 yılında şirket, Polikevlar sandviç yapısını tanıttı.En 1986, la société introduit le principe de structure sandwich en Polykevlar.
Vücut yapısı geometrik şemaya uygundur, çok ince belle genç bir kızın nazik görünümü verilmektedir.Ce démon destructeur a l'apparence d'une fort belle jeune femme.
Filmin temel yapısı Norman Bates’in yaşadığı psikozdur.Le nom Norma est également le nom de la mère de Norman Bates, l'assassin dans Psychose.
Dolayısıyla bir betik dili yapısına da sahiptir.Il y a ensuite une dualité linguistique.
Yeni bir organizasyon yapısı oluşturur.Une compagnie nouvelle se forme.

İlgili Sayfalar