Bu birbirlerine kaynaklanmış çatal, kaşık bıçak yığını yerdeki gölgesi ise bir motosikleti yansıtmakta.Das ist wirklich wild.
Bu birbirlerine kaynaklanmış çatal, kaşık bıçak yığını yerdeki gölgesi ise bir motosikleti yansıtmakta.Det här är helt galet.
Bu birbirlerine kaynaklanmış çatal, kaşık bıçak yığını yerdeki gölgesi ise bir motosikleti yansıtmakta.Ini sangat tidak teratur.
Bu birbirlerine kaynaklanmış çatal, kaşık bıçak yığını yerdeki gölgesi ise bir motosikleti yansıtmakta.Isto é muito louco.
Bu birbirlerine kaynaklanmış çatal, kaşık bıçak yığını yerdeki gölgesi ise bir motosikleti yansıtmakta.Naprawdę odjazdowe.Zbiór widelców, noży i łyżek i wszelakich sztućców, zespawanych daje cień motocykla.
Bu birbirlerine kaynaklanmış çatal, kaşık bıçak yığını yerdeki gölgesi ise bir motosikleti yansıtmakta.Tak tohle je skutečně divočina.
Bu birbirlerine kaynaklanmış çatal, kaşık bıçak yığını yerdeki gölgesi ise bir motosikleti yansıtmakta.Tak toto je vážne divoké.
Bu birbirlerine kaynaklanmış çatal, kaşık bıçak yığını yerdeki gölgesi ise bir motosikleti yansıtmakta.Tole je precej divje.
Bu birbirlerine kaynaklanmış çatal, kaşık bıçak yığını yerdeki gölgesi ise bir motosikleti yansıtmakta.Un truc très sauvage.
Bu birbirlerine kaynaklanmış çatal, kaşık bıçak yığını yerdeki gölgesi ise bir motosikleti yansıtmakta.Είναι φοβερό.
Bu birbirlerine kaynaklanmış çatal, kaşık bıçak yığını yerdeki gölgesi ise bir motosikleti yansıtmakta.А вот это действительно восхитительно.
Bu birbirlerine kaynaklanmış çatal, kaşık bıçak yığını yerdeki gölgesi ise bir motosikleti yansıtmakta.Наистина луда работа.
Bu birbirlerine kaynaklanmış çatal, kaşık bıçak yığını yerdeki gölgesi ise bir motosikleti yansıtmakta.זה ממש מטורף. ההרכבה הזאת של מזלגות, סכינים וכפיות ושלל כלים אחרים, מולחמים יחד מטילים צל של אופנוע. אתה לומד
"Budapeşte" isimli küçük bir şiir, onunla, yaratma sürecini yansıtıyorum veya yansıtmaya çalışıyorum.그것은 "Budapest"라는 짧은 시 입니다. 그리고 이 시를 통해 저는 창작 과정의 비밀을 공개하거나,
"Budapeşte" isimli küçük bir şiir, onunla, yaratma sürecini yansıtıyorum veya yansıtmaya çalışıyorum.Es un poema corto titulado "Budapest" en el que revelo, o pretendo revelar, los secretos del proceso creativo.
"Budapeşte" isimli küçük bir şiir, onunla, yaratma sürecini yansıtıyorum veya yansıtmaya çalışıyorum.È una breve poesia intitolata "Budapest", in cui rivelo, o fingo di rivelare, i segreti del processo creativo.
"Budapeşte" isimli küçük bir şiir, onunla, yaratma sürecini yansıtıyorum veya yansıtmaya çalışıyorum.Het is een klein gedicht. Het heet "Boedapest". Daarin onthul ik
"Budapeşte" isimli küçük bir şiir, onunla, yaratma sürecini yansıtıyorum veya yansıtmaya çalışıyorum.Оно называется "Будапешт", в нём я раскрываю или делаю вид, что раскрываю, секреты творческого процесса.
"Budapeşte" isimli küçük bir şiir, onunla, yaratma sürecini yansıtıyorum veya yansıtmaya çalışıyorum.זה שיר קטן בשם "בודפשט," ובו אני מגלה, או מעמיד פנים שאני מגלה,
"Budapeşte" isimli küçük bir şiir, onunla, yaratma sürecini yansıtıyorum veya yansıtmaya çalışıyorum.この中で私は創作プロセスの 秘密を明かすというか 明かすようなふりをしています
Bu düşünce bizim de çalışacağımız ruhu yansıtmaktadır, ve bunu bir adımEsta estrella, está situado a una latitud de.
Bu eser ayna içerdiğinden, ben bu aynaların New York'un bu özelliğini içermesini ve yansıtmasını istedim.Car l'œuvre à des miroirs, je voulais que le miroirs cueillent ce caractère et le montrent.
Bu eser ayna içerdiğinden, ben bu aynaların New York'un bu özelliğini içermesini ve yansıtmasını istedim.Como o trabalho contém espelhos, queria que os espelhos conseguissem capturar esse aspecto, e o evidenciassem
Bu eser ayna içerdiğinden, ben bu aynaların New York'un bu özelliğini içermesini ve yansıtmasını istedim.Dado que la obra tiene espejos, quería que los espejos pudieran recoger ese carácter y mostrarlo.
Bu eser ayna içerdiğinden, ben bu aynaların New York'un bu özelliğini içermesini ve yansıtmasını istedim.저는 이번 프로젝트의 거울들이 뉴욕의 특징을 잘 잡아내어 보여주었으면 했어요
Bu insanlar, İndus yazısının bir dili yansıtmadığına inananlardı.Das waren die, die nicht glaubten, dass die Indus-Schrift eine Sprache repräsentiert.
Bu insanlar, İndus yazısının bir dili yansıtmadığına inananlardı.Dat waren de mensen die geloofden dat het Indusschrift geen taal vertegenwoordigt.
Bu insanlar, İndus yazısının bir dili yansıtmadığına inananlardı.생각하는 사람들은 고함을 지르며 큰 소동을 벌였습니다.
Bu insanlar, İndus yazısının bir dili yansıtmadığına inananlardı.Індське письмо мовою.
Bu insanlar, İndus yazısının bir dili yansıtmadığına inananlardı.והם היו מאלה שהאמינו שכתב האינדוס אינו מייצג שפה.
Bu insanlar, İndus yazısının bir dili yansıtmadığına inananlardı.وكان هؤلاء الناس هم الذين يعتقد أن النص الاندوسي لا يمثل لغة.
Bu insanlar, İndus yazısının bir dili yansıtmadığına inananlardı.非難の声を上げました 私にも嫌がらせメールが届きました
Bu kafaları bazen yansıtmanız gerekir. Birden fazla düzen vardı, üzerinde çok durmak istemiyorum.Jeśli chodzi o te głowy, trzeba je wyświetlać, są różne rozwiązania, których nie będę tu omawiał.
Bu kafaları bazen yansıtmanız gerekir. Birden fazla düzen vardı, üzerinde çok durmak istemiyorum.И пластмасовите глави -- понякога искате да ги проектирате, и има много схеми, на които няма да се спирам.
Bu kafaları bazen yansıtmanız gerekir.그리고 이 플라스틱 얼굴에 영상을 투사할 수도 있겠죠.
Bu kafaları bazen yansıtmanız gerekir.А пластиковые головы — это как раз то, что вы захотите спроецировать.
Bu kafaları bazen yansıtmanız gerekir.וראשי הפלסטיק, לפעמים אתם רוצים להקרין אותם.
Bu kafaları bazen yansıtmanız gerekir.وهذه الرؤوس البلاستيكية، احياناً تحتاج الى العرض عليهم،
Bu kafaları bazen yansıtmanız gerekir.手段はいろいろありますが長々とお話はしません
Bu kararlar genellikle stokların korunmasının dışındaki öncelikleri yansıtmaktadır.Besluten avspeglar ofta andra prioriteringar än skydd av bestånden.
Bu kararlar genellikle stokların korunmasının dışındaki öncelikleri yansıtmaktadır.Deze beslissingen weerspiegelen vaak andere prioriteiten dan de bescherming van visbestanden.
Bu kararlar genellikle stokların korunmasının dışındaki öncelikleri yansıtmaktadır.Estas decisiones reflejan a menudo prioridades diferentes que la protección de las poblaciones.
Bu kararlar genellikle stokların korunmasının dışındaki öncelikleri yansıtmaktadır.Estas decisões muitas vezes reflectem outras prioridades em vez da protecção dos stocks.
Bu kararlar genellikle stokların korunmasının dışındaki öncelikleri yansıtmaktadır.Przez wieki fundamentem lokalnej gospodarki była obfitość ryb.
Bu kararlar genellikle stokların korunmasının dışındaki öncelikleri yansıtmaktadır.Queste decisioni spesso riflettono priorità diverse dalla protezione degli stock.
Bu kararlar genellikle stokların korunmasının dışındaki öncelikleri yansıtmaktadır.Tato rozhodnutí často odrážejí jiné priority, než je ochrana populací ryb.
Bu kararlar genellikle stokların korunmasının dışındaki öncelikleri yansıtmaktadır.Te odločitve so pogosto temeljile na prednostnih nalogah, ki niso zajemale zaščite staleža.
Bu kararlar genellikle stokların korunmasının dışındaki öncelikleri yansıtmaktadır.Tieto rozhodnutia často zohľadňujú iné priority než ochranu zásob rýb.
Bu kararlar genellikle stokların korunmasının dışındaki öncelikleri yansıtmaktadır.Usein päätökset perustuvat ensisijaisesti muihin tekijöihin kuin kalakantojen suojeluun.
Bu kararlar genellikle stokların korunmasının dışındaki öncelikleri yansıtmaktadır.Η ιστορία της Βαλτικής δεν είναι μία απλή υπόθεση.
Bu kararlar genellikle stokların korunmasının dışındaki öncelikleri yansıtmaktadır.Тези решения често отразяват приоритети, различни от опазването на ресурсите.
Bu kendini yansıtmak için seçtiği bir yoldur.Aşa a decis să se reprezinte.
Bu kendini yansıtmak için seçtiği bir yoldur.Así es como decidió representarse a si mismo.
Bu kendini yansıtmak için seçtiği bir yoldur.C'est comme ça qu'il a choisi d'être représenté.
Bu kendini yansıtmak için seçtiği bir yoldur.Das ist die Art, die er gewählt hat, um sich zu repräsentieren.
Bu kendini yansıtmak için seçtiği bir yoldur.Hij heeft ervoor gekozen zich zo voor te stellen.
Bu kendini yansıtmak için seçtiği bir yoldur.시몬이 선택한 자기 표현 방법인 것입니다
Bu kendini yansıtmak için seçtiği bir yoldur.Questo é il modo in cui ha scelto di rappresentarsi.
Bu kendini yansıtmak için seçtiği bir yoldur.Taką postać postanowił przyjąć.
Bu kendini yansıtmak için seçtiği bir yoldur.Αυτός είναι ο τρόπος που επέλεξε να εκπροσωπήσει τον εαυτό του.