yanlı ile cümle
yanlı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Çünkü doğru veya yanlış yaptığınızı bilmiyorsunuz ve aradığınız bütün şey yüce bir empati.Because you don't know whether you're right or wrong, and so all you seek is divine empathy.
"Hamid, Ahmed, onları yolcula" diye yanlışlıkla seslendim.I accidently said, "Hamid, Ahmed, show them downstairs!"
(Misafir)Hayır, yanlış klip.(Guest) No, we got the wrong clip
Ama bu, her ikisinin de tamamen yanlış olduğu durumunu değiştirmiyor(gülüşmeler)But that doesn't prevent them from both being completely false. (Laughter)
O yüzden 2,000 adet olduğunu söylemek yanlış olmaz.So it's safe to say that there are 2,000 films.
Bazı şeyleri yanlış görmüş olamaz mısın?Didn't you see it wrong or something?
Bana öyle geliyor ki hepimiz yanlış yöne yöneltilmişiz.It seems to me that we're all pointed in the wrong direction.
Elindeki--hidrojen atomları yanlış yerdeler.You've got -- the hydrogen atoms are in the wrong place.
O bana onların yanlış olduğunu söyledi.He said they were wrong.
Ama eğer bu kayıplar veya arttırımlar yanlış gen üzerinde olursa belki hasta hissedecektik.But if these deletions or amplifications occurred in the wrong gene, maybe we'll feel sick.
Tam bir yanlış, değil mi? (Kahkahalar)(Laughter)
Şimdi burayı yanlış anlatmayayım, o şekilde gitmedi.Now don't get me wrong here, it didn't go like this.
En iyi enstitülerdeki en iyi kafalar genellikle onu yanlış anlıyorlar.The best minds in the best institutions generally get it wrong.
Bu bilginlerin, CIA'in, MI6'in her zaman yanlış anladıkları yer olan politikanın alanının içindedir.This is in the area of politics, where pundits, the ClA, Ml6 always get it wrong.
Yine yanlış.Wrong again.
Tamamen yanlış olduğunu, ben eminim!THAT'S all wrong, I'm certain!
'Yanlış bir iki gün!' Şapkacı içini çekti.'Two days wrong!' sighed the Hatter.
'Kırıntıları hakkında yanlış,' Sahte Kaplumbağa şunları söyledi: 'kırıntıları tüm yıkayın. deniz.'You're wrong about the crumbs,' said the Mock Turtle: 'crumbs would all wash off in the sea.
Biliyorum bazı yerleri yanlış yapabiliyorum.I knew something was wrong there.
-8 değil, Yani bu yer de yanlış. x -1 iken, y artı 8'e eşittir.Not negative 8, so ignore this right here. When x is negative 1, y is positive 8.
Bunu yanlış söylediğimi biliyorum.I know I'm saying it wrong.
İnsanlar yanlışın nerede olduğunu bulamıyorlar çünkü başka bir sistemden haberleri yok.People don't know what's missing; they don't know any other system.
Yanlış bölge seçimi ! Ama...Bad zoning, but ..." (Laughter)
Şu noktayı sileyim, çünkü yanlış yerde.So this is the first parametrization.
Doğru mu yanlış mı diye senin bulmanı istedim.So, find it. So, I can see if it's this one or not.
Yanlış bir şey söylemediniz.What you say isn't wrong.
Buradaki kişi Park Chae Rin'i getirdiğini sanıyor... ...fakat bir yanlışlık var.It seems like you asked this guy to grab Park Chae Rin, but this moron got the wrong-
Yanlış anlamış olabilirsin fakat böyle nedenlerle bunu yapmıyorum.I'm saying this just in case you might misunderstand. I'm not doing this for your sake.
Peki, bu resimdeki yanlış nedir?So, what's wrong with this picture?
Profesörlerimin tamamen yanlış olmadıklarının farkına vardım.And I really discovered that my professors weren't completely wrong.
Bütün dersin yanlış olduğunu düşündüm.I'd taught the whole lesson wrong.
Bütün dersin yanlış öğretmişim.I taught the whole lesson wrong.
Bir öğrenci 18'ini yanlış yaptı.A student missed 18.
Hepsini yanlış yapmamışsın." dedim.You got two right. You didn't miss them all."
"Birileriyle sohbet etmenin nesi yanlış?""What's wrong with having a conversation?"
Ve haham der ki, "İkiniz de beni yanlış anladınız."And the rabbi said, "You've misunderstood me.
"Gerçekten yanlış anladınız" der. zengin adama; "Tabi ki, yaptığın şey,"You've misunderstood totally," he said. "Of course, what you are doing," he said to the rich man,
Beni yanlış anlamayın.Now, don't get me wrong.
Yalnız ikisi de yanlış yaklaşımlar.They both get it wrong, though.
Ve bunlardan hiçbiri yanlış değil.And none of them are wrong.
Yanlış olan buydu.Well, that was wrong.
Sanki ben yanlışlıkla dize çekmişti, ben tamamen anlamadı oyuncak çalışma.I had pulled the string accidentally, as it were; I did not fully understand the working of the toy.
İşlem gören şirketlerde yanlış giden şeyleri yayınladıklarında para kazanıyorlar mı? -Do they make money by finding things that are wrong with companies?
Yanlışlıkla bir emailde "hepsine birden cevap ver"e basıp bir ilişkiyi yıkabiliriz.You can accidentally hit "reply all" to an email and torpedo a relationship.
Bence bilmeyerek yaşamak, yanlış olabilecek cevaplarla yaşamaktan çok daha ilgi çekici.I think it's much more interesting to live not knowing than to have answers which might be wrong.
Herşeyi yanlış anladın!You got this all wrong!
Bir süre sesszilik oldu, sonra "Yanlış söyledin, doğrusuThere was silence for a while, then they said, "You've spelled it wrong.
Yanlızca önlenebilir değil, aynı zamanda geriye çevrilebilirler.It's not only preventable; it's actually reversible.
Not belirtiler Kategori bir şemsiye aracı değiştirici ile yanlış olabilir şeyler listeler.Note the symptoms category lists things that might be wrong with an umbrella tool changer
İlginç bir durumdu. Bu, insanların tekrar yanlış yola saptığı yerdi.So this is where people went astray again.
Yanlış birşey mi yaptın?Did you do something wrong?
Yanlış bir şey yaptın, değil mi?You did something wrong to me, right?
Ne yanlışı?What wrong?
Burada rahat değildim ve kendimi yanlız hissettim.I wasn't comfortable here <br />and I also felt lonely.
Yanlış bir şey yaptığımı düşünmüyorum.I didn't do anything wrong.
Yanlış mı tutuyorum diyorsun?Right-molded you say, with iron?
Şimdi, yanlış bir hesaplama.So, now a false count.
Ve... Kız! Kız, yanlış yönlendirme ile.And queen!
Yanlış yönlendi.Misdirection. (Applause)
Ya da en son yapmak istediğimiz şey yanlış ağaçları kesmek.Or, the last thing we want to do is cut down the wrong trees.
İlgili Sayfalar