yanlı ile cümle
yanlı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Kitabın ana fikri yanlış bir öncüle dayanıyordu.The main idea of the book relied on a false premise.
Ben henüz e-postanı almadım. Belki de yanlış adres yazdınız?I haven't gotten your e-mail yet. Maybe you typed in the wrong address?
Tom sadece bir şeyi yanlış anladı.Tom only got one thing wrong.
Seni yanlış yönlendirmek istemiyorum.I don't want to mislead you.
Tom yanlış tercihte bulundu.Tom bet on the wrong horse.
Yanlış yöne saptım.I took a wrong turn.
Doğru doğrudur ve yanlış yanlıştır.Right is right and wrong is wrong.
Bu açık biçimde yanlıştır.This is clearly wrong.
Ben yanlış yerde olmalıyım.I must be at the wrong place.
Tom yanlış bir şey yapmadığını söyledi.Tom said he did nothing wrong.
Tom raporun yanlış olduğunu söyledi.Tom said the report was false.
Biz hep yanlış yerlerde arıyoruz.We've been looking in the wrong places.
Her zamanki gibi yanlış anlıyorsun.You as usual, are misunderstanding.
Sanırım Tom tekrar onu yanlış anlamış.I guess Tom got it wrong again.
Bu konudaki her şey yanlış.Everything about this is wrong.
Tom onun yanlış duyduğunu düşündü.Tom thought she had heard wrong.
Tom yanlış duymuş olduğunu düşündü.Tom thought he had heard wrong.
O yanlış cevap.That's the wrong answer.
Bu mektup yanlış adrese sahip.This letter has the wrong address.
Yaptığımızın yanlış olduğunu kim söyleyebilir?Who can say what we did is wrong?
Tom yanlış bir şey yapmadığında ısrar etti.Tom insisted that he had done nothing wrong.
Mary yanlış bir şey yapmadığında ısrar etti.Mary insisted that she had done nothing wrong.
Tom yanlışlıkla telefonunun ekranını çatlattı.Tom accidentally cracked his phone's screen.
Bu, yanlış yönde ilerliyor.This is moving in the wrong direction.
Kanadalılara yanlış mesaj gönderiyor olduğumuzu düşünüyorum.I think we are sending the wrong message to Canadians.
Onlar yanlış anladı.They got it wrong.
Kendimi yanlış zamanda doğmuş gibi hissediyorum.I feel like I was born in the wrong time.
Kendimi yanlış dönemde doğmuş gibi hissediyorum.I feel like I was born in the wrong era.
Cümle tamamen yanlış değil, ama tamamen doğru da değil.The sentence is not entirely wrong, but not entirely right either.
Yanlış yaptığımı fark etmem uzun zaman aldı.It took me a long time to realize I was doing it wrong.
Onu yanlış şekilde yaptığımı fark etmem uzun zamanımı aldı.It took me a long time to realize I was doing it the wrong way.
Bunun yanlış olduğunu biliyorsun, değil mi?You know that's wrong, right?
Öpüşme tekniğimin nesi yanlış?What's wrong with my kissing technique?
"Benimle ilgili yanlış bir şey olmalı." "Neden onu diyorsun?""There must be something wrong with me." "Why do you say that?"
Benimle ilgili yanlış giden bir şey olmalı.There must be something wrong with me.
Bu yanlış cevaptı.That was the wrong answer.
İşler son derece yanlış gitti.Things went terribly wrong.
Tom her şeyi yanlış yaptı.Tom has done everything wrong.
Tom yanlış karar verdi.Tom made the wrong decision.
Oturma odasının duvar saati yanlış.The wall clock of the living room is inaccurate.
Sen yanlış paketi teslim ettin.You delivered the wrong package.
Şimdi bir şey gerçekten yanlış.Now something is really wrong.
Bir şey son derece yanlış gitti.Something went terribly wrong.
Biz hiç yanlış yapmadık.We've done no wrong.
Tom bunun yanlış olduğunu söyledi.Tom said this was wrong.
Yanlış bir şey yapmadığımızı biliyorduk.We knew we did nothing wrong.
Her şeyi yanlış anladın.You've got it all wrong.
Dinle Tom. Her şeyi yanlış anladın.Listen, Tom. You've got it all wrong.
Onunla ilgili bir şeyin yanlış olduğunu düşünüyorum.I think something's wrong with her.
Tom yanlış adama çattı.Tom messed with the wrong guy.
Tom yanlış adama bulaştı.Tom messed with the wrong guy.
Belli ki burada bir şey yanlış.Something's obviously wrong here.
O kesinlikle yanlış otobüse bindi.She definitely took the wrong bus.
Kesinlikle yanlış otobüse bindi.She definitely took the wrong bus.
O, kapıdan aceleyle çıktı ve anahtarı yanlışlıkla evde unuttu.He hurried out the door, and accidentally forgot the key at home.
Bazı seçmenler yanlış bilgilendirilmektedir.Some voters are misinformed.
Annem, yanlış davranırsam bir hafta boyunca bilgisayarı götüreceğini söyledi.Mom said if I misbehave, she'll take away the computer for a week.
Bu bana yanlış geliyor.This feels wrong to me.
Bir şeyin yanlış olduğunu hissettim.I felt something was wrong.
Umarım Tom'un tahminleri yanlıştır.I hope Tom's predictions are wrong.
İlgili Sayfalar