Bir yandan da yaptığın her küçük şeyi hatırlıyorum.I remember every little thing you used to do
Bir yandan da yaptığın her küçük şeyi hatırlıyorum.Je me souviens de chaque petite chose que tu faisais
Bir yandan da yaptığın her küçük şeyi hatırlıyorum.Když vzpomenu každou maličkost cos použil.
Bir yandan da yaptığın her küçük şeyi hatırlıyorum.Kiedy oddaję się wspomnieniom,
Bir yandan da yaptığın her küçük şeyi hatırlıyorum.Kun muistan joka pikku jutun minkä aina teit
Bir yandan da yaptığın her küçük şeyi hatırlıyorum.Lembro-me de cada pequena coisa que você costumava fazer
Bir yandan da yaptığın her küçük şeyi hatırlıyorum.When I remember every little thing you used to do
Bir yandan da yaptığın her küçük şeyi hatırlıyorum.寂しすぎる
Bir yandan da.Таким образом мне пришлось походить кругами.
Bir yandan devlet suçlanırken:Andere hingegen beschuldigten die Regierung.
Bir yandan devlet suçlanırken:Mientras algunos culparon al gobierno,
Bir yandan döverken, "Gerçeği söyle!" deyip duruyorlar.Continuau să ne spună, "Spune adevărul!" în timp ce ne băteau.
Bir yandan döverken, "Gerçeği söyle!" deyip duruyorlar.De upprepade "berätta sanningen!" medan de slog oss.
Bir yandan döverken, "Gerçeği söyle!" deyip duruyorlar.Donna: Insistevano che io stessi mentendo.
Bir yandan döverken, "Gerçeği söyle!" deyip duruyorlar.E estavam sempre a dizer "Diz a verdade!" enquanto nos batiam. Mulher:
Bir yandan döverken, "Gerçeği söyle!" deyip duruyorlar.Gdy bili wciąż powtarzali: - Powiedz prawdę!
Bir yandan döverken, "Gerçeği söyle!" deyip duruyorlar.Họ vừa đánh vừa hét "Mày nói thật đi!"
Bir yandan döverken, "Gerçeği söyle!" deyip duruyorlar.Ils nous répètent: "Dis la vérité!" tout en nous frappant.
Bir yandan döverken, "Gerçeği söyle!" deyip duruyorlar.여자: 그들의 제가 거짓말을 한다고 계속 우겼어요.
Bir yandan döverken, "Gerçeği söyle!" deyip duruyorlar.Nos ordenó sentarnos, entonces nos sentamos. También vino el otro soldado. Jennifer:
Bir yandan döverken, "Gerçeği söyle!" deyip duruyorlar.Sie sagten immer wieder "Sagt uns die Wahrheit" und schlugen uns.
Bir yandan döverken, "Gerçeği söyle!" deyip duruyorlar.Ze bleven maar zeggen, "Vertel de waarheid!" terwijl ze ons sloegen.
Bir yandan döverken, "Gerçeği söyle!" deyip duruyorlar.Ενώ μας χτυπούσαν, μας έλεγαν συνέχεια: "Πείτε την αλήθεια!"
Bir yandan döverken, "Gerçeği söyle!" deyip duruyorlar.Дойде и другият войник. Дженифър: Мъжът дойде и започна да ме съблича.
Bir yandan döverken, "Gerçeği söyle!" deyip duruyorlar.Они твердили нам: "Говори правду!", - при этом били нас.
Bir yandan döverken, "Gerçeği söyle!" deyip duruyorlar."וכל הזמן אמרו לנו: 'ספרו את האמת!' כשהיכו אותנו."
Bir yandan döverken, "Gerçeği söyle!" deyip duruyorlar.إمرأة: لقد أصروا على أنني أكذب.
Bir yandan döverken, "Gerçeği söyle!" deyip duruyorlar.女:私が嘘ついてると言い張って
Bir yandan eleştirip, öte yandan övdüğü eski eşi ile ilgili hikayeler anlatıp durdu.A férfi tele volt történetekkel Maria Elenáról, az ex-feleségéről, akit egyszerre kritizált és idealizált.
Bir yandan eleştirip, öte yandan övdüğü eski eşi ile ilgili hikayeler anlatıp durdu.Estaba lleno de historias de María Elena, su ex esposa... ...a quien criticaba e idolatraba.
Bir yandan eleştirip, öte yandan övdüğü eski eşi ile ilgili hikayeler anlatıp durdu.Hij vertelde verhalen over Maria Elena, zijn ex, die hij zowel bekritiseerde als idealiseerde.
Bir yandan eleştirip, öte yandan övdüğü eski eşi ile ilgili hikayeler anlatıp durdu.كان لديه الكثير من القصص عن ماري إيلينا زوجته السابقة، التي انتقدها و مدحها
Bir yandan, gücümüzün güvencesi olan milli sermayemiz çarçur edilmekteydi.Acompañadas por un despilfarro de la riqueza material de la nación que desafía la credulidad.
Bir yandan, gücümüzün güvencesi olan milli sermayemiz çarçur edilmekteydi.Đi cùng đó là việc hoang phí của cải vật chất quốc gia mà khó ai thấy đáng tin cậy.
Bir yandan, gücümüzün güvencesi olan milli sermayemiz çarçur edilmekteydi.Do spółki z roztrwanianiem narodowego bogactwa które rzucało wyzwanie naiwności.
Bir yandan, gücümüzün güvencesi olan milli sermayemiz çarçur edilmekteydi.게다가 그와 함께 믿을 수 없을 정도로 국가의 물질적 부가 낭비되도 있죠.
Bir yandan, gücümüzün güvencesi olan milli sermayemiz çarçur edilmekteydi.Tout cela accompagné d'une dilapidation des richesses physiques de la nation qui défiait l'imagination.
Bir yandan, gücümüzün güvencesi olan milli sermayemiz çarçur edilmekteydi.Unite a uno sperpero delle ricchezze materiali della nazione che rasentava l'incredibile.
Bir yandan, gücümüzün güvencesi olan milli sermayemiz çarçur edilmekteydi.Και όλα αυτά συνοδεία της κατασπατάλησης του εθνικού υλικού πλούτου που ήταν απλά απίστευτη.
Bir yandan, gücümüzün güvencesi olan milli sermayemiz çarçur edilmekteydi.До цього додалося розбазарювання матеріальних багатств народу - що й підірвало довіру.
Bir yandan, gücümüzün güvencesi olan milli sermayemiz çarçur edilmekteydi.Придружено от прахосване на материалното богатство на нацията, противно на доверчивостта.
Bir yandan, gücümüzün güvencesi olan milli sermayemiz çarçur edilmekteydi.Сопровождаемые расточением национального богатства, все это не добавляло доверия.
Bir yandan, gücümüzün güvencesi olan milli sermayemiz çarçur edilmekteydi.לצד בזבוז משווע של העושר החומרי של ארצנו שכבר לא ניתן להתעלם ממנו.
Bir yandan, gücümüzün güvencesi olan milli sermayemiz çarçur edilmekteydi.مصحوبة بالتبذير من الثروة المادية في البلاد هذا يتحدى السذاجة.
Bir yandan, gücümüzün güvencesi olan milli sermayemiz çarçur edilmekteydi.国家の物質的な富の浪費も 伴いました 武力行使を 悲惨なまでに偏好することが
Bir yandan hikayenin kahramanı olmak isterken, öte yandan da onu öldürmek isteği gibi.אני רוצה להיות הגיבורה ואניֿ רוצה להרוג את הגיבורה באותו זמן.
Bir yandan hızlandık ama öte yandan kendimizi hapsettik.Am dezvoltat viteza, dar ne-am inchis in noi.
Bir yandan hızlandık ama öte yandan kendimizi hapsettik.Desenvolvemos velocidade, mas nos fechamos em:
Bir yandan hızlandık ama öte yandan kendimizi hapsettik.Wir haben die Geschwindigkeit entwickelt aber innerlich sind wir stehen geblieben.
Bir yandan hızlandık ama öte yandan kendimizi hapsettik.Развихме скорост, но се затворихме в себе си.
Bir yandan hızlandık ama öte yandan kendimizi hapsettik.豊富にモノを作る機械が、 欠乏を生み出した。
Bir yandan iklim değişikliği, tüm teorilerimizi ve tahminlerimizi alaşağı edecek gibi.A klímaváltozás pedig bizonyosan a feje tetejére állítja majd minden elméletünket és előrejelzésünket.
Bir yandan iklim değişikliği, tüm teorilerimizi ve tahminlerimizi alaşağı edecek gibi.Ed i cambiamenti climatici certamente ribalteranno tutte le nostre teorie e previsioni sotto sopra.
Bir yandan iklim değişikliği, tüm teorilerimizi ve tahminlerimizi alaşağı edecek gibi.Et c'est sûr que le changement climatique modifiera totalement toutes nos théories et nos prévisions.
Bir yandan iklim değişikliği, tüm teorilerimizi ve tahminlerimizi alaşağı edecek gibi.Klimaatverandering zal zeker al onze theorieën en voorspellingen op hun kop zetten.
Bir yandan iklim değişikliği, tüm teorilerimizi ve tahminlerimizi alaşağı edecek gibi.그리고 기후 온난화는 확실히 우리의 모든 이론들과 예측을 그들의 머리 위로 향하도록 전환시키고 있습니다.
Bir yandan iklim değişikliği, tüm teorilerimizi ve tahminlerimizi alaşağı edecek gibi.Și schimbarea climei cu siguranță ne va da peste cap toate teoriile și predicțiile.
Bir yandan iklim değişikliği, tüm teorilerimizi ve tahminlerimizi alaşağı edecek gibi.Und der Klimawandel wird sicherlich all unsere Theorien und Vorhersagen auf den Kopf stellen.
Bir yandan iklim değişikliği, tüm teorilerimizi ve tahminlerimizi alaşağı edecek gibi.Và biến đổi khí hậu chắc chắn sẽ thay đổi hoàn toàn những giả thiết và dự đoán của chúng tôi.
Bir yandan iklim değişikliği, tüm teorilerimizi ve tahminlerimizi alaşağı edecek gibi.Y ciertamente el cambio climático va a meter todas nuestras teorías y predicciones en sus cabezas.