Ancak, bir yandan da aktivist çalışmalardaki ilk dersimi alıyordum sanırım.Namun saya pikir saya juga mendapat pelajaran pertama tentang aktivis.
Ancak, bir yandan da aktivist çalışmalardaki ilk dersimi alıyordum sanırım.Nhưng tôi nghĩ tôi học được bài học đầu tiên về nhà hoạt động.
Ancak, bir yandan da aktivist çalışmalardaki ilk dersimi alıyordum sanırım.Pero pienso que también estaba tomando mi primera lección como activista.
Ancak, bir yandan da aktivist çalışmalardaki ilk dersimi alıyordum sanırım.Αλλά νομίζω ότι λάμβανα και τα πρώτα μου μαθήματα ακτιβισμού.
Ancak, bir yandan da aktivist çalışmalardaki ilk dersimi alıyordum sanırım.Але, я думаю, я також одержувала свій перший урок з роботи активіста.
Ancak, bir yandan da aktivist çalışmalardaki ilk dersimi alıyordum sanırım.Но думаю, я также получала свои первые уроки активистской работы.
Ancak, bir yandan da aktivist çalışmalardaki ilk dersimi alıyordum sanırım.Но мисля, че също така получавах и първия си урок в активистката работа.
Ancak, bir yandan da aktivist çalışmalardaki ilk dersimi alıyordum sanırım.אבל אני חושבת שגם קיבלתי את השיעורים הראשונים שלי באקטיביזם.
Ancak, bir yandan da aktivist çalışmalardaki ilk dersimi alıyordum sanırım.ولكني كنت في نفس الاثناء اتعلم درسي الاول في النشاط الاجتماعي
Ancak, bir yandan da aktivist çalışmalardaki ilk dersimi alıyordum sanırım.わたしがインタビューした活動家には
Ancak, bir yandan da Lucius hâlâ bir çocuk.Dar în alte privințe Lucius e încă un copil.
Ancak, bir yandan da Lucius hâlâ bir çocuk.Mais par d'autres côtés, Lucius est encore un enfant.
Ancak, bir yandan da Lucius hâlâ bir çocuk.Mas em outras coisas, Lúcio era ainda uma criança.
Ancak, bir yandan da Lucius hâlâ bir çocuk.Mimo wszystko Lucius jest wciąż dzieckiem.
Ancak, bir yandan da Lucius hâlâ bir çocuk.Op andere gebieden is Lucius nog een kind.
Ancak, bir yandan da Lucius hâlâ bir çocuk.Pero en otros aspectos, Lucio todavía es un niño.
Ancak, bir yandan da Lucius hâlâ bir çocuk.Tapi dalam hal lain, Lucius masih anak kecil.
Ancak, bir yandan da Lucius hâlâ bir çocuk.Tuy nhiên, Lucius vẫn là một đứa trẻ.
Ancak, bir yandan da Lucius hâlâ bir çocuk.Παρ' όλα αυτά, ο Λούκιος εξακολουθεί να είναι ένα παιδί.
Ancak, bir yandan da Lucius hâlâ bir çocuk.Но в остальном Луций всё ещё ребёнок.
Ancak, bir yandan da Lucius hâlâ bir çocuk.אבל בדרכים אחרות, לוציוס עדיין ילד.
Ancak, bir yandan da Lucius hâlâ bir çocuk.ولكن من ناحية أخرى مازال "Lucius" يعتبر طفلاً.
Ancak, bir yandan da, verimli enerjiye sahip olmak için ne yapmamız gerektiğini düşünmeyi sürdürmeliyiz.Art und Weise.
Ancak, öte yandan da hayatta kalmak zorunda. Yani başka türlü bir şeye daha dikkatini vermek zorunda.Aber gleichzeitig, wenn er am Leben bleiben möchte, muss er ebenfalls auf etwas anderes achten.
Ancak, öte yandan da hayatta kalmak zorunda. Yani başka türlü bir şeye daha dikkatini vermek zorunda.하지만 그것은 또한, 살아남으려면 계속 각양의(다양한) 주의를 열어놔야한다.
Ancak, öte yandan da hayatta kalmak zorunda. Yani başka türlü bir şeye daha dikkatini vermek zorunda.Mais pour rester en vie,
Ancak, öte yandan da hayatta kalmak zorunda. Yani başka türlü bir şeye daha dikkatini vermek zorunda.Nhưng ngoài ra, nếu nó còn sống sót, nó phải thực sự giữ tập trung khá khác biệt.
Ancak, öte yandan da hayatta kalmak zorunda. Yani başka türlü bir şeye daha dikkatini vermek zorunda.Pero también, si va a permanecer con vida, tiene que prestar atención.
Ancak, öte yandan da hayatta kalmak zorunda. Yani başka türlü bir şeye daha dikkatini vermek zorunda.Όπως επίσης, εάν θέλει να επιβιώσει, πρέπει να διατηρεί και διαφορετικά είδη προσοχής.
Ancak, öte yandan da hayatta kalmak zorunda. Yani başka türlü bir şeye daha dikkatini vermek zorunda.Но в то же время, если она выживет, ей будет нужно использовать другой тип внимания.
Ancak, öte yandan da hayatta kalmak zorunda. Yani başka türlü bir şeye daha dikkatini vermek zorunda.אבל הוא גם, אם זה הולך להישאר בחיים, זה זה בכלל קשור למעשה
Ancak, öte yandan da hayatta kalmak zorunda. Yani başka türlü bir şeye daha dikkatini vermek zorunda.لكن أيضا إذا أراد أن يظل على قيد الحياة في الواقع يتوجب عليه
Ancak, öte yandan da hayatta kalmak zorunda. Yani başka türlü bir şeye daha dikkatini vermek zorunda.全く異なる種類の注意力を使わなければならない。敵、友達、同種、等を見張っていないといけないからだ。
Annem de hiç müsamaha göstermedi, ve şöyle dedi bir yandan araba kullanırken:Ale moja mama nie pozwalała wejść sobie na głowę, prowadziła i powiedziała:
Annem de hiç müsamaha göstermedi, ve şöyle dedi bir yandan araba kullanırken:음, 엄마도 더이상 참지 못하시고, 운전중에 말씀하셨죠.
Annem de hiç müsamaha göstermedi, ve şöyle dedi bir yandan araba kullanırken:Ma, a mia mamma non piacevano i capricci, e mentre guidava disse,
Annem de hiç müsamaha göstermedi, ve şöyle dedi bir yandan araba kullanırken:Mama n-a mai putut suporta prea mult, conducea, şi ne-a spus,
Annem de hiç müsamaha göstermedi, ve şöyle dedi bir yandan araba kullanırken:Ma mère ne tolèrait pas beaucoup non plus, elle conduisait, et elle dit,
Annem de hiç müsamaha göstermedi, ve şöyle dedi bir yandan araba kullanırken:Meine Mutter ließ sich nicht viel gefallen; sie saß am Steuer und sagte:
Annem de hiç müsamaha göstermedi, ve şöyle dedi bir yandan araba kullanırken:Mijn moeder maakte er korte metten mee en zei:
Annem de hiç müsamaha göstermedi, ve şöyle dedi bir yandan araba kullanırken:Na, anyánkat sem kellet félteni, csak vezetett, és azt mondta,
Annem de hiç müsamaha göstermedi, ve şöyle dedi bir yandan araba kullanırken:Và khi không chịu nổi nữa, bà vừa lái xe vừa la
Annem de hiç müsamaha göstermedi, ve şöyle dedi bir yandan araba kullanırken:Y mi madre no estaba muy dispuesta a aguantar demasiado tampoco, iba conduciendo y nos dijo:
Annem de hiç müsamaha göstermedi, ve şöyle dedi bir yandan araba kullanırken:Е, мама също не си поплюваше, караше и каза:
Annem de hiç müsamaha göstermedi, ve şöyle dedi bir yandan araba kullanırken:Мама вела машину. Вдруг она не выдержала и сказала:
Annem de hiç müsamaha göstermedi, ve şöyle dedi bir yandan araba kullanırken:אמא שלי לא נשארה חייבת, ובזמן שהיא נהגה היא אמרה
Annem de hiç müsamaha göstermedi, ve şöyle dedi bir yandan araba kullanırken:حسناً .. ولكن والدتي لم تُطق هذا .. وقالت وهي تقود ..
Annem de hiç müsamaha göstermedi, ve şöyle dedi bir yandan araba kullanırken:あんたたち! いい加減にしなさいよ!
"Artı yandan yaklaşırkenki limiti artı sonsuz" ya daאני מתכוון לזה שאנחנו יכולים להגיד שמהצד החיובי
"Artı yandan yaklaşırkenki limiti artı sonsuz" ya daأعني أننا يمكن أن نقول إن من الإتجاه الموجب، انها موجب لا نهاية،
Artı yandan yaklaştığımızda da...וכשאנחנו הולכים מהכיוון החיובי - אלה בעצם
Artı yandan yaklaştığımızda da...نبدأ من الاتجاه الموجب - وهذه في الواقع متماثلة،
Aslında, sağ yandayken hep "eksi 1"de.Ale ve skutečnosti je výsledek -1 v celé pravé části.
Aslında, sağ yandayken hep "eksi 1"de.Bem, na verdade você está no 1 negativo o tempo todo no lado direito.
Aslında, sağ yandayken hep "eksi 1"de.Właściwie, jesteśmy cały czas w minus 1 po prawej stronie.
Aslında, sağ yandayken hepלמעשה אתה ב 1- לכל הדרך
Aslında, sağ yandayken hepحسناً، في الواقع اننا على -1 دائماً
Ayanaya yandan bakıyoruz.Então, isso é um espelho
Ayanaya yandan bakıyoruz. İşte aynamız bu.My víme, že je tu světlo, které dopadá na tuto knihu.
Ayanaya yandan bakıyoruz. İşte aynamız bu.Знаем, че има светлина, която пада върху тази книга.