Yalan söylemek yanlıştır.It is wrong to tell a lie.
Yağmurun yanında şiddetli rüzgarları yaşadık.Besides the rain, we experienced heavy winds.
Yağmur yağma ihtimaline karşı yanına bir şemsiye alsan iyi olur.You had better take an umbrella with you in case it rains.
Yağmur gibi görünüyor. Yanına bir şemsiye alsan iyi olur.It looks like rain. You had better take an umbrella with you.
Yağmur yangının yayılmasını engelledi.The rain kept the fire from spreading.
Yağmur ihtimaline karşı şemsiyeni yanına al.Take your umbrella with you in case it rains.
Yağmur yağması ihtimaline karşı şemsiyeni yanına al.Take your umbrella with you in case it rains.
Yağmur yağma ihtimaline karşın yanına bir şemsiye al.Take an umbrella with you in case it should rain.
Yağmur yağmaya başlar diye yanına bir şemsiye al.Take an umbrella with you in case it begins to rain.
Genel düşünce onun yanlış olduğudur.The general feeling is that it's wrong.
Çoğunlukla anlamlı değişiklikler yapılırsa ben siyasi reformdan yanayım.In the main, I am in favor of political reform if meaningful changes are made.
Parkın yanında bir kahve dükkânı vardı.There used to be a coffee shop near the park.
Rehberimiz bize otelin yeriyle ilgili yanlış bilgi verdi.Our guide misinformed us about the location of the hotel.
Adresi yanlış belirtilen mektup, ona hiçbir zaman ulaşmadı.Having been wrongly addressed, the letter never reached him.
Yanlış yaptığınızda hemen özür dilemek zorundasınız.You have to apologize at once when you have done wrong.
Aso dağı aktif bir yanardağdır.Mt. Aso is an active volcano.
Hepimiz şimdiki zamanın yanı sıra geçmişle ve gelecekle bağlandık.All of us are connected with the past and the future as well as the present.
Yanımda neredeyse hiç param yok.I have almost no money with me.
Öğretim tarzımın yanlış olduğunu düşünüyor musun?Do you think that my way of teaching is wrong?
Yan tarafımda bir ağrı var.I've got a pain in my side.
Evimin yanında bir kilise var.There is a church near my house.
Mum yandı.The candle burned out.
Araba yarışta yanıp yok oldu.The car burned up in the race.
Olgun yansımadan sonra, onların teklifini kabul etmeye karar verdim.After mature reflection, I've decided to accept their offer.
Yan gelip yatarsan ve dinlenirsen çok daha iyi hissedersin.If you sit back and rest, you will feel much better.
Dün gece beş yangın vardı.There were five fires last night.
Dün gece bu şehirde bir yangın vardı.There was a fire in this city last night.
Yanıktan kabarcıklar aldım.I got blisters from the burn.
Yanmış parmağı akan suda soğut.Cool the burned finger in running water.
Eğer yanlış yaparsam beni düzeltCorrect me if I am wrong.
Bu yanlışsa o yalancıdır.If that's false, she's a liar.
Eğer yanında bir harita taşısaydı kaybolmazdı.If he had carried the map with him, he wouldn't have got lost.
Mary yanında uyuyan bir kediyle okuyordu.Mary was reading, with a cat sleeping beside her.
Mary hocama karşı benim yanımda yer aldı.Mary took sides with me against my teacher.
Elbette bana güvenebilirsin. Ben hiç daha önce seni yanlış yönlendirdim mi?Of course you can trust me. Have I ever given you a bum steer before?
Herkese karşı kaba davranamazsın ve sonsuza dek onun yanına kalacağını bekleyemezsin.You can not be rude to everyone and expect to get away with it forever.
Herkes onun yanına oturmak istiyor.Everybody wants to sit beside her.
Mektubunu yanlışlıkla açtığım için özür dilerim.Excuse me for opening your letter by mistake.
İhtiyacın olduğunda yanında olan dost gerçek dosttur.A friend in need is a friend indeed.
İhtiyacın olduğunda yanında olacağım.I'll stand by you in time of need.
Michael yan kapıdan çıkarken görüldü.Michael was seen to leave by the side door.
Michael İngilizcenin yanı sıra Japonca da konuşur.Michael speaks Japanese, not to mention English.
Mike çocuğa doğru yanaştı.Mike walked up to the boy.
Mike'ın yanlış otobüse bindiği açık.It is clear that Mike took the wrong bus.
Yangın çıktığında pazar henüz açılmıştı.Scarcely had the market opened when the fire broke out.
Neredeyse her turist yanında bir kamera taşır.Almost every tourist carries a camera with him.
Yankesicilere dikkat et.Look out for pickpockets.
Betty neyin doğru neyin yanlış olduğunu söyleyemez.Betty can't tell right from wrong.
Fransızca Fransa'nın yanı sıra İtalya bölgelerinde konuşulur.French is spoken in parts of Italy as well as in France.
Bay Brown her zaman yanında bir kitap taşır.Mr Brown always carries a book with him.
Bill denizin yanında yaşıyor.Bill lives near the sea.
Binada bir yangın varsa ne yapacağını biliyor musun?Do you know what to do if there's a fire in the building?
Bill'in ani tavrı onun yanlış anlaşılmasına neden oluyor.Bill's abrupt manner causes him to be misunderstood.
Otobüs durağı bizim okulun yanındadır.The bus stop is near our school.
Yanlış otobüse binmem dikkatsizlikti.It is careless of me to take the wrong bus.
Ben yanlış bir otobüse bindim.I took the wrong bus.
Pasaportun yanında mı?Do you have your passport?
Gelecek Cumartesi, yani 25 Ağustos'ta bir parti düzenlenecek.A party will be held next Saturday, that is to say, on August 25th.
Boğazım yanıyor.My throat burns.
Nancy Paris'in yanı sıra Londra'ya da gittiNancy went to London as well as Paris.