yanısıra ile cümle
yanısıra kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
4
HECE
11
ORT. KELİME
İngilizcenin yanısıra Almanca da konuşur.Besides English, she also speaks German.
Tom'un yanısıra bunu yapmayı seven tanıdığım tek kişisin.You're the only person I know besides Tom who likes to do that.
"Fiziksel iticiliğinin farkında olmasının yanısıra, bunu bir avantaja bile çevirebiliyor."Not only is she aware of her physical repulsiveness, she turns it to her advantage.
Bunun yanısıra dolar ve sentlerden de bu yönelmeyi görüyoruz.And then we also see this movement forward from dollars and cents.
Bunun yanısıra, İslami gelenek içinde sorunlar da gördüm.But besides that, I also saw problems within Islamic tradition.
TED'e gelmek fırsatının yanısıra -- çok eğlenceli kelimeler söyleyebilme yetisidir! sözlüksel gibi.like lexicographical.
İnsanları istihdam etmek, evet, ama yanısıra projeler geliştirmeye başladık, mikrofinans, eğitim.So employing people, yes, but also we started programming projects of microfinance, education.
"Şu an yapmakta olduğum şeylerin yanısıra, çocuğu hayatıma nasıl sığdıracağım?""How am I going to fit this into everything else I'm doing?"
Bunun yanısıra individual'lara göçmenlik için verilen hizmetler var.In addition, there are services for individuals for immigration purposes.
Ve, bir çok şeyin yanısıra, karanlık madde arıyorlar.And, among other things, they're looking for dark matter.
Kromozomlar, pek çok genin yanısıra, henüz işlevlerini anlamadığımız uzun DNA'ları da içerirler.Chromosomes are long strands of DNA wrapped around BEACH bobbin proteins called Histones.
Diğer sembollerin yanısıra 'X' ile 10 sayısını, 'I' ile de 1 sayısını ifade ettiler.Along with other symbols they used an X for ten and an I for one.
Böylece işletme eğitimimin yanısıra illüstrasyonla ilgilenmeye başladım.That's how I got into illustrating.
Ama bundan çok şey öğreniyoruz, başka gezegenlerin olmasının yanısıra, boyutlarını da.But we learn a lot from that: not only that there is a planet there, but we also learn its size.
Bağımlı oldukları hayvanların yanısıra, kültürleri yok ediliyor.Their culture is being destroyed, along with the animals upon whom they depend.
Günahkârların, Eli kanlı adamların yanısıra canımı alma.Don't gather my soul with sinners, nor my life with bloodthirsty men;
Ellerimizin yanısıra yüreklerimizi de göklerdeki Tanrıya açalım:Let us lift up our heart with our hands to God in the heavens.
Bunlar kralın surlu Yahuda kentlerine yerleştirdiği askerlerin yanısıra, ona hizmet ediyorlardı.These waited on the king, beside those whom the king put in the fenced cities throughout all Judah.
Öbür sorunların yanısıra, bütün kiliseler için her gün çektiğim kaygının baskısı var üzerimde.Beside those things that are without, that which cometh upon me daily, the care of all the churches.
Bunun yanısıra biz onları, iri gözlü hurilerle evlendiririz.We shall pair them with companions with large black eyes.
Yine de tuttular, O'nun yanısıra başka birtakım tanrılar edindiler. Ey Resûlüm!Have they taken gods besides God?
ALLAH'ın yanısıra kendilerine ne yarar ve ne de zarar veremiyenlere de kulluk ediyorlar.And yet they worship besides God what cannot bring them gain or do them harm.
İşte böyle. Bunun yanısıra biz onları, iri gözlü hurilerle evlendiririz.So it is; and We have wedded them to maidens with gorgeous eyes.
Çocuk kendisinin yanısıra yürümeye başlayınca: "Ey oğulcuğum!And, when he (his son) was old enough to walk with him, he said: "O my son!
Yine de tuttular, O'nun yanısıra başka birtakım tanrılar edindiler.Have they taken gods other than Him?
Bunun yanısıra duvarlarda grafik uslüp freskler vardır.In additions, there are graphic style frescos on the walls.
Antik kaynaklarda Livius Andronicus isminin yanısıra yalın olarak Livius diye anıldığı da görülür.In ancient sources, Livius Andronicus is either given that name or is simply called Livius.
İyi bir eğitim almıştı ve Latince, Lehçe'nin yanısıra Eski Doğu Slavcası konuşuyor ve yazıyordu.He was well educated and spoke and wrote Latin, Polish, and Old East Slavic.
Ama bundan çok şey öğreniyoruz, başka gezegenlerin olmasının yanısıra, boyutlarını da.Aber wir erfahren daraus sehr viel, nicht nur, dass dort ein Planet existiert, sondern auch wie groß er ist.
Ama bundan çok şey öğreniyoruz, başka gezegenlerin olmasının yanısıra, boyutlarını da.Ale dzięki nim odnajdujemy planety oraz poznajemy ich wielkość.
Ama bundan çok şey öğreniyoruz, başka gezegenlerin olmasının yanısıra, boyutlarını da.Aprendemos muchas cosas, no sólo sobre la existencia de un planeta, sino de su tamaño también.
Ama bundan çok şey öğreniyoruz, başka gezegenlerin olmasının yanısıra, boyutlarını da.Dar învățăm multe din asta, nu numai că există o planetă acolo, dar deasemenea mărimea ei.
Ama bundan çok şey öğreniyoruz, başka gezegenlerin olmasının yanısıra, boyutlarını da.하지만 이것만으로도 우리는 그곳에 행성이 있다는 사실 뿐만 아니라 그 크기까지 알아낼 수 있습니다.
Ama bundan çok şey öğreniyoruz, başka gezegenlerin olmasının yanısıra, boyutlarını da.Maar we leren er veel van, niet alleen dat er een planeet is, maar ook leren we de grootte ervan kennen.
Ama bundan çok şey öğreniyoruz, başka gezegenlerin olmasının yanısıra, boyutlarını da.Ma impareremo molto da questo, non solo che c'è un pianeta, ma anche la sua dimensione.
Ama bundan çok şey öğreniyoruz, başka gezegenlerin olmasının yanısıra, boyutlarını da.Mas aprendemos muito a partir disso, não apenas que há ali um planeta, mas também o seu tamanho.
Ama bundan çok şey öğreniyoruz, başka gezegenlerin olmasının yanısıra, boyutlarını da.Můžeme toho však touto cestou hodně zjistit - nejen, že je tam planeta, ale rovněž, jaké má rozměry.
Ama bundan çok şey öğreniyoruz, başka gezegenlerin olmasının yanısıra, boyutlarını da.Namun kami banyak belajar dari hal itu, tidak saja ada planet di sana, namun kami juga mengetahui ukurannya.
Ama bundan çok şey öğreniyoruz, başka gezegenlerin olmasının yanısıra, boyutlarını da.Z nich sa však dozvedáme veľa, nielen to, že tam je planéta, ale zistíme aj jej veľkosť.
Ama bundan çok şey öğreniyoruz, başka gezegenlerin olmasının yanısıra, boyutlarını da.Но мы много узнаём из этого, не только то что там есть планета, но также её размер.
Ama bundan çok şey öğreniyoruz, başka gezegenlerin olmasının yanısıra, boyutlarını da.Но ние научаваме много от това, не само че там има планета, но и каква е големината й.
Ama bundan çok şey öğreniyoruz, başka gezegenlerin olmasının yanısıra, boyutlarını da.אבל אנחנו לומדים הרבה מהן. לא רק שיש שם כוכב-לכת, אבל גם לומדים על גודלו.
Ama bundan çok şey öğreniyoruz, başka gezegenlerin olmasının yanısıra, boyutlarını da.لكننا نتعلم الكثير من ذلك ، ليس فقط أنه يوجد كوكب هناك ، لكننا أيضاً نعرف حجمه .
Ama bundan çok şey öğreniyoruz, başka gezegenlerin olmasının yanısıra, boyutlarını da.惑星がそこにあることだけでなく大きさもわかりました どれだけの光量が減るかで
Avimelek İbrahime karısı Sarayı geri verdi. Bunun yanısıra ona davar, sığır, köleler, cariyeler de verdi.Abimelec a luat oi şi boi, robi şi roabe, şi le -a dat lui Avraam; şi i -a dat înapoi şi pe Sara, nevastă-sa.
Avimelek İbrahime karısı Sarayı geri verdi. Bunun yanısıra ona davar, sığır, köleler, cariyeler de verdi.Allora Abimèlech prese greggi e armenti, schiavi e schiave, li diede ad Abramo e gli restituì la moglie Sara
Avimelek İbrahime karısı Sarayı geri verdi. Bunun yanısıra ona davar, sığır, köleler, cariyeler de verdi.Da nahm Abimelech Schafe und Rinder, Knechte und Mägde und gab sie Abraham und gab ihm wieder sein Weib Sara
Avimelek İbrahime karısı Sarayı geri verdi. Bunun yanısıra ona davar, sığır, köleler, cariyeler de verdi.Então tomou Abimeleque ovelhas e bois, e servos e servas, e os deu a Abraão; e lhe restituiu Sara, sua mulher;
Avimelek İbrahime karısı Sarayı geri verdi. Bunun yanısıra ona davar, sığır, köleler, cariyeler de verdi.Entonces Abimelec tomó ovejas y vacas, siervos y siervas; se los dio a Abraham y le devolvió a Sara su mujer
Avimelek İbrahime karısı Sarayı geri verdi. Bunun yanısıra ona davar, sığır, köleler, cariyeler de verdi.아비멜렉이 양과 소와 노비를 취하여 아브라함에게 주고 그 아내 사라도 그에게 돌려보내고
Avimelek İbrahime karısı Sarayı geri verdi. Bunun yanısıra ona davar, sığır, köleler, cariyeler de verdi.Tedaj vzame Abimelek ovce in goveda in hlapce in dekle, ter jih da Abrahamu in mu vrne Saro, ženo njegovo.
Avimelek İbrahime karısı Sarayı geri verdi. Bunun yanısıra ona davar, sığır, köleler, cariyeler de verdi.Tedy nabrawszy Abimelech owiec, i wołów, i sług, i służebnic, dał Abrahamowi, i wrócił mu Sarę, żonę jego.
Avimelek İbrahime karısı Sarayı geri verdi. Bunun yanısıra ona davar, sığır, köleler, cariyeler de verdi.Tedy vzav Abimelech ovce a voly, služebníky také a děvky, dal je Abrahamovi; a navrátil mu Sáru manželku jeho.
Avimelek İbrahime karısı Sarayı geri verdi. Bunun yanısıra ona davar, sığır, köleler, cariyeler de verdi.Toen schonk koning Abimélech Abraham schapen, ossen, slaven en slavinnen en gaf hem ook zijn vrouw Sara terug.
Avimelek İbrahime karısı Sarayı geri verdi. Bunun yanısıra ona davar, sığır, köleler, cariyeler de verdi.И взял Авимелех мелкого и крупного скота, и рабови рабынь, и дал Аврааму; и возвратил ему Сарру, жену его.
Avimelek İbrahime karısı Sarayı geri verdi. Bunun yanısıra ona davar, sığır, köleler, cariyeler de verdi.Тогава Авимелех взе овци и говеда, слуги и слугини, та ги даде на Авраама и върна му жена му Сара.
Avimelek İbrahime karısı Sarayı geri verdi. Bunun yanısıra ona davar, sığır, köleler, cariyeler de verdi.ויקח אבימלך צאן ובקר ועבדים ושפחת ויתן לאברהם וישב לו את שרה אשתו׃
Avimelek İbrahime karısı Sarayı geri verdi. Bunun yanısıra ona davar, sığır, köleler, cariyeler de verdi.فاخذ ابيمالك غنما وبقرا وعبيدا واماء واعطاها لابراهيم. ورد اليه سارة امرأته.
Avimelek İbrahime karısı Sarayı geri verdi. Bunun yanısıra ona davar, sığır, köleler, cariyeler de verdi.亞 比 米 勒 把 牛 羊 、 僕 婢 賜 給 亞 伯 拉 罕 、 又 把 他 的 妻 子 撒 拉 歸 還 他
Avimelek İbrahime karısı Sarayı geri verdi. Bunun yanısıra ona davar, sığır, köleler, cariyeler de verdi.亞比 米勒 把 牛羊 、 僕婢賜給 亞伯拉罕 、 又 把 他 的 妻子 撒拉 歸還 他